In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Trade Ethics / Trade Ethics / Trade Is Essential for Every Society
Trade Ethics

Trade Is Essential for Every Society

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

TİCARET HER TOPLUM İÇİN GEREKLİDİR

İnsanlar, üstün özellikleri olmakla birlikte aciz varlıklardır. Bu bakımdan da toplum halinde yaşamak zorundadırlar. Çünkü birey olarak aciz kaldıkları birçok konuyu toplum olarak çözebilirler. Toplum olarak medeniyetler kurar, toplum olarak devletler teşkil eder, toplum olarak savaşır, hayat standartlarını yükseltir, büyük işlere girişir ve çoğu ihtiyaçlarını toplum olarak karşılarlar. Bütün bunları yaparken kimi idare eder, kimi amir olur, kimi memur olur, kimi sanatkâr, kimi esnaf, kimi öğretmen, kimi işçi, kimi çiftçi, kimi eczacı, kimi doktordur. Her bir sınıf, bir taraftan, kendi mesleği ile diğer bütün sınıfların o konudaki ihtiyacını karşılarken, bir taraftan da o sınıfların meslekleri icabı ortaya koydukları çeşit çeşit hizmetlerden yararlanıp kendi ihtiyaçlarını giderirler.

İnsan tek başına yaşamaya kalksa ve bunu denese, kendisinin hem terzisi, hem ayakkabıcısı, hem dokumacısı, hem aşçısı, hem çiftçisi, hem çobanı, hem duvarcısı, hem marangozu, hem doktoru, hem eczacısı olması icab eder. Bunlardan bazısı olabilse bile hepsi olamayacağından rahatı hatta hayatı tehlikeye girer. Ayet-i kerime bunu bildirmektedir: “(Zaten) insan da zayıf olarak yaratılmıştır.” [1] Tek olarak yaşayamaması bu nedenledir.

Toplum içinde yaşamak zorunda olan insanlardan her biri, kendisindeki yeteneklerin, gücün, varlığın, ihtiyacından fazlasına karşılık, diğer insanların, kendisinde olmayan imkânlarından, gücünden ve varlığından alır. İnsanlar arasında cereyan eden bu alış verişe ‘ticaret’ denilmiştir. Dünyanın yaşı ilerledikçe ticaret de gelişmiş ve genişlemiştir. Başlangıçta malın mal ile veya hizmetin mal ile değiştirildiği ticarette zamanla, almak istediğimiz mala ve hizmete karşılık verdiğimiz malın yerini, bir kolaylık olmak üzere önce kıymetli maden parçaları, daha sonra da bugünkü paralar almıştır.

Aynı şekilde, başlangıçta ihtiyaçları temin etme yolu olan ticaret, zamanla, imanlarından uzaklaşan ve her problemlerini materyalist bir zihniyet ile düşünüp çözmeye çalışan insanlar için temel amaç olmuş, ticaret, ticaret için yapılmıştır. Böylece bir takım insanların bütün hayatı almak ve satmak çerçevesinde kalmıştır. İşte bunun için Cenâb-ı Allah, Peygamberine (a.s.), insanları şu şekilde uyarmasını emretmiştir.

“(İnsanlara) de ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, soylarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza gitmekte olan evler size Allah'tan, Peygamber'inden ve Allah için cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah'ın (azab) emri gelinceye kadar bekleyin...”[2] Bu son derece kesin bir tehdit idi.

İslâm dini, ticareti ve genel olarak çalışmayı dinin ve dünyanın selameti için gerekli görür. İslâm dininde ticaret ile alış verişin bir yeri ve değeri bulunmaktadır. İslâma uygun esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmesi halinde, yüce bir ibadet yapılmış olur. Ticaret, insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Herkes doktor veya mühendis olmak zorunda değildir. Buna rağmen herkesin alış veriş yapmak zorunda olduğu kesindir. Çiftçi ürününü, sanatkâr eserini, doktor yetenek ve hünerini, eczacı ilaçlarını satmak zorundadır. Aynı şekilde her insan, evine yiyecek, içecek ve giyecek almak gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak üzere alış veriş yapmak zorundadır. İşte bütün bu ihtiyaçların giderilmesinde ‘tüccar’ büyük bir hizmet vermektedir.

[1] Nisa sûresi, 4/28.

[2] Tevbe sûresi, 9/24.