بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Ticaret Ahlâkı / TİCARETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR / Cuma Vaktinde Alış-Veriş
TİCARETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR

Cuma Vaktinde Alış-Veriş

Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ı zikretmeğe koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” [1]

Kurtubî’ye göre, Allah Teâlâ, alış verişi terk edin buyururken, Cum’a namazı vaktinde mükelleflerin alış veriş yapmalarını yasakladığını, haram kıldığını bildirmektedir. “Satma” aynı zamanda “alma”yı da içerdiğinden ayette sadece “satma” zikredilmiştir. Satışın tercih edilmesinin sebebi ise, Pazar esnafının en fazla onunla meşgul olmalarındandır. Ayetteki “koşunuz” emri vücup yani bu işin farz olduğunu gösterir. ‘Alış verişin terkine’ dair emir ise, Cum’a namazı sırasında bu işin haram olup yasaklandığını bildirir. İslâm âlimlerinin çoğunluğu ayetteki “ezan” ile Cum’a günü hutbeden önce okunan iç ezanın kastedildiği görüşündedirler. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında Cum’a namazı için sadece iç ezan okunurdu. Sâib b. Yezîd (r.a.) bu konuda şöyle der: ‘Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer (r.a.) döneminde Cum’a ezanı imam hutbe okumak için minbere oturduğunda okunan ezandı. Hz. Osman (r.a.) döneminde insanlar kalabalıklaşınca Zevrâ bölgesinde o güne kadar mevcut olan kamet ve iç ezandan ayrı olarak üçüncü bir ezan daha okunmaya başlandı. “Zevrâ”, o dönemde Medine’de bir pazaryerinin adı idi. [2]

Bu rivayetten de anlaşıldığına göre Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) dönemlerinde yalnızca iç ezan okunuyordu. İmam hutbeye çıkınca önce ezan okunur sonra da hutbe verilirdi. Hz. Osman (r.a.) dönemi gelince diğer namaz vakitleri için okunan ezandan yola çıkılarak Cum’a namazı vaktinin geldiğini bildirmek için de dış ezan ilave edildi. Böylece iç ezan mevcut haliyle kalmış, Cum’a için ikinci bir ezan daha ilave edilmiş oldu.

Hadiste ilave edilen ezan mevcut iç ezana kıyasla “ikinci ezan”, kamet ve iç ezana ilave olması bakımında da “üçüncü ezan” diye adlandırılmıştır. Zira başka bir hadiste kâmet ezan olarak adlandırılır. [3]

İslâm âlimleri Cum’a ezanı okunurken alış verişi yapmanın haram olduğu ve yasağın Cum’a namazı ile muhatap olanları kapsadığı konusunda ittifak etmişlerdir. Cum’a namazıyla mükellef olmayanlara gelince bunların, kendileri gibi Cum’a ile mükellef olmayanlarla alış veriş yapmalarında bir sakınca yoktur. Cum’a ile mükellef olmayanlar ise şu şekilde sıralanabilir.

1. Henüz buluğ çağına ulaşmamış çocuklar.

2. Kadınlar; zira kadınlar Cum’a namazı kılmak zorunda değillerdir.

3. Yolcu olan kişi; o da Cum’a namazını kılmakla yükümlü değildir.

4. Hasta; namaza gitmekten aciz olan hastaya da Cum’a namazı farz değildir.

Cum’a namazı mükellefiyetini düşüren daha başka sebepler de vardır, fakat burada üzerinde durmaya gerek görmüyoruz. Yukarıda zikredilen kişilerle, kendisine Cum’a namazı farz olmayanlar, Cum’a ezanı esnasında alış veriş yapabilirler. Çünkü yüce Allah (c.c.) Cum’a namazına koşmalarını emrettiği kişilere bu esnada alış verişi yasaklamıştır. Yukarıda sayılanlar ise Cum’a namazına koşmakla yükümlü değillerdir.

İbn Kudâme şöyle der: Alış verişin haram olması ve ezan okunduğunda namaza koşma emri Cum’a namazı mükellefleri hakkındadır. Kadınlar, çocuklar ve yolcular ise bu emrin dışındadırlar. Zira Yüce Allah namaza koşmayı emrettiği kişilere alış verişi yasaklamıştır; dolayısıyla Cum’a namazı esnasındaki alış veriş yasağı, namaza koşmakla mükellef olmayanları kapsamaz. Çünkü alış verişin haram kılınmasının nedeni onunla meşguliyetin kişiyi Cum’a namazından alıkoymasıdır. Cuma namazıyla mükellef olmayanlar için böyle bir tehlike yoktur.

Örneğin bir kadın Cum’a namazı sırasında kendisi gibi bir kadınla, yahut bir çocuk, bir hasta ya da yolcu (mukîm olmayan bir kişi) ile alış veriş yapsa bunda Allah’ın izniyle bir sakınca olmaz. Fakat aynı kadın kendisine Cum’a namazı farz olup da onu kılmayan biriyle namaz esnasında alış veriş yapsa onun bu günah ve isyanına yardım etmiş olmuş olur. Cum’a namazını terk edenin günahkâr olacağı kesin olduğu gibi ona yardımcı olmak da haramdır. Yüce Allah şöyle buyurur: “İyilik ve takvada yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” [4]

Özürsüz olarak Cum’a namazını terk etmenin çok büyük günah olduğu bir gerçektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu hadislerinde şöyle buyurmuştur : “İnsanlar muhakkak ki ya cemaati terk edecek, ya da yaptıkları kötülükler dolayısıyla Allah kalplerini mühürleyecek de gafillerden olacaklar.” [5]

Hz. Peygamber (s.a.v.) başka bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur: “Her kim ki küçümseyip, hâkir görerek üst üste üç Cumayı kılmazsa yüce Allah onun kalbini mühürler.” [6]

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Özürsüz olarak üç Cum’ayı terk eden, münâfıklar gürûhuna kaydedilir.” [7]

Başka bir hadiste de “Zarûret durumu dışında üç kez Cum’ayı terk edenin kalbini yüce Allah mühürler.” [8] buyurulmuştur.

Şurası iyi bilinmelidir ki, Cum’a namazı için ezan okunduğunda alış verişi terk emri sadece satışı değil alış veriş, kiralama, nikâh ve diğer sözleşmeleri de kapsar. Çünkü burada hikmet alış verişin o kişiyi ezana yani namaza icabetten alıkoymasıdır; diğer sözleşmelerde aynı şekilde alıkoymaktadır. Bu vakitteki çeşitli oyunlar da yasak kapsamına girer. Örneğin Cum’a namazı vaktinde sportif ve kültürel karşılaşmalar düzenlemek de haramdır.

Buharî, tabiîn, imamlarından Ata’dan ‘Cum’a namazı vaktinde sanatkârlıkla ilgili bütün faaliyetlerin haram olduğuna’ [9] dair görüş nakleder. İbn Hacer de yine Ata’dan başka bir rivayette şöyle der: “Cum’a ezanı okunduğunda oyun, eğlence, alış veriş ve her türlü sanatkârlık faaliyeti, uyumak, kişinin eşiyle ilişkiye girmesi ve hatta yazı yazmak dahi haramdır. Bütün İslâm âlimleri bu görüştedir. Bu tür işlemlerin haramlığı Cum’a namazı kılınıncaya kadar devam eder. İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: ‘Cum’a günü ezan okunduğunda alış veriş yapmak doğru olmaz. Namazını kıl daha sonra git alış verişine devam et.’

Cuma namazı, Müslümanların haftalık olarak birlikte yaptıkları bir ibadet olup cemaatin dışında yalnız başına kılınması mümkün olmayan ve belli şartları olan bir namazdır. Bu namazdan önce hatipler minberlere çıkarak hutbe okumakta ve Müslümanların gerek bölgelerinde ve gerekse bütün dünyadaki durumları genel anlamda değerlendirilmektedir. Cuma hutbeleri ve namazlarının ibadet yönü olduğu gibi sosyal ve toplumsal yönü de vardır. Bunun için özrü bulunmayan bütün Müslümanların, ister iş ve ticaret adamı, ister yönetici, ister işçi, ister memur, isterse sıradan bir vatandaş olsun Cuma namazı saatinde her şeyi bırakıp camiye ve cemaate koşması gerekmektedir. Bunu yapmadığı taktirde birçok yönden zarar görmektedir. Her şeyden önce Allah (c.c.)’ın “Cuma günü namaz için çağırıldığınızda Allah’ın zikrine koşun ve satışı bırakın…” ilâhî emrine icabet etmemiş olur. Bir insan için bundan daha büyük talihsizlik düşünülemez. İkinci büyük kaybı, çevresindeki Müslümanlarla haftalık görüşmesini yapmamış olacaktır. Kimlerin neler yaptığından, hasta olandan, vefat edenden, düğünden, doğandan haberi olmayacaktır. Üçüncü önemli kaybı ise, Cuma hatibinin hutbede anlattığı ve açıkladığı konulardan haberi olmayacaktır.

Farz ibadetleri yerine getiren bir Müslümana hiç kimse tarafından riya için yapıyor, denilemez. Çünkü farz ibadetleri herkes yapmak zorundadır. Onun riya için mi yoksa farzı yerine getirmek için mi yaptığının takdiri Cenâb-ı Hakk’a aittir. Bu nedenle de Cuma namazını kılmayan Müslüman büyük bir kusur ve isyan içindedir. Kendi toplumundan kopmuş demektir.

[1] Cuma sûresi, 62/9.

[2] Buhari, Cum’a, 21.

[3] Buhari, Ezan, 16.

[4] Maide sûresi, 5/2.

[5] Müslim, Cuma, 12.

[6] Müsned, Ahmed, 3/424.

[7] Mu’cemu’l-Kebir, Taberani, 1/170.

[8] İbn Mace, İkametü’s-Salat, 93.

[9] Buhari, Cuma, 18.