بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Ticaret Ahlâkı / TİCARET AHLÂKI / Toplu Bakış
TİCARET AHLÂKI

Toplu Bakış

TOP­LU BA­KIŞ

İslâm fert ve­ya top­lum için za­rar­lı olan, bün­ye­sin­de be­lir­siz­lik, al­dat­ma, hi­le, tek yan­lı ya­rar ve hak­sız ka­zanç gi­bi ni­te­lik­le­ri ta­şı­yan sa­tış tür­le­ri­ni ya­sak­la­mış­tır. Ço­ğun­luk müc­te­hit­ler ya­sak­lan­mış sa­tış tür­le­ri için “bâtıl” ve­ya “fâsit” te­ri­mi­ni eş an­lam­da kul­la­nır­ken Hanefîler te­mel­de ge­çer­siz olan sa­tı­şa “bâtıl”, ta­mam­lan­ma­sı müm­kün olan bir ek­sik­lik­ten do­la­yı bo­zuk olan sa­tı­şa ise “fâsit” te­ri­mi­ni kul­lan­mış­lar­dır. Bu­na gö­re meselâ; şa­rap sa­tı­şı bâtıl olur­ken, va­de be­lir­len­me­den ya­pı­lan sa­tış ak­di “fâsit” adı­nı alır. Bâtıl sa­tış ge­çer­siz olup her­han­gi bir so­nuç do­ğur­maz. Fâsit sa­tış ise ek­sik­lik gi­de­ri­le­rek ge­çer­li ha­le ge­ti­ri­le­bi­le­ce­ği gi­bi sa­tı­la­nın alı­cı­ya tes­li­mi, onun bu mal­da dö­nü­le­me­yen ta­sar­ruf­lar­da bu­lun­ma­sı ve­ya tü­ket­me­si gi­bi hal­ler­de sa­tış ke­sin­le­şir ve alı­cı bu ma­lın mis­li­ni ya da kabz gü­nün­de­ki de­ğe­ri­ni öde­me­yi üst­len­miş olur.

Ya­sak­la­ma ta­raf­la­rın eh­li­ye­tin­de, kul­la­nı­lan ifa­de­ler­de ve­ya sa­tış ko­nu­sun­da­ki bir ek­sik­lik­ten do­ğa­bi­le­ce­ği gi­bi, sa­tış­la il­gi­li bir ni­te­li­ğin, fa­sit bir şar­tın ve­ya şer’î bir ya­sa­ğın bu­lun­ma­sın­dan do­la­yı da or­ta­ya çık­mış ola­bi­lir. Aşa­ğı­da İslâm’a gö­re ha­ram ve­ya mek­ruh de­re­ce­sin­de ya­sak kap­sa­mı­na gi­ren alış-ve­riş çe­şit­le­ri­ni top­lu bir şe­kil­de ver­me­ye ça­lı­şa­ca­ğız.

Ya­sak­lan­mış Bu­lu­nan Baş­lı­ca Sa­tış Tür­le­ri Şun­lar­dır:

1. Akıl Has­ta­sı­nın Alış-Ve­ri­şi

Akıl has­ta­sı­nın ya­pa­ca­ğı alış-ve­ri­şin ge­çer­li ol­ma­dı­ğı ko­nu­sun­da gö­rüş bir­li­ği var­dır. Çün­kü akıl ve tem­yiz gü­cü arı­za­la­nın­ca eda eh­li­ye­ti or­ta­dan kal­kar. Sar­hoş, bay­gın ve­ya uyuş­tu­ru­cu ala­rak tem­yiz gü­cü­nü kay­bet­miş olan kim­se­ler de bu ni­te­lik­te­dir.

An­cak Hanefîlere, bir kı­sım Şâfiîlere ve Mâlikîlerin ço­ğu­na gö­re ha­ram yol­la, ken­di is­te­ği ile sar­hoş ola­nın alış-ve­riş, bo­şa­ma gi­bi ta­sar­ruf­la­rı ge­çer­li sa­yıl­mış­tır. Hanbelîler ak­si gö­rüş­te­dir.

2. Kü­çük Ço­cu­ğun Alış-Ve­ri­şi

Tem­yiz gü­cü­ne sa­hip ol­ma­yan kü­çük ço­cuk­la­rın çok ba­sit şey­ler dı­şın­da alış-ve­riş­le­ri­nin ge­çer­li ol­ma­dı­ğı ko­nu­sun­da gö­rüş bir­li­ği var­dır. Tem­yiz gü­cü­ne sa­hip olan ço­cuk­la­rın er­gin­lik ça­ğı­na ka­dar ya­pa­cak­la­rı alış-ve­riş ise Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîlere gö­re ve­li­le­ri­nin iz­ni­ne ve­ya icâzetine bağ­lı ola­rak ge­çer­li­dir. Ve­li izin ve­rir­se sa­tış yü­rür­lük ka­za­nır. Çün­kü kü­çük­le­rin de­nen­me­si, tec­rü­be ka­za­nıp ye­tiş­me­le­ri an­cak bu şe­kil­de müm­kün olur. Ni­te­kim Kur’an-ı Ke­rim’de şöy­le bu­yu­rul­muş­tur: “Ev­len­me ça­ğı­na ge­lin­ce­ye ka­dar ye­tim­le­ri de­ne­yin. Eğer rüş­de er­dik­le­ri­ni açık­ça gö­rür­se­niz mal­la­rı­nı ken­di­le­ri­ne ve­rin. Bü­yü­ye­cek­ler de mal­la­rı­na sa­hip ola­cak­lar en­di­şe­siy­le on­la­rın mal­la­rı­nı is­raf ede­rek, tez el­den ye­me­yin.”340 Mü­mey­yiz kü­çük­lük dev­re­si yak­la­şık ye­di yaş­la er­gin­lik ça­ğı ara­sın­da­ki dev­re­yi kap­sar.

Di­ğer yan­dan mü­mey­yiz kü­çü­ğün ba­ğı­şı ka­bu­lü gi­bi ta­ma­men le­hi­ne olan ta­sar­ruf­la­rı ve­li­si­nin iz­ni­ne ge­rek ol­mak­sı­zın ge­çer­li ol­du­ğu gi­bi ödünç ver­me, bor­ca kefâlet gi­bi ta­ma­men za­ra­rı­na olan ta­sar­ruf­lar ve­li­nin iz­ni ol­sa bi­le yü­rür­lük ka­zan­maz.

Şâfiîlere gö­re ise er­gin­lik ça­ğı­na gel­me­yen ço­cuk­la­rın sa­tı­şı ge­çer­li de­ğil­dir. Çün­kü o eh­li­yet­siz­dir.

3. Zor­la­nan Kim­se­nin (Mük­reh) Alış-Ve­ri­şi

Bir kim­se zor­la­ma so­nu­cu bir ma­lı­nı sat­mak zo­run­da kal­sa Hanefîlere gö­re yet­ki­siz tem­sil­ci (fuzûlî) de ol­du­ğu gi­bi muâmele as­kı­da ka­lır. Yü­rür­lük ka­zanmaz. Eğer zor­la­nan ki­şi zor­la­ma kalk­tık­tan son­ra sa­tı­şa ica­zet ve­rir­se yü­rür­lük ka­za­nır. Ha­dis­te zor­la­ma­nın so­rum­lu­lu­ğu kal­dır­dı­ğı be­lir­ti­lir: “Şüp­he­siz Al­lah, üm­me­tim­den ya­nıl­ma­yı, unut­ma­yı ve zor­lan­dık­la­rı şe­yin hük­mü­nü kal­dır­mış­tır.”

Mâlikîlere gö­re zor­la­na­nın sa­tı­şı bağ­la­yı­cı de­ğil­dir. Onun için sa­tı­şı fe­sih ve­ya de­vam et­tir­me ara­sın­da ter­cih yap­ma hak­kı var­dır. Hanbelîlere gö­re ise, sa­tı­şın ya­pıl­ma­sı sı­ra­sın­da rı­za bu­lun­ma­dı­ğı için böy­le bir sa­tış ge­çer­li de­ğil­dir.

4. Yet­ki­siz Tem­sil­ci­nin (Fuzûlî) Alış-Ve­ri­şi

Hanefî ve Mâlikîlere gö­re yet­ki­siz tem­sil­ci­nin sa­tı­şı, ger­çek mal sa­hi­binin ica­ze­ti­ne bağ­lı ola­rak ge­çer­li­dir. Çün­kü son­ra­dan ve­ri­len ica­zet, ön­ce­den ve­ri­len izin gi­bi­dir. Şâfiî ve Hanbelîlere gö­re ise böy­le bir sa­tış pren­sip ola­rak ge­çer­li ol­maz. Çün­kü bir kim­se­nin ma­lik ol­ma­dı­ğı şe­yi sat­ma­sı ya­sak­lan­mış­tır. Ya­sak ise ya­sak­la­nan ak­din fa­sit ol­ma­sı­nı ge­rek­ti­rir.

5. A’mâya Ya­pı­la­cak Sa­tış

Ço­ğun­lu­ğa gö­re sa­tı­lan ma­lın ni­te­lik­le­ri be­lir­ti­le­rek amâya ya­pı­la­cak sa­tış ge­çer­li­dir. Çün­kü onun sa­tı­şa rı­za­sı var­dır. Şâfiîlere gö­re, ma­lın iyi­si­ni ve kö­tü­sü­nü ayır­t et­me­ye gü­cü yet­me­ye­ce­ği için ona ya­pı­la­cak sa­tış ge­çer­li ol­maz. Çün­kü onun hak­kın­da akit ko­nu­su meç­hul sa­yı­lır.

6. Kı­sıt­lı­nın (Mah­cur) Alış-Ve­ri­şi

Se­fih­lik, iflâs ve­ya has­ta­lık ne­de­niy­le kı­sıt­lı bu­lu­nan kim­se­nin alış-ve­ri­şi Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîlerin ter­cih edi­len gö­rü­şü­ne gö­re onu tem­sil eden ve­li­nin ica­ze­ti­ne bağ­lı ola­rak ge­çer­li­dir. Şafiîlere gö­re ise eh­li­ye­ti­nin bu­lun­ma­ma­sı ve sö­zü­ne iti­bar edil­me­me­si ne­de­niy­le onun sa­tı­şı ge­çer­li ol­maz.

Hanefî ve Mâlikîlere gö­re iflâs yü­zün­den kı­sıt­lı olan kim­se­nin sa­tı­şı ala­cak­lı­la­rın ica­ze­ti­ne bağ­lı ola­rak ge­çer­li­dir. Şâfiî ve Hanbelîlere gö­re ise böy­le bir sa­tış ge­çer­siz­dir. Müteahhirûn (son­ra­dan ge­len) Hanefî fa­kih­le­ri bor­cu ser­ve­ti­ni aş­mış olan kim­se­le­rin kı­sıt­lı ol­ma­sa­lar bi­le, ala­cak­lı­lar ra­zı ol­ma­dık­ça ba­ğış ve va­kıf gi­bi ta­sar­ruf­la­rı­nın yü­rür­lük ka­za­na­ma­ya­ca­ğı­ı­na fet­va ver­miş­ler­dir.

Ölüm has­ta­sı­nın teberrûları ise Mâlikîler dı­şın­da ço­ğun­lu­ğa gö­re, mal var­lı­ğı­nın üç­te bir sı­nır­la­rı için­de ge­çer­li­dir. Üç­te bi­ri aşan kıs­mı mi­ras­çı­la­rın ica­ze­ti­ne bağ­lı­dır. Mâlikîlere gö­re onun ta­şı­na­bi­lir mal­lar­da üç­te bir mik­ta­rın­da­ki ba­ğı­şı da yü­rür­lük ka­zan­maz. Ev, ara­zi, ağaç gi­bi de­ği­şik­li­ğe uğ­ra­ma­sın­dan kor­kul­ma­yan ta­şın­maz­lar­da ise bu ba­ğış ge­çer­li olur ve yü­rür­lük ka­za­nır.

7. Hak­sız­lı­ğa Uğ­ra­ma Kor­ku­su (Tel­cie) Yü­zün­den Sa­tış

Zu­lüm ve hak­sız­lı­ğa uğ­ra­yıp mal­la­rı­nı kay­bet­mek­ten kor­kan kim­se­nin ya­pa­ca­ğı sa­tış Hanefîlere gö­re “fa­sit”, Hanbelîlere gö­re “ba­tıl”dır. Gü­nü­müz­de ba­zı şe­hir imar plan­la­rın­da gös­ter­me­lik ye­şil alan­lar ilân edip, bu yö­re­de­ki ar­sa­la­rı ucuz ola­rak el­de et­tik­ten son­ra bu böl­ge­yi ye­şil alan ol­mak­tan çı­kar­ma du­rumun­da tel­cie sa­tı­şı, söz­ko­nu­su olur. Çün­kü ar­sa sa­hip­le­ri, ar­sa­la­rı ta­ma­men el­le­rin­den çı­ka­ca­ğı iz­le­ni­mi uyan­dı­rı­la­rak bas­kı al­tı­na alın­mış sa­yı­lır.

8. Fi­i­len Alıp-Ver­me Yo­luy­la (Muâtât) Sa­tış:

Fi­ya­tı ön­ce­den bi­li­nen ve­ya eti­ke­ti üze­rin­de bu­lu­nan ya­hut sor­ma ile fi­ya­tı öğ­re­ni­len ba­zı mal­lar, pa­ra­sı ve­ri­le­rek icap-ka­bul­de bu­lun­mak­sı­zın sa­tın alın­mak­ta­dır. Ga­ze­te, der­gi, ek­mek, kib­rit, si­mit sa­tın alıp, hiç ko­nuş­ma­dan pa­ra­yı ver­mek gi­bi.

Ço­ğun­luk müc­te­hit­le­re gö­re böy­le bir sa­tış ge­çer­li­dir. Çün­kü sa­tış mal mü­ba­de­le­si­ne delâlet eden her şey­le mey­da­na ge­lir. Bu­na gö­re söz­le, işa­ret­le ve­ya baş­ka bir şey­le sa­tış ya­pı­la­bi­lir.

Şâfiîlere gö­re kar­şı­lık­lı alıp-ver­me ile sa­tış ak­di mey­da­na gel­mez. Çün­kü bü­tün akit­ler­de pren­sip ola­rak icap ve ka­bul bu­lun­ma­lı­dır. Sa­tı­şın esa­sı rı­za­ya da­ya­nır. Bu da söz­le ifa­de edi­lir­se or­ta­ya çı­kar. Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yu­rur: “Ey iman eden­ler! Bir­bi­ri­ni­zin mal­la­rı­nı bâtıl ne­den­ler­le ye­me­yin. An­cak ara­nız­da kar­şı­lık­lı rı­za ile ya­pı­lan ti­ca­ret yo­luy­la olur­sa bu müs­tes­na­dır.” Hz. Pey­gam­ber (s.a) de: “Sa­tış an­cak kar­şı­lık­lı rı­za ile­dir.” bu­yur­muş­tur.

Di­ğer yan­dan ba­zı Şâfiî bil­gin­le­ri ba­sit ve önem­siz eş­ya­nın sa­tı­şın­da, fi­i­len alıp-ver­me yo­luy­la sa­tı­şı ca­iz gör­müş­ler­dir. en-Nevevî (ö.676/1277) gi­bi ba­zı bil­gin­ler de bu ko­nu­da ör­fe gö­re amel edi­le­bi­le­ce­ği­ni söy­le­miş­ler­dir.

9. Ya­zı ve­ya El­çi Ara­cı­lı­ğı ile Sa­tış:

Bu şe­kil­de ya­pı­lan sa­tı­şın ge­çer­li ol­du­ğu ko­nu­sun­da gö­rüş bir­li­ği var­dır. Ya­zı ve­ya el­çi­nin kar­şı ta­ra­fa ulaş­tı­ğı mec­lis sa­tım ak­di­nin ya­pıl­dı­ğı mec­lis sa­yı­lır. Eğer kar­şı ta­ra­fın ka­bu­lü bu mec­lis­ten son­ra ger­çek­le­şir­se sa­tış mey­da­na gel­mez.

10. Sa­ğır Dil­si­zin Sa­tı­şı:

Sa­ğır-dil­si­zin an­la­şı­lan işa­re­ti ve­ya ya­za­ca­ğı ya­zı ile ya­pa­ca­ğı sa­tış ge­çerli­dir. Bu­ra­da işa­ret ve ya­zı za­ru­ret yü­zün­den ko­nuş­ma gi­bi ka­bul edil­miş­tir. Eğer dil­si­zin an­la­şı­lır bir işa­re­ti bu­lun­maz ve ya­zı yaz­ma­ya da gü­cü yet­mez­se yap­tı­ğı sa­tım ak­di ge­çer­li ol­maz.

11. Uyum­suz İcap ve Ka­bul İle Sa­tış:

Alış-ve­riş­te icap ve ka­bu­lün bir­bi­ri­ne uyum­lu şek­li­de ger­çek­leş­miş ol­ma­sı ge­re­kir. Ak­si hal­de sa­tım ak­di oluş­maz. Meselâ; bir ma­la sa­tı­cı bir mil­yon li­ra, alı­cı 800 bin li­ra fi­yat söy­le­se sa­tış bu şek­liy­le mey­da­na ge­le­mez. An­cak bir ta­raf ken­di is­te­ği ile kar­şı ta­ra­fa faz­la ve­rir­se bu sa­tı­şa za­rar ver­mez.

12. Akit Mec­li­si­nin Bir­li­ği Bo­zu­la­rak Ya­pı­lan Sa­tış:

Sa­tı­şın ger­çek­leş­me­si için akit mec­li­si­nin bir­li­ği şart­tır. Ara­da el­çi, mek­tup, te­le­fon, te­leks gi­bi bir ara­cı ol­mak­sı­zın bir­bi­rin­den ay­rı yer­ler­de bu­lu­nan kim­se­ler alış-ve­riş ya­pa­maz. Ara­ya bu gi­bi ara­cı­lar gi­rin­ce iki yer hük­men bir sa­yıl­mış olur.

13. Ke­sin­leş­me­den As­kı­da Bı­ra­kı­lan Sa­tış:

Bir şar­ta ve­ya ge­le­cek bir ta­ri­he bağ­la­nan sa­tış Hanefîlere gö­re fa­sit, ço­ğun­lu­ğa gö­re bâtıldır. Meselâ; “sen şu ma­lı­nı ba­na şu fi­ya­ta sat­mak şar­tıy­la ben de sa­na şu ma­lı sa­tı­yo­rum” ve­ya “şu ma­lı­mı bir ay son­ra sa­na şu fi­ya­ta sa­tı­yo­rum” de­mek gi­bi. An­cak mu­hay­yer­lik hak­kı olan sa­tış­la, baş­ka­sı­nın izin ve ica­ze­ti­ne bağ­lı bu­lu­nan alış-ve­riş­ler bu ko­nu­da is­tis­na teş­kil eder.

14. Yok Olan ve­ya Yok Ol­ma Teh­li­ke­si Bu­lu­nan Şe­yin Sa­tı­şı:

Pa­ra pe­şin mal ve­re­si­ye bir sa­tış tü­rü olan se­lem dı­şın­da bu­lun­ma­yan bir ma­lın sa­tı­şı ca­iz gö­rül­me­miş­tir. Bu, ha­dis­le ya­sak­lan­mış­tır. Er­kek hay­va­nın me­ni­si­ni ve­ya di­şi­nin do­ğa­cak yav­ru­su­nu sat­mak gi­bi. Çün­kü bu­ra­da sa­tış ak­di­ni ifa ede­me­me ris­ki var­dır.

15. Tes­lim Edi­le­me­yen Şe­yin Sa­tı­şı:

Ha­va­da­ki ku­şun ve­ya bü­yük su­da­ki ba­lı­ğın sa­tı­şı bâtıldır. Çün­kü bu­ra­da sa­tış ak­di­ni ye­ri­ne ge­ti­re­me­me teh­li­ke­si var­dır bü yüz­den de ha­dis­le ya­sak­lan­mış­tır.

16. Bor­cu Va­de­li Ola­rak Sat­mak:

Bir kim­se­nin ala­ca­ğı­nı borç­lu­su­na pe­şin ola­rak sa­ta­bi­le­ce­ği ko­nu­sun­da gö­rüş bir­li­ği var­dır. Ödünç ver­di­ği bir öl­çek buğ­da­yı, ödünç ala­na pe­şin pa­ra ile sat­ma­sı gi­bi. Zim­met bor­cu­nun ala­cak­lı ta­ra­fın­dan borç­lu­ya ve­ya üçün­cü bir ki­şi­ye va­de­li sa­tı­şı ise ca­iz de­ğil­dir. Çün­kü Hz. Pey­gam­ber bor­ca kar­şı­lık bor­cun sa­tı­şı­nı ya­sak­la­mış­tır. Bu­ra­da­ki ya­sa­ğın se­be­bi; tes­li­me güç ye­ti­re­me­me, fa­iz ve­ya al­dan­ma ri­zi­ko­su­nun bu­lun­ma­sı­dır.