بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Siyaset Ahlâkı / İSLAM AHLAKI ve ÖZELLİKLERİ / İslam Ahlakının Genel Özellikleri
İSLAM AHLAKI ve ÖZELLİKLERİ

İslam Ahlakının Genel Özellikleri

İSLÂM AHLÂKININ ÖZELLİKLERİ

Yukarıda belirttiğimiz kaynaklara dayanan ve zikrettiğimiz alanları

kapsamına alan İslâm Ahlâkının özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Küfür ve şirke düşmemiş, çeşitli din ve mezheplerin

sarıldığı ahlâk prensiplerindeki kusur ve eksiklikler İslâm Ahlâkında bulunmaz.

Çünkü, bu ahlâkta insanın ahlâki görev ve sorumluluklardan kaçıp kurtulması

için bir takım açık kapılar bırakılmamıştır.

2. İslâm ahlâkında ahiret inancının da devreye

sokulmasıyla, ahlâkın genel prensipleri tam bir değişmezlik kazanmış ve hiç

sarsılmayacak bir şekilde kuvvetlenip, insanın eylem ve davranışları da

istikrara kavuşturulmuştur.

3. İslâm ahlâkı, gerçeği bütün cepheleriyle ele almıştır.

Filozoflarca bölük pörçük ele alınan gerçeklik, İslâm ahlâkında

bütünleştirilmiştir. Örneğin, “Hazz”ın İslâm ahlâkında yeri vardır; çünkü o bir

değer taşır; fakat biricik çözüm yolu ve kurtuluş değildir. Yine “Kemal”in de bir

yeri ve değeri vardır. “Vazife”de öyle, “Vicdan”. İşte İslâm ahlâkı, bu dağınık

ve tekli çözüm yolunu bir disiplin içinde ve bir ağacın dalları gibi birbirine

uygun bir şekilde düzenlemektedir. İslâm ahlâkının tasvip etmediği nokta ise,

bütün insan davranışlarını bunların yalnız biriyle açıklama yanlışlığıdır.

4. İslâm ahlâkı, gerçekçi ve dini (Rationel-Thêologique)

bir ahlaktır. Bir yandan metafizik ve tabiat-üstü bir kaynaktan doğmakta; diğer

taraftan ise, kuralları akıl ve muhakeme ile güçlendirilmektedir. Diğer

ahlâklar, “Vazife ahlâkı”, “Hayır ahlâkı”. “Feragat Ahlâkı” gibi çeşitli

kısımlara ayrılırken, İslâm ahlâkı hem ‘vazife’yi, hem ‘hayır’ı hem de

‘feragat’ı kendi bünyesinde ve

sisteminin bir gereği olarak içermektedir.

5. İslâm ahlâkı, bütün ahlâk problemlerine cevap veren,

hayatta her probleme çözüm teklif eden geniş ve bütün dünyayı kapsayan bir

sistemdir. Bu kadar geniş ve büyük bir ahlâk sistemi görülmemiştir.Çünkü bu

ahlâk, hem ferdî, hem dinî, hem de sosyal ihtiyaçları karşılamaktadır. O, bir

taraftan Liberalist görünürken, diğer taraftan sıkı bir mali disiplin kurar.

Realist görüşler yanında, idealist bir manzara gösterir.

Gerekli olan gelenekleri ve âdetleri koruyarak ‘muhafazakâr’ görünürken,

büsbütün yeni esaslar kurarak büyük bir yenilik hamlesi taşır. Aklî elemanları

yanında mistik görüşleri de ihtiva eder. Bu karakteriyle İslâm ahlâkı dünyayı

içine alan, uzlaştırıcı ve birleştirici rolünü tam bir başarıyla

gerçekleştirir.

6. İslam ahlâkı akla uygun ve teşkilâtlı bir yapıdır. Bu

yapıda bütün elemanlar işbirliği ile çalışır. Fonksiyonlarını tam bir düzen ve

dayanışma içinde işletir. En yüksek bir ideal, pratik bir fiil ile uyuşur. Çok

sert bir kural, yumuşak bir davranışla yumuşatılır ve düzenlenir. Akıl, iman

içinde tamamlanır; iman da akılla sağlamlaşır. Fert kendi şahsiyetini

geliştirirken, toplumun genel kurallarına da ayak uydurur. Toplum da manevî

haklarını fertlerine uygularken, onlardan lüzumsuz ve faydasız fedakarlıklar

istemez; herkesten yapabileceği kadarını bekler.

7. İslâm ahlâkının en temel özelliklerinden birisi de

pratik olmasıdır. Müslümanlar İslâm ahlâkını yeryüzünde yaşayan kimselerdir.

Hayata uygulanan bu ahlâk kurallarında bir yumuşaklık ve hoşgörü vardır.

8. İslâm ahlâkında görevler sınırlandırılmış ve bir

hiyerarşiye tabi tutulmuştur. Mükellef olmanın şartları belirtilmiş, her

vazifenin insan gücüne göre ayarlanması esas kabul edilmiştir. Ahlâki bir emir,

aynı zamanda, dinî bir vazife halini almıştır. Bu sebeple İslâm, insanı yalnız

ahlâklı yaparak orada bırakmaz, daha da yükselterek hayırlara anahtar, şerlere

kilit yapmayı hedefler. (1)

--------------------------------

(1) Son Devir Osmanlı Düşüncesinde Ahlâk, Hüsameddin Erdem, s.25.