بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / BATIL
Arşiv — Eski İçerikler

BATIL

‘Batıl’ sözlükte: boş, boşa giden, doğru ve hakk olmayan, devamlı olmayan, hükümsüz olan, yok olan şeydir. ‘Hak’ kavramının karşısıdır.

‘Batıl’ yapılmış olsa da, meydanda bulunsa da, hiçbir hükmü ve geçerliği olmayan şeyler hakkında kullanılır. Örneğin bir kimse iki kız kardeşle aynı anda evlenmiş olsa, bu evlilik ortada olduğu halde yapılan iş ‘batıl’dır, hakk değildir. Kur’an, ‘batıl’ kelimesini birkaç anlamda kullanmaktadır. Söz gelişi ‘batıl’ hakkı örten bir perdenin adıdır. “Ey kitap ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve siz de bildiğiniz halde gizliyorsunuz?” (Âl-i İmrân sûresi, 3/71.)

‘Batıl’ hakkın yani Allah’tan gelen doğrunun karşıtı olan yanlış ve geçersiz inançlardır.(Şûra sûresi, 42/24.)

‘Batıl’ bir ayette, gerçek bilgiye dayanmayan delil anlamdadır. (Mü’min sûresi, 40/5.)

‘Batıl’ bir başka ayette ise boş şey, amaçsız ve faydasız bir iş manasında kullanılmaktadır. “Ayakta oturarak veya yanları üzerinde Allah’ı zikredenler derler ki: Rabbimiz. Sen bunu (yeri ve göğü) batıl olarak ( boşu boşuna) yaratmadın.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/191.)

Kur’an insanların bir kısmının Allah’ı bırakıp da tapmakta oldukları ilahlara veya putlara, ‘Batıl’ geçersiz, hükmü olmayan temelsiz şeyler demektedir.

“İşte böyle, hiç şüphesiz Allah, O hakk olandır ve hiç şüphesiz O’nun dışında tapmakta oldukları (tanrılar) ise batıldır...” (Lokman sûresi, 31/30.)

Haklı bir sebebe ve3 gerekçiye davranmayan, zulüm olan ve hak edilmeyen şeye de ‘Batıl’ denilmektedir. Kur’an’da bu anlamda “insanların mallarını batıl yollarla yemeyin” buyurulmaktadır. Bir takım ahbar (Yahudi din adamları) ve ruhbanların (Hristiyan din adamlarının) insanların mallarını haksız yere yedikleri haber veriliyor. (Tevbe sûresi, 9/34.)

HAKKIN KARŞITI OLARAK BATIL

‘Hak ve batıl’ kavramları İslâm ile onun dışındaki dinleri nitelendirmek için kullanılıyor. Nitekim dinler tarihini yazan birçok müslüman yazar dinleri ‘hak dinler’ ve ‘batıl dinler’ diye şeklinde iki başlıkta incelemişlerdir.

Hak dinlere ‘milel’ batıl dinlere de ‘nihal’ denmiştir.

Kur’an, hakk kelimesi hem Allah (c.c.) için, hem de Onun dini İslâm için kullanmaktadır. Çünkü Allah (c.c.) mutlak gerçektir, mutlak varlıktır, varlığı değişmeyen ve ebedidir. Onun dini islam da doğrudur, temeli vardır, gerçektir ve kalıcı olandır. (Hacc sûresi, 22/62.)

‘Batıl’, geçersiz, hükümsüz ve kalıcı olmayandır.

Şu âyet, hak ve batıl kelimelerini çok net bir şekilde ortaya koyuyor:

“(Allah) gökten bir su indirdi ve de kendi miktarınca sel oldu. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya meta (fayda) sağlamak için ateşte yakıp erittikleri şeylerden ( madenlerden) bunun gibi bir köpük (posa) gelir. İşte Allah hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır, insanlarda fayda sağlayacak şey ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle örnekler vermektedir.” (Ra’d sûresi, 13/17.)

Allah (c.c.) mutlak Haktır. O kendi varlığı ile vardır ve her şeyin yaratıcısıdır. Kıyamette her şey ölecektir ve yalnızca O’nun varlığı kalacaktır. Öyleyse O’nun dışındaki her şey Onun iradesiyle vardır. kendi başlarına bir varlıkları ve bir gerçekleri yoktur. Bu anlamda onlar batıldırlar, yani mutlak gerçek değillerdir ve varlıkların tek başına bir hükmü yoktur. Hak olan Allah (c.c.) yeri ve gökleri hak olarak yarattı.

Bunları ve diğer bütün varlıkları varlığının ayetleri, belgeleri yaptı. İnsan bunlara bakar, basiretle bunları idrak eder ve hak olan yola, İslâm’a teslim olur. Ayrıca Rabbimiz, Hz Muhammed (s.a.v.)’i hak peygamber olarak gönderdi. (Bakara sûresi, 2/119.) Onunla beraber bir de Hak kitap indirdi.

Bütün bunlara rağmen bazı insanlar kalıcı, sağlam, doğru, olan Hakk’ı bırakır, köpük gibi bir değeri ve kalıcılığı olmayan batıla uyar. Halbuki köpük kaybolmaya mahkumdur, bir faydası da yoktur.

Kur’an şöyle buyuruyor:

“De ki: Hak geldi, batıl zail oldu (yok oldu) Çünkü batıl yok olucudur.” (İsrâ sûresi, 17/81.)

“Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki o, yok olup gitmiştir...” (Enbiya sûresi, 21/18.)

Görüldüğü gibi ‘batıl’ köksüzdür ve güçsüzdür. Yok olmaya, dağılmaya, silinip gitmeye mahkûmdur. Hakkın karşısında tutunamaz. Suyun üzerindeki bir köpük gibi olan ‘batıl’ın demir gibi olan hakkın karşısında tutunması mümkün olabilir mi?

Dünya hayatında ‘Batıl’ bazeb hakka galib, gelmiş gibi görünür. İnsanlar öyle zannederler. Ya da müslümanların mağlup oluşlarına bakarak kimileri bunu ‘batıl’ın galibiyeti gibi sayarlar. Halbuki gerçek böyle değildir. Müslümanlar da insandırlar, hataları, eksikleri vardır. Görevlerini yapmamış ve gerekli tedbirleri almamış olabilirler. Onların zayıf durumu veya hataları, Hakkın zayıflığı veya zilleti değildir. Yeryüzünde hiçbir müslüman kalmasa bile Allah’ın (c.c.) adı ve O’nun dini yine yücedir. Onun kelimesi olan İslâm ve O’nun kitabı olan Kur’an yine üstündür.

Allah (c.c.), mücrimler, yani azgın günahkarlar istemese bile Hakkı gerçekleştirmek ve yerleştirmek, batıl’ı ise iptal etmek, geçersiz kılmak istiyor.(Enfal sûresi, 8/8.)

Köksüz, temelsiz ve doğru olmayan batıl’a yani Allah (c.c.) katında geçersiz olan inançlara inanan kimseler elbette zarara uğrayacaklardır. Allah’ı inkar eden kafirler, ‘batıl’a din diye inanmaktadırlar. Bu da onlar için büyük bir zarardır. (Ankebût sûresi, 29/52.) Allah (c.c.) dururken hiçbir şey yaratamayacak kadar aciz ve güçsüz, bir fayda sağlayamayan, bir zararı gideremeyen batıl şeylere (tanrılara) ibadet edenler çok büyük bir yanlışın içerisindedirler. (Nahl sûresi, 16/72-73.) Bu gibilerin inandıkları din mahvolucudur ve bu batıl dinlere inananların yaptıkları işler de batıldır. (A’raf sûresi, 7/139, Hûd sûresi, 11/16.) Küfre düşenler için kendi akıllarınca hak olarak gönderilen Peygamberin davetine ve mesajına karşı mücadele edeler, hakkı iptal etmek, yani geçersiz kılmak için uğraşırlar. Ancak bu çabaları boş bir çabadır. (Kehf sûresi, 18/56.)

‘Batıl’ kavram olarak bazı insanların Allah’ın (c.c.) dışında uydurdukları ilahların ortak adı olduğu gibi, bu ilah fikrine uygun olarak inandıkları dinlerin de ortak adıdır. Allah (c.c.) katında geçerli olmayan hükümsüz, temelsiz ve yanlış olan bütün inanç ve ibadetler batıldır.

“De ki, Hak geldi, batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.” (Sebe sûresi, 34/49.)

Günümüzde peşinden gidilen İslâm’a aykırı olan bütün inançlar, dünya görüşleri, hayat anlayışları, toplumsal düzenler, ideolojiler Allah’ın (c.c.) katında batıldır; geçersiz ve hükümsüzdür.

Aynı kökten gelen (iptal) bir şeyi geçersiz ve hükümsüz kılmak demektir. Bunun fail (özne) ismi olan( mubtıl) ise iptal edici, işi gücü batıl olan, ya da işleri boşa anlamlarına gelir.

“...Allah’ın emri geldiği zaman hak ile hüküm verilir ve işte burada (hakkı)iptal etmekte istekli olanlar (mubtıl) zarara uğrarlar.” (Ğafir sûresi, 40/78)