بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / KUMAR
Arşiv — Eski İçerikler

KUMAR

Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimalli bir şeye bağlı kalarak mal vermek veya almak. Adı ne olursa olsun bu özelliği taşıyan para veya mal karşılığı oynanan her oyun ve ortak bahis kumardır. Kolaylıkla mal çarpmak veya çarptırmak olduğu için Kuran’da “meysir” denilen kumar, kolaylık anlamındaki “yûsr” kökünden gelmektedir.

Kumar, insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe sürükleyen, çalışma gücünü yok edip insanlar arasına kin ve düşmanlık saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında unutulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü İslâm dininde karam kılınmıştır.

Bu konuda Kuran- Kerim’de şöyle buyurulu.

“Aranızda mallarınızı haksız sebeplerle ve batıl yollarla yemeyin” (El- Bakara, 2/188; En- Nisa, 4/29).

“Ey İnananlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının k kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz şeytan içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister” (El- Maide, 5/90, 91;İbn Abidin Reddû-l Muhtar, İstanbul 1307, V, s. 355; Hamdi Yazır, Hak dini Kuran dini, İstanbul 1960, II, s. 766).

Kumar ve zararları

Yasak ve günah olması bakımından içki ile kumar arasında hiçbir fark yoktur. Allah Teâlâ her ikisini de, aynı ayet-i kerime ile harâm kılmıştır:

“Ey iman edenler, içki, kumar, putlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden birer pisliktir. Onun için siz bunlardan kaçının ki muradınıza eresiniz.” (el- Maide, 5/90).

Oynayana kazanç veya zarara getiren her türlü şans oyunu kumardır. Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa haksızlık yapmaktır. Kumar, toplumsal bir felâkettir. Dinin şiddetle yasakladığı bu yıkıcı kötülüğün pek çok aileyi sefil ve perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği heyecan ile sabahlara kadar kumar masalarından ayrılmayanlar, orada, sağlıklarını, servetlerini, ahlâklarını ve vakitlerini bırakarak insanlıktan uzaklaşır; bir gün günah kazananlar başka bir gün kaybederler.

Kumarda kaybedilen parada çoluk- çocuğun, fakirlerin hakkı vardır. Kazanılan para da meşrû değildir. Kumar yaygınlaştıkça toplumsal zararlar artar. Çalışmanın yerini tembellik alır. İş hayatın da verim düşer. Kumar beraberinde içki, yalancılık, hırs, kin, intikam, cinayet gibi kötülükleri de getirir.

Kumar aile hayatında düzensizliklere, anlaşmazlıklara, ihmallere sebep olur. Kumar yüzünden, dinini, namusunu, vatanını satan, her türlü kutsal değeri ayaklar altına alan pek çok kişi vardır.

Kumar, içki gibi çok kısa bir zamanda alışkanlık hâline gelir. Bir daha ondan kurtulmak çok zor olur. Bunun için ve kumar alışkanlığı çok tehlikeli alışkanlıklardandır.

Sonunda para kazanılan veya kaybedilen, zar, oyun kağıtları, piyango, spor- toto, loto, müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumardır.

Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. İnsan, kazandıkça kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını çıkarmak için yine oynar. Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısına ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence sözü ile baktıkları unutulmamalıdır.

Sosyal bir afet olan kumardan sakınmak kadar çevremizdeki insanları özellikle aile fertlerimizi de bundan koruma önemli bir görevdir. Kuran- Kerim’de aile bireylerinin zararlı kötü işlerden sakındırılıp, Allah ve Rasûlünün istediği bir yaşantı için eğitilmesi görevi aile reislerine verilmektedir:

“Ey İman edenler! Yaktı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin başında sert ve şiddetli, Allah emrine karşı gelmeyen, verilen emirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır” (Et- Tahrim, 66/6).

Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilardo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği taktirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur.

HZ. Peygamber’in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır: “Tavla oynayan, Allah’a ve Resûlüne âsî olmuştur” (Ebu Davud, Edeb, 56; İbn Mace, Edeb, 43; Malik, Muvatta’, 6 ; Ahmet b Hanbel, Müsned, IV, 394/397, 400).

“Tavla oynayıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumu, irin ve domuz kanı ile aptest alıp, kalkarak namaz kılanın durumuna benzer” (Ahmet b Hanbel , V,370).

İslam hukukçularının çoğunluğu bu hadislerdeki genel yasaklamaya bakarak, kumar amacı olsun veya olmasın tavlanın caiz olmadığını söylemişlerdir. İbn El- Müseyyeb ve bazı bilginler ise, kumar amacı dışında tavla oynamamanın haram olmadığı kanaatindedir. İskambil ve domino oyunları da tavla ile aynı niteliktedir.

Arapça aslı “satranç” olan ve Türkçe’ye “satranç” olarak geçen oyun ise sahabe devrinde ortaya çıktığından, bu konuda HZ. Peygamber’den sağlam bir hadis intikal etmemiştir. Sahabe ve tabiî bilginleri ile daha sonrakiler satrançla ilgili üç görüş öne sürmüşlerdir:

Abdullah b. Abbas, Ebu Hureyre, İbn Şirîn, Hişam b. Urve, Saîd b. El- müseyyeb, Saîd b. El- Cübeyr gibi sahabe ve tabii bilgilerine göre satranç oynamak mübahtır.

İmam Şafiî’ye göre, satranç tenzihen mekruh, Ebu Hanife, Mâlik ve Ahmet b. Hanbel’e göre ise haramdır.

Satrancın bir şans oyunundan çok, bir zeka oyunu ve beyin sporu özelliği dikkate alınarak, bir de hakkında kesin bir yasaklama hükmünün bulunmadığına bakılarak bir sonuca ulaşılmıştır. Ancak sahabenin bunu tavlaya kıyas ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Abdullah b. Ömer’den şöyle dediği nakledilir: “Satranç tavladan daha kötüdür.” Hz. Ali’nin onu, kumar türünden saydığı belirtilir” (İbn Kesir, Tefsiru’l- Kurani’l- Azim, İstanbul 1985, III, 170).

Diğer yandan Yahya b. Said’in, İmam Malik’ten şu sözleri işittiği nakledilir: “Satrançta hayır yoktur, satranç ve onun dışındaki diğer batıl kumar oyunlarını oynamak çirkindir” (mekruh). İmam Malik bunları söylerken şu ayeti okuyordu: “Hakk’ın dışında sapıklıktan başka ne vardır” (Yunus, 10/32; bk. Malik, Muvatta, Ri’ya, 7). Dama da satranç benzeri bir oyundur. Tenis ve bilardo oyunlarında ise spor hâkimdir. Meşrû olmayan başka unsurlar eklenmediği taktirde mübah olmaları gerekir.

Sonuç olarak, kumar amacı olmaksızın dinlenmek, eğlenmek ve zevk için oynanılan oyunların da mübah olabilmesi için dört şart öngörülmüştür: Oyun;

a. Namazın geçmesine yada gecikmesine yol açmamalı.

b. Hiçbir menfaat beklememeli.

c. Oyun sırasında dilini kötü ve boş şeylerden korumalı.

d. Normal eğlenme ve dinlenme ölçülerini aşarak vakit israfına yol açmamalı.