Cihad Hayat Kaynağıdır
CİHAD HAYAT KAYNAĞIDIR
Cihad, Müslümanları her zaman canlı tutan bir hayat kaynağıdır. Maddî-manevî cihaddan mahrum bırakılan bir millet fertleri arasında hemen dahilî (iç) sürtüşmeler baş gösterir ve o millet, içten içe kokuşmaya başlar. Osmanlının son dönemleri bunun son örneğidir. Elbette başka milletler gibi Osmanlı’nın kokuşması da bir kaderdir. Ama bunun kendine göre sebepleri vardır. Bazı hükümdarlar, saraylarda sefil zevklerini yaşamaya koyulup ‘i’lâ-yı kelimetullah’ı ihmal eder ve onların bu gevşekliği, orduya da sirayet ederse, dünya devletleri dengesindeki yerini kaybetmenin yanında, ebedî bir sefalet ve ardı arkası kesilmeyen dâhilî boğuşmalar sürer gider. Evet, işte bu dâhilî sürtüşmeler dünyanın en büyük devletlerinden biri olan ‘Devlet-i Âliyyeyi Osmaniye’yi yedi, bitirdi.
Biz cihadı terk ettiğimiz günden itibaren içimizde bölücü fırkalar türedi ve şu anda mevcut olan bütün fırka ve gruplar ta o devirde atılan menfi tohumların, cehennem zakkumlarının yeşermiş ve gelişmiş şekillerinden başka bir şey değildir. Bu öldürüp bitiren durumdan kurtulmanın bir tek çaresi vardır, o da cihaddır. Bizim anladığımız manada cihad (ki bununla Kur’an ve Sünnet çerçevesindeki anlayışı kastediyorum), bir müminin uğruna canını feda edebileceği en tatlı bir mefkûre ve en yüksek bir idealdir. Zira mümin, kendi teri içinde boğulma veya kendi kanıyla abdest alma gibi bir şerefi ancak cihadla elde edebilir. Bu engin zevki tadanlardan biri olan ve bu kitabın ‘Mücahid Önderler’ bölümünde anlatılan Haram b. Milhan (r.a.) sinesinden yediği bir okla yere düşerken şöyle mırıldanıyordu: ‘Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki kurtuldum...’ [14]
Haram b. Milhan (r.a.) ve O’nun gibi bütün şehitlerin, Allah (c.c.) ile yaptıkları alış-verişte, verip-aldıkları şeyler birbiriyle kıyaslanacak olursa ne büyük bir kazanç içinde olduğu elbette görülecektir. Evet, tek cümle ile ifade etmek gerekirse denilebilir ki, cihad en kârlı bir ticarettir ve bu alış-verişteki kârlılık hiçbir kârlılıkla karşılaştırma yapılamayacak kadar farklı bir özelliktedir. Zaten Allah (c.c.), bizi bu en kazançlı ticarete davet ederken şöyle buyurmuyor mu? ‘Ey iman edenler! Sizi can yakıcı bir azaptan kurtaracak ticareti size haber vereyim mi: Allah’a ve peygamberine inanır ve Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihad edersiniz. Bilesiniz, bu sizin için daha hayırlıdır.’ [15]
Yani Cenâb-ı Hak diyor ki, Ey iman edenler! Sizi öyle bir ticarete çağırıyorum ki, o ticareti yapmakla, öte dünyada canınızı yakacak azaplardan kurtulmanın yanında, ebediyen onurlu yaşama hak ve imkânını da elde edeceksiniz.
Evet, yeryüzündeki bütün karanlık noktaları aydınlatmak, en karanlık yerlere Rasûlullah (s.a.v.)’ın adının ışığını götürmek ve dünyayı Kur’an’ın nurlarıyla donatmak için cihad, kıyamete kadar devam edecektir. Ve müminler, devletler, milletler arası dengede ‘ümmet-i vasat’ olmanın hakkını eda etmek yolunda hep sorumluluklarının şuurunda olacaklardır.
[14] Müslim, İmâre, 147; Buhârî, Cihad, 9.
[15] Saf sûresi, 61/10-11.