Helal Kazancın Hesabı
Cenâb-ı Hak buyurur: “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” [1]
Yüce Allah bu ayetiyle, kazancın yeryüzündeki nimetlerden helal olanlara yönelik olması gerektiğini Müslümanlara bildirmektedir. Buna göre Müslüman şahıs helal kazancın peşine düşecek, helal kazanç elde etmenin hesabını yapacaktır. Helalinden kazanmanın hesabını yapmak hiçbir şekilde kişinin takvasını zayıflatmayacak, aksine hayra harcanmak maksadıyla elde edilen kazanç takvanın göstergesi olacaktır.
Ayetten anlaşıldığına göre, helal kazancın hesabını yapmak, helale ulaşmak için çalışmak Müslüman’ın görevi, bunun aksi davranışlar ise şeytan’ın izinden yürümektir. Şeytan ise Müslüman için apaçık bir düşmandır. Buna göre helal kazancın hesabını yapmayan kişi düşmanını takip etmiş olmakta, şeytan’ın adımlarına uymaktadır.
“Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, ‘Alış veriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alış verişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah'a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır." [2]
Bu ayet de bizlere göstermektedir ki; inançlı insanın hedefi kazanç değil, helal kazançtır. Varlığım, malım, mülküm artsın da nasıl olursa olsun diyen, zenginlikten başka hedefi olmayan bir insanın İslâm’ın ışığından haberdar olmadığı, büyük bir yanlışlık içerisinde olduğu açıktır. Yukarıdaki ayet de Müslümanların dikkatlerini bu noktaya çekmekte, örnekleme yoluyla helal kazançla haram kazancı birbirinden ayırmaktadır.
Buna göre faiz haram kazanç yolu, alış veriş ise helal kazanç yoludur. Helal kazancın hesabını yapan kişi faize bulaşmaz, onun ateş olduğunu, hem kendisini hem de neslini yakacağını bilir. Helal kazancın hesabını yapan kişi, ayette verilen örnekte olduğu gibi alışveriş yapabilir, böylece rızkının peşine düşebilir. Haram kazancın hesabını yapanlar şiddetli bir azapla uyarılmışlardır. Her fert bu uyarıyı dikkate almalı, faiz gibi haram kazanç yollarıyla kendisini ateşe atmamalıdır.
“Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.” [3]
Helal kazanç hesabı yapmak yerine çeşitli yollarla kazançlar elde etmeye çalışan, bunun için zorlamalar yapma yolunu tercih edenler açık bir hayasızlık içinde bulunmaktadırlar.
“Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.” [4]
Yüce Allah bu ayetle insanlara büyük bir uyarı yapmaktadır. Bu uyarı helal kazancın değil de haram kazancın ardına düşen, faiz ve haksız kazançla gelir elde etmeye çalışan kimseler içindir. Buna göre, eğer kişiler helal kazancın ardına düşmezler, helal kazancın hesabını yapmazlarsa, Allah (c.c.) helal kılınmış hoş ve temiz şeyleri onlara haram kılar.
“Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah'ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” [5]
Helal kazancın hesabını yapıp, helale ulaşmaya çalışırken, mahzurlu olandan kaçınma gerekçesiyle aşırılık yapılıp, Allah (c.c.)’ın helal kıldığı nimetler haram sayılabilir. Böyle bir davranış ifrat niteliğinde olup sınırların aşılmasıdır.
Helal kılınanların haram edilmemesinden alınan başka bir mesaj da helal rızıkların yapısını bozarak onları haram şeyler haline getirmeme emridir. Örneğin üzüm veya arpa helal yiyecekler olmakla beraber, bunların sarhoş edici içkiye dönüştürülmeleri durumunda helalin haram edilmesi söz konusu olmaktadır. Helal kazancın hesabını yapan kişi helali bu gibi yollarla harama dönüştürmez. Çünkü böyle bir dönüşümü sağlayarak kazanç elde etme yoluna düşenler Allah (c.c.)’ın sevgisinden mahrum kalırlar.
“Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.” [6]
Yüce kitabımız, başka ayetlerde helal kazancın hesabını yapmamızı, helal kazancın ardına düşmemiz gerektiği bizlere öğretirken, bu ayette de helal kazancın dışına çıkmanın Allah (c.c.)’a karşı gelmekle eşdeğer olduğunu bizlere bildirmektedir.
“Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Rasûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” [7]
Bu ayet Müslümanlara helal kazancın ardına düşmenin gerekçesini öğretmektedir. İnançlı insan helal kazancın hesabını yapmalıdır. Çünkü helal kazanç iyi ve temiz; buna karşılık haram kazanç kötü ve pistir.
“Helal kazancın hesaplanması bir vazife olmakla beraber, helal yoldan kazanılanın helal biçimde kullanılması da önemli bir vazifedir. Helal olarak kazanılanların helak edilmesi, hesapsız bir biçimde kullanılması da ayetin bildirimine göre yasaktır, Allah (c.c.)’ın gazabına sebeptir.
Helal kazancın ardına düşme sebeplerinden birisi de onun iyiliğe, güzelliğe ve hayra kaynak oluşudur.
Allah’ın elçisinin, kendisinin bir bekçi olmadığını vurgulaması, helal kazanç hesabının kişiselliğine atıf niteliğindedir. Herkes kendi helal kazancının hesabını kendisi yapacak, helal olduğuna kanaat getirdiğini kazanmaya gayret edecektir. Bu konuda her birey vicdanı ve ahlâkıyla baş başadır, karar vericidir. “İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma.” [8] ayeti de aynı konuya işaret etmektedir.
“Kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.” [9]
Helal kazancın ardına düşen, hem ahirette hem de dünyada kazanmayı arzulayan kişidir. Daha derinlemesine bir bakışla ayet değerlendirildiğinde, ahiret kazancını isteyenin helal kazanç isteyen kişi olduğu söylenebilecektir. Buna göre Yüce Allah, helal kazanç isteyenin kazancını artıracağını vaat etmektedir. Fakat helal kazancın hesabinı yapmayanın ahirette hiçbir nasibi yoktur. Çünkü kazancına faiz, hile, fesat ve diğer haram yolları karıştırmış, garibanın hakkını almıştır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Alıp-satanlar" birbirlerinden ayrılmadıkça (vazgeçmekte) muhayyerdirler. Alıp-satanlar, alış verişi sıdk ve doğruluk üzere yapar (kusuru) beyan ederlerse alış-verişleri her ikisi hakkında da mübarek kılınır. Yalan söylerler (kusurları) gizlerlerse, belli bir kâr sağlasalar bile, alış verişlerinin bereketini kaybederler.” Bir rivayet şöyledir: “Alış verişlerinin bereketi yok edilir: Yalan yemin malı rağbetli, kazancı bereketsiz kılar.” [10]
Helal kazanç yolları kapsamında inançlı insan kandırmaca, yalan ve hileden kaçınmalıdır.
[1] Bakara sûresi, 2/168.
[2] Bakara sûresi, 2/275.
[3] Nîsâ sûresi, 4/19.
[4] Nisa sûresi, 4/161.
[5] Mâide sûresi, 5/87.
[6] Mâide sûresi, 5/88.
[7] Âraf sûresi, 7/157.
[8] Müddessir sûresi, 74/6.
[9] Şûrâ sûresi, 42/20.
[10] Müslim, Bey’, 198.