HİDAYET
‘Hidayet’, hedefe götüren şeyi göstermek, rehberlik yapmak, bir hedefe giden yolda yürümek, iyilik ve yumuşaklıkla yol göstermek demektir.
İslâm’ın bir adı “sırat-ı müstakim” yani dosdoğru yol ise, diğer adı da “hidayettir”, yani insanı Allah (c.c.)’a götüren yol. Bir başka deyişle, insanı dünya hayatının amacına ulaştıran rehber.
Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim İslâm’ı kabul edip yaşayanlar için “hidayet-i bulanlar”, “hidayette olanlar” tanımlamasının yapıyor. (1)
Hidayetin karşıtı “dalalettir. Yani sapıklıktır, karanlıkta kalmaktır.
Aynı gökten gelen “ihtida” hidayeti buldurmak, doğru yolda olmasını sağlamak,
“Hadi” yani hidayete erdirici, hidayet verici,
“Hüda” hidayeti gösteren, Hakk’ın âyetlerini bildiren delil, doğru yolu gösteren belge anlamındadır.
Asıl hidayet Allah’tan gelir. Bunun anlamı, insanın doğru yolu bulmasını sağlayan Allah (c.c.)’tır. İnsanlara hidayeti anlatan peygamberleri ve kitapları gönderen Allah’tır. İnsan yalnızca kendi aklıyla, tek başına hidayetin nasıl olduğunu bilemez. Ancak Allah (c.c.)’ın bildirdiğini aklıyla anlar.
Hidayet, yaratıcının insanlara ulaştırdığı bir rahmet ve bir iyiliktir. O aynı zamanda doğru yolu göstermek ve bu doğru yolda kalmaya yardımcı olmak demektir. Yaratıcı, hem insana hidayeti bildiriyor, doğru yolun ne olduğunu gösteriyor, hem de bu hidayeti kabul edenlerin doğru yolda sürekli kalmasının fırsatlarını veriyor.
İnsanın en önemli özelliklerinden birisi de, hangi tarafa gittiğini, hangi yöne yöneldiğini bilmesidir. İnsanın yönünü ve hayatının hedefini, inanma duygusu gösterir. Kişi Hidayet adı verilen İslâm’a inanırsa yolu ve yönü düzgün olur, hedefinin ne olması gerektiğini bilir. ‘Dalalet’ denilen İslâm dışı sapık yollara bağlanır ve onların gereklerini yaparsa hayatının amacını bulamaz ve gitmesi gereken asıl yönü tayin edemez. (2)
Yaratıcı, insana ‘Hidayet’i veya ‘Dalalet’i seçebilme gücü vermiştir. Kişi istediğini seçer. Ancak Yüce Allah (c.c.) kendi hidayetinin dışındaki bütün yolların sapıklık ve karanlık olduğunu açıklayarak insanı uyarıyor. (3)
Gerçek Hidayet’in kaynağı Allah’tır. (4) Fakat Allah (c.c.) hidayeti kabul etmeleri için kullarını zorlamaz. Onlara Hidayet’i ve Adalet’i elçileri ve kitapları aracılığı ile gönderip seçimi onların tercihlerine bırakır. (5) İnsanın dünyaya sınanmak üzere gönderilişinin Hikmet’i de buradadır.
Hidayet’e Ulaşma Yolları
Allah (c.c.), hidayet yoluna adım atana hidayet yollarını kolaylaştırır, önündeki engelleri kaldırır. Zaten insana aklın verilmesi, peygamber ve kitap gönderilmesi, evrendeki sayısız âyetin insanın önüne serilmesi, hidayet yollarını kolaylaştırmaktır.
Allah’ın hidayet davetine rağmen inat edip zulme düşenlere, Allah’ın âyetlerine karşı cebbar (zorba), kibirli ve isyancı olanlara, saadet ve kurtuluş yolu olan hidayet erişmez. Bunlar kendi kendilerine yanlış yol gösterenlerdir.
“Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (6)
“Kim iman ederse, Allah onun kalbini hidayete yöneltir. Allah her şeyi bilendir.” (7)
Artık bundan sonra “Kim hidayete ererse kendi nefsi için hidayete erer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar...” (8)
Allah (c.c.) bütün cansız varlıklara görevlerini öğrettiği gibi, hayvanlara ne yapacaklarını, nasıl besleneceklerini, kendilerini nasıl koruyacaklarını ve benzeri özellikleri vermiştir. Allah (c.c.) her varlığa kendine ait biçimini verdikten sonra onlara neyi nasıl yapacakları konusunda yol göstermiştir. (9)
İnsanlar için her devirde ve her yerde en açık, en güzel hidayet rehberi Kur’an’dır. Allah (c.c.) O’nu bütün insanlara doğru yolu bulmaları, sapıklığa düşmemeleri ve nasıl kulluk yapacaklarını öğrenmeleri için gönderdi. Şüphesiz Kur’an insanları en doğru yola hidayet eder. (10) O Hakk’ı Batıl’dan ayıran ilâhî bir kılavuzdur, ilâhî bir ölçüdür. Kur’an’ın hidayetinden ancak manen kör olanlar yüz çevirir. (11) Ama Allah (c.c.)’tan hakkıyla korkup sakınanlar (muttakiler) için O, bir hidayet kaynağıdır, yol göstericidir. (12) Çünkü muttakiler hayatlarını yalnızca Allah (c.c.) için yaşarlar.
Allah’ın insanlara peygamberler göndermesi de bir hidayettir. (13) Onlar, vahyi insanlara ulaştırarak ve onu bizzat kendi hayatlarında uygulayarak, Allah (c.c.)’a nasıl kulluk edilmesi gerektiğini göstererek hidayete sebep olurlar.
Kur’an-ı Kerim’e göre bütün evren ve içindekiler Allah (c.c.)’ın âyetleridir. Bu âyetler, üzerinde iyice düşünenler için birer hidayet nedenidir. Nitekim Kur’an, yerde ve göklerde onlardan örnekler verip, insanları hidayete davet etmektedir. (14)
Aklını kullananlar ve ibret gözü ile yeryüzüne bakanlar için Allah (c.c.)’ın evi “Beytullah” Kâbe bile bir hidayettir. (15)
Peygamberimiz (s.a.v.), vefatına kadar tüm insanları hidayete davet etti ve hidayet kaynağı Kur’an’ı ve Sünnet’i insanlara bıraktı. O’nun vefatından sonra insanları İslâm’a davet çalışmaları elbette bu işi bilen mü’minler, özellikle de onların arasından yetişecek bilginler tarafından yapılacaktır. Müslümanların yapacakları davet çalışmaları, İslâm’ın güzelliklerinden yoksun kalıp sapıklığa düşmüş kimseleri belki hidayete ulaştırabilir. Şüphesiz ne mü’minler ve ne de onların bilginleri bizzat hidayet değil, belki hidayete sebep olanlardır, ya da hidayet yoluna kılavuzluk yapan ve davet edenlerdir. Bir kimsenin bir müslümanın eliyle hidayeti bulması, o Müslüman için çok miktardaki dünya malından daha hayırlıdır. (16)
--------------------------------------------
(1) Bakara sûresi, 2/157.
(2) İslâm’ın Temel Kavramları, H. K.Ece.
(3) Kasas sûresi, 28/50.
(4) Bakara sûresi, 2/120.
(5) İnsan sûresi, 76/3.
(6) En’am sûresi, 6/54.
(7) Teğabün sûresi, 64/11.
(8) İsrâ sûrei, 17/15.
(9) Tâhâ sûresi, 20/50.
(10) İsrâ sûresi, 17/9.
(11) Tâhâ sûresi, 20/124.
(12) Bakara sûresi, 2/2-5.
(13) Enbiya sûresi, 21/73.
(14) Al-i İmran sûresi, 3/190-191.
(15) Al-i İmran sûresi, 3796.
(16) Buhari, Müslim, Ebu Davud.