Toplu Bakış
TOPLU BAKIŞ
İslâm fert veya toplum için zararlı olan, bünyesinde belirsizlik, aldatma, hile, tek yanlı yarar ve haksız kazanç gibi nitelikleri taşıyan satış türlerini yasaklamıştır. Çoğunluk müctehitler yasaklanmış satış türleri için “bâtıl” veya “fâsit” terimini eş anlamda kullanırken Hanefîler temelde geçersiz olan satışa “bâtıl”, tamamlanması mümkün olan bir eksiklikten dolayı bozuk olan satışa ise “fâsit” terimini kullanmışlardır. Buna göre meselâ; şarap satışı bâtıl olurken, vade belirlenmeden yapılan satış akdi “fâsit” adını alır. Bâtıl satış geçersiz olup herhangi bir sonuç doğurmaz. Fâsit satış ise eksiklik giderilerek geçerli hale getirilebileceği gibi satılanın alıcıya teslimi, onun bu malda dönülemeyen tasarruflarda bulunması veya tüketmesi gibi hallerde satış kesinleşir ve alıcı bu malın mislini ya da kabz günündeki değerini ödemeyi üstlenmiş olur.
Yasaklama tarafların ehliyetinde, kullanılan ifadelerde veya satış konusundaki bir eksiklikten doğabileceği gibi, satışla ilgili bir niteliğin, fasit bir şartın veya şer’î bir yasağın bulunmasından dolayı da ortaya çıkmış olabilir. Aşağıda İslâm’a göre haram veya mekruh derecesinde yasak kapsamına giren alış-veriş çeşitlerini toplu bir şekilde vermeye çalışacağız.
Yasaklanmış Bulunan Başlıca Satış Türleri Şunlardır:
1. Akıl Hastasının Alış-Verişi
Akıl hastasının yapacağı alış-verişin geçerli olmadığı konusunda görüş birliği vardır. Çünkü akıl ve temyiz gücü arızalanınca eda ehliyeti ortadan kalkar. Sarhoş, baygın veya uyuşturucu alarak temyiz gücünü kaybetmiş olan kimseler de bu niteliktedir.
Ancak Hanefîlere, bir kısım Şâfiîlere ve Mâlikîlerin çoğuna göre haram yolla, kendi isteği ile sarhoş olanın alış-veriş, boşama gibi tasarrufları geçerli sayılmıştır. Hanbelîler aksi görüştedir.
2. Küçük Çocuğun Alış-Verişi
Temyiz gücüne sahip olmayan küçük çocukların çok basit şeyler dışında alış-verişlerinin geçerli olmadığı konusunda görüş birliği vardır. Temyiz gücüne sahip olan çocukların erginlik çağına kadar yapacakları alış-veriş ise Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre velilerinin iznine veya icâzetine bağlı olarak geçerlidir. Veli izin verirse satış yürürlük kazanır. Çünkü küçüklerin denenmesi, tecrübe kazanıp yetişmeleri ancak bu şekilde mümkün olur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur: “Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri deneyin. Eğer rüşde erdiklerini açıkça görürseniz mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar endişesiyle onların mallarını israf ederek, tez elden yemeyin.”340 Mümeyyiz küçüklük devresi yaklaşık yedi yaşla erginlik çağı arasındaki devreyi kapsar.
Diğer yandan mümeyyiz küçüğün bağışı kabulü gibi tamamen lehine olan tasarrufları velisinin iznine gerek olmaksızın geçerli olduğu gibi ödünç verme, borca kefâlet gibi tamamen zararına olan tasarruflar velinin izni olsa bile yürürlük kazanmaz.
Şâfiîlere göre ise erginlik çağına gelmeyen çocukların satışı geçerli değildir. Çünkü o ehliyetsizdir.
3. Zorlanan Kimsenin (Mükreh) Alış-Verişi
Bir kimse zorlama sonucu bir malını satmak zorunda kalsa Hanefîlere göre yetkisiz temsilci (fuzûlî) de olduğu gibi muâmele askıda kalır. Yürürlük kazanmaz. Eğer zorlanan kişi zorlama kalktıktan sonra satışa icazet verirse yürürlük kazanır. Hadiste zorlamanın sorumluluğu kaldırdığı belirtilir: “Şüphesiz Allah, ümmetimden yanılmayı, unutmayı ve zorlandıkları şeyin hükmünü kaldırmıştır.”
Mâlikîlere göre zorlananın satışı bağlayıcı değildir. Onun için satışı fesih veya devam ettirme arasında tercih yapma hakkı vardır. Hanbelîlere göre ise, satışın yapılması sırasında rıza bulunmadığı için böyle bir satış geçerli değildir.
4. Yetkisiz Temsilcinin (Fuzûlî) Alış-Verişi
Hanefî ve Mâlikîlere göre yetkisiz temsilcinin satışı, gerçek mal sahibinin icazetine bağlı olarak geçerlidir. Çünkü sonradan verilen icazet, önceden verilen izin gibidir. Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise böyle bir satış prensip olarak geçerli olmaz. Çünkü bir kimsenin malik olmadığı şeyi satması yasaklanmıştır. Yasak ise yasaklanan akdin fasit olmasını gerektirir.
5. A’mâya Yapılacak Satış
Çoğunluğa göre satılan malın nitelikleri belirtilerek amâya yapılacak satış geçerlidir. Çünkü onun satışa rızası vardır. Şâfiîlere göre, malın iyisini ve kötüsünü ayırt etmeye gücü yetmeyeceği için ona yapılacak satış geçerli olmaz. Çünkü onun hakkında akit konusu meçhul sayılır.
6. Kısıtlının (Mahcur) Alış-Verişi
Sefihlik, iflâs veya hastalık nedeniyle kısıtlı bulunan kimsenin alış-verişi Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîlerin tercih edilen görüşüne göre onu temsil eden velinin icazetine bağlı olarak geçerlidir. Şafiîlere göre ise ehliyetinin bulunmaması ve sözüne itibar edilmemesi nedeniyle onun satışı geçerli olmaz.
Hanefî ve Mâlikîlere göre iflâs yüzünden kısıtlı olan kimsenin satışı alacaklıların icazetine bağlı olarak geçerlidir. Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise böyle bir satış geçersizdir. Müteahhirûn (sonradan gelen) Hanefî fakihleri borcu servetini aşmış olan kimselerin kısıtlı olmasalar bile, alacaklılar razı olmadıkça bağış ve vakıf gibi tasarruflarının yürürlük kazanamayacağıına fetva vermişlerdir.
Ölüm hastasının teberrûları ise Mâlikîler dışında çoğunluğa göre, mal varlığının üçte bir sınırları içinde geçerlidir. Üçte biri aşan kısmı mirasçıların icazetine bağlıdır. Mâlikîlere göre onun taşınabilir mallarda üçte bir miktarındaki bağışı da yürürlük kazanmaz. Ev, arazi, ağaç gibi değişikliğe uğramasından korkulmayan taşınmazlarda ise bu bağış geçerli olur ve yürürlük kazanır.
7. Haksızlığa Uğrama Korkusu (Telcie) Yüzünden Satış
Zulüm ve haksızlığa uğrayıp mallarını kaybetmekten korkan kimsenin yapacağı satış Hanefîlere göre “fasit”, Hanbelîlere göre “batıl”dır. Günümüzde bazı şehir imar planlarında göstermelik yeşil alanlar ilân edip, bu yöredeki arsaları ucuz olarak elde ettikten sonra bu bölgeyi yeşil alan olmaktan çıkarma durumunda telcie satışı, sözkonusu olur. Çünkü arsa sahipleri, arsaları tamamen ellerinden çıkacağı izlenimi uyandırılarak baskı altına alınmış sayılır.
8. Fiilen Alıp-Verme Yoluyla (Muâtât) Satış:
Fiyatı önceden bilinen veya etiketi üzerinde bulunan yahut sorma ile fiyatı öğrenilen bazı mallar, parası verilerek icap-kabulde bulunmaksızın satın alınmaktadır. Gazete, dergi, ekmek, kibrit, simit satın alıp, hiç konuşmadan parayı vermek gibi.
Çoğunluk müctehitlere göre böyle bir satış geçerlidir. Çünkü satış mal mübadelesine delâlet eden her şeyle meydana gelir. Buna göre sözle, işaretle veya başka bir şeyle satış yapılabilir.
Şâfiîlere göre karşılıklı alıp-verme ile satış akdi meydana gelmez. Çünkü bütün akitlerde prensip olarak icap ve kabul bulunmalıdır. Satışın esası rızaya dayanır. Bu da sözle ifade edilirse ortaya çıkar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını bâtıl nedenlerle yemeyin. Ancak aranızda karşılıklı rıza ile yapılan ticaret yoluyla olursa bu müstesnadır.” Hz. Peygamber (s.a) de: “Satış ancak karşılıklı rıza iledir.” buyurmuştur.
Diğer yandan bazı Şâfiî bilginleri basit ve önemsiz eşyanın satışında, fiilen alıp-verme yoluyla satışı caiz görmüşlerdir. en-Nevevî (ö.676/1277) gibi bazı bilginler de bu konuda örfe göre amel edilebileceğini söylemişlerdir.
9. Yazı veya Elçi Aracılığı ile Satış:
Bu şekilde yapılan satışın geçerli olduğu konusunda görüş birliği vardır. Yazı veya elçinin karşı tarafa ulaştığı meclis satım akdinin yapıldığı meclis sayılır. Eğer karşı tarafın kabulü bu meclisten sonra gerçekleşirse satış meydana gelmez.
10. Sağır Dilsizin Satışı:
Sağır-dilsizin anlaşılan işareti veya yazacağı yazı ile yapacağı satış geçerlidir. Burada işaret ve yazı zaruret yüzünden konuşma gibi kabul edilmiştir. Eğer dilsizin anlaşılır bir işareti bulunmaz ve yazı yazmaya da gücü yetmezse yaptığı satım akdi geçerli olmaz.
11. Uyumsuz İcap ve Kabul İle Satış:
Alış-verişte icap ve kabulün birbirine uyumlu şeklide gerçekleşmiş olması gerekir. Aksi halde satım akdi oluşmaz. Meselâ; bir mala satıcı bir milyon lira, alıcı 800 bin lira fiyat söylese satış bu şekliyle meydana gelemez. Ancak bir taraf kendi isteği ile karşı tarafa fazla verirse bu satışa zarar vermez.
12. Akit Meclisinin Birliği Bozularak Yapılan Satış:
Satışın gerçekleşmesi için akit meclisinin birliği şarttır. Arada elçi, mektup, telefon, teleks gibi bir aracı olmaksızın birbirinden ayrı yerlerde bulunan kimseler alış-veriş yapamaz. Araya bu gibi aracılar girince iki yer hükmen bir sayılmış olur.
13. Kesinleşmeden Askıda Bırakılan Satış:
Bir şarta veya gelecek bir tarihe bağlanan satış Hanefîlere göre fasit, çoğunluğa göre bâtıldır. Meselâ; “sen şu malını bana şu fiyata satmak şartıyla ben de sana şu malı satıyorum” veya “şu malımı bir ay sonra sana şu fiyata satıyorum” demek gibi. Ancak muhayyerlik hakkı olan satışla, başkasının izin ve icazetine bağlı bulunan alış-verişler bu konuda istisna teşkil eder.
14. Yok Olan veya Yok Olma Tehlikesi Bulunan Şeyin Satışı:
Para peşin mal veresiye bir satış türü olan selem dışında bulunmayan bir malın satışı caiz görülmemiştir. Bu, hadisle yasaklanmıştır. Erkek hayvanın menisini veya dişinin doğacak yavrusunu satmak gibi. Çünkü burada satış akdini ifa edememe riski vardır.
15. Teslim Edilemeyen Şeyin Satışı:
Havadaki kuşun veya büyük sudaki balığın satışı bâtıldır. Çünkü burada satış akdini yerine getirememe tehlikesi vardır bü yüzden de hadisle yasaklanmıştır.
16. Borcu Vadeli Olarak Satmak:
Bir kimsenin alacağını borçlusuna peşin olarak satabileceği konusunda görüş birliği vardır. Ödünç verdiği bir ölçek buğdayı, ödünç alana peşin para ile satması gibi. Zimmet borcunun alacaklı tarafından borçluya veya üçüncü bir kişiye vadeli satışı ise caiz değildir. Çünkü Hz. Peygamber borca karşılık borcun satışını yasaklamıştır. Buradaki yasağın sebebi; teslime güç yetirememe, faiz veya aldanma rizikosunun bulunmasıdır.