بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / İSYAN
Arşiv — Eski İçerikler

İSYAN

‘İsyan’ın sözlük anlamı, bir şeyi asa (değnek) ile engellemek demektir.

Bu kelime zamanla, her türlü kaşı çıkma, itaatsizlik etme, karşı koyma anlamlarını kazanmıştır.

İsyan edene (âsi) denir.

Allah’ın emirleri ve ilkeleri çerçevesinde üzerine düşeni yapmaktan kaçınma durumu, Allah (c.c.)’ı dinlemeyerek itaatsizlik yapma ahlâkı ‘isyan’dır.

Meşru (dine uygun) bir yönetime itaat etmeyerek, karşı çıkan, kanunları dinlemeyen kimselerin yaptığı da bir ‘isyan’dır. Bu anlamıyla isyan, ‘baği’ kelimesiyle eş anlamlıdır.

Hz. Musa’nın değneğinin adı da (âsi) idi. Yani ‘isyan’ kelimesinin kökü. Hz. Musa (a.s.)’nın asası hem bilinen ‘değnek’ idi, hem de o günün Tağut’u olan Firavun’a karşı O’nun haklı isyanını sembolize ediyordu.

Hz. Musa, Firavun’un tanrılık iddiasına ve saltanatına isyan etmişti. Çünkü Firavun, yoldan çıkmıştı, tanrılık yapmaya kalkmıştı. Bir zulüm düzeni kurmuştu ve o düzen ile insanlara haksız yere hükmediyordu. Hz. Musa (a.s.) ise Allah’tan aldığı emirle ona karşı gelmişti, ona itaat etmemişti.

Şeytan, Allah’ın ‘Adem’e secde edin,’ emrine karşı gelerek ilk defa isyan eden oldu. Yani Allah’a karşı geldi, itaat etmedi. Demek ki ‘isyan’ kavramı karşı çıkılan olayın özelliğine göre hem olumlu ve hem de olumsuz bir anlama gelebilir.

Hz. Adem (a.s.)’in yasak meyveyi yemesi Allah (c.c.)’a karşı bir itaatsizlikti. Ancak O, hatasında direnmedi ve tevbe etti. Halbuki şeytan isyanın sürdürdü, inatlaştı, isyanı ilâh haine getirdi.

İsyanın İki Anlamı

‘İsyan’ kavramının özünde yapmak ile yıkmak anlayışı vardır. Günahkârlar ve isyânkarlar yıkmak için, Allah’a ve onun buyruklarına İslâmi olana karşı çıkarlar ve yıkıcı olurlar. Peygamberler ve onların izinden giden müminler ise, kötülüklere ve Allah’a itaatsizlik eden zalimlere itaat etmezler, onlara ve onların zulümlerine karşı çıkarlar ve müfsitlerin yıktıklarını yapmaya çalışırlar.

İnsanların yapmaya devam ettikleri yanlış adetlere, yönetimlerin uyguladıkları yanlışlıklara karşı çıkmamak, korkaklıktır, teslimiyetçiliktir. Ortada olan kötülükleri ve yanlışları kabul edip ses çıkarmamak, ilerlemeyi, yükselmeyi ve olgunlaştırmayı durdurur.

İsyan kelimesinin olumsuz anlamı, Allah’a ve onun peygamberlerinin yoluna karşı çıkıştır. Allah (c.c.)’a kulluk yapması için yaratılan insanlardan bir kısmı, Allah’ın emirlerine bile bile karşı gelmekte, isyan etmektedirler. Bundan dolayı günah kazanmaktadırlar.

Müminler, Allah’tan kendilerine bir emir geldiği zaman şöyle derler:

“Ey Rabbimiz! Dinledik ve itaat ediyoruz. Senin mağfiretine (bağışlamana) sığınıyoruz. Ey Rabbimiz, dönüş Sanadır.” (Bakara sûresi, 2-285)

Allah’ın emirleri karşısında alaycı bir tavır takınanlar da “Dinledik ve isyan ediyoruz.” (Bakara sûresi, 2-93) derler ve alçak seviyelerini ortaya koyarlar.

Mümin, kendi görüş, davranış ve seçme tercihini Rabbinin doğru hükümlerine teslim eder. Her konuda O’nun ölçüsüyle hareket eder, O’nun insanlar için gönderdiği ayetlere boyun eğer. Peygamberi aracılığıyla gönderdiklerini kabul eder ve onlara uyar.

“Allah ve Rasûlü bir işte hüküm verdiği zaman, artık mümin bir erkekle mümin kadına, o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlüne isyan ederse (karşı gelirse) apaçık bir sapıklığa düşmüştür.” (Ahzab sûresi, 33-36)

Aldanan, unutan, gaflete düşenler ile, inanmayanlar; Allah’a itaat etmezler, O’nun ilkelerine isyan ederler. Böyleleri Allah’ın ilâhlığını ve Rabb oluşunu yeterince takdir edemeyen ve aklını yerli yerinde kullanmayanlardır. Onlar sürekli azap kazanırlar ve ahiretteki sonları da pek iyi olmayacaktır.

İlk isyancı şeytandır. Öyleyse kim aynen onun gibi kibirlenerek Rabbine itaatsizlik ederse, onda şeytan ahlâkı var demektir.

Allah’a ve peygambere isyan edenler, kendi arzularını (hevalarını) üstün gören, Allah’ın Rabliğini ve büyüklüğünü takdir edemeyenlerdir. İsyan edenler, her zaman yanlış yaparlar, zalim olurlar ve yeryüzünde sürekli bozgun (fesat) çıkarırlar.

Müminler zararlı, yanlış, batıl ve sapık fikirlere, inançlara, sistemlere isyan ederler (itaat etmezler), Hakk’a boyun eğerler. Allah’a hiçbir şekilde isyan etmeyen peygamberleri ve melekleri örnek alırlar. (Tahrim sûresi, 6-66.)

Allah ve onun peygamberine isyan, Onu tanımamak, Onun koyduğu kanunları hiçe saymak demektir. Bu da insanın İslam’dan uzaklaşmasına sebep olur.