In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Archive — Older Content / Valour
Archive — Older Content

Valour

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

İhtiyaç görülünce, şiddet ve tehlikelere karşı koymak hususunda kalbin yılmaması, ölümü küçümsememesi.

Şecaat bir müslümanda bulunması gereken faziletlerdendir. Allah insana, dışarıdan gelecek saldırılardan kendini koruma gücü vermiştir. Kuvve-i- gazabiyye de denilen bu güç, dışarıdan gelen saldırılardan önleyen itici bir kuvvettir. Kuvve-i gazabiyye ifrata kaçar, gereğinden ziyade olursa, tehevvür (saldırganlık); tefrite (yokluk, azlık) düşerse, cebanet (korkaklık) kötü huyları; itidal-denge durumunda olursa, -din tarafından eğitilmiş, akla bağlı, hikmete uygun olarak işletilmiş- şecaat (kahramanlık) fazileti ortaya çıkar.

İnsan dışarıdan gelecek saldırılar karşısında korkak olmamalı, fakat saldırıya haddinden fazla karşılık vererek mütecaviz, saldırgan veya hemen öfkeye kapılan, kızan bir kimse de olmamalıdır. Bu hususta insana yakışan fazilet, saldırıya misliyle cevap vermek, karşılık vermeye gücü yettiği halde affetmek, suçluyu cezalandırmakta haddi aşmamak ve korkup sinmemek olmalıdır.

Şecaat duygusunun yokluğundan meydana gelen korkaklık, Hz. Peygamberin Allah’a sığındığı rezaletlerden biridir. Her faziletin en güzel örneklerini Hz. Peygamber’de gördüğümüz gibi, şecaatin de örneklerini onda görmekteyiz. Hz. Peygamber, gayri müslimlerle yapılan bütün savaşlara katılmış, zaman zaman en önemli saflarda çarpışmıştır. Bir defasında, Medineye bir düşman saldırısı beklendiği günlerde, korkunç bir ses duyulur. Hz. Peygamber (s.a.v.) hemen atına atlayarak sesin geldiği tarafa doğru gider. Geri geldiğinde; “Eğer gerekseydi denize kadar giderdik” buyurur. Bir defasında, Hz. Peygamber uyurken müşriklerden bir kılıcını kaldırır ve ;Şimdi benim elimden kim kurtaracak?” der. Peygamberimiz hiç korkmadan ve telaşa kapılmadan ‘Allah’ cevabını verir. Bu cevap karşısında hayrete düşen ve korkuya kapılan müşrik kılıcını elinden düşürünce, Hz. Peygamber kılıcı alır ve aynı soruyu ona sorar. Müşrik eman diler, Hz. Peygamber de onu affeder. Müşrik, bu alicenalık karşısında müslüman olur.

İnsandaki şecaat duygusu doğru yerlerde kullanılmalı, insanların veya nefsin beğenmesi (gurur ve ucb) için olmamalıdır. Diğer taraftan şecaat, dinin emrettiği veya izin verdiği yerlerde olmalı ve haram olan şeylerde yapılmamalıdır. Mesela; başkalarını ezmek, kuvvet göstermek, hak edilmeyen bir şeyi güç kullanarak almak haramdır.