Topic 1375
ZOR HAYATA VE MAHRUMİYETE TAHAMMÜL GÖSTERMEK
İslâm’ın askere zarurî gördüğü ahlâkî esaslardan ikincisi de sıkıntılı zor hayata alışmak, konfordan kaçınmaktır. Mürreffeh ve lüks yaşantının, askerin hayatını bozacağı ve onu yıkıma götüreceği gayet açıktır. Tarih bize, Hendek savaşında, kazılan hendeklerin arkasında durup evleri savunan, açlıktan karınlarına taş bağlayan eşsiz kahramanları hatırlatmaktadır. Daha önce, birkaç hurma olan azığıyla açlığını yatıştırmak için savaş meydanından bir kenara çekilen kahramanlardan söz etmiştik. İslâm’ın ilk kuşak mücahidleri benzeri az görülür kahramanlıklar sergilemişlerdir. Çünkü onların yetişme tarzı, güçlü ve zor bir hayat tarzıyla olmuştu. Onlar, Mukavkıs’ın elçilerinin niteledikleri gibi idiler. Onları söyle anlatmışlardı:
‘Onların hiçbirinin dünyaya karşı bir istekleri yok, töhmete mahal bir durumları yok, toprak üzerinde oturuyorlar, emirleri ise aynen onlardan birisi gibidir.’
İslâm’ın daha sonraki devirlerinde yeniçerilerin çeşitli yerlerde zaferden zafere koştuklarını görüyoruz. Çünkü onlar sert ve katı bir şekilde eğitiliyorlardı. Ne zaman ki, rahatı tattılar ve lüks yaşama kaygısına daldılar o zaman yıkıldılar, hem kendilerine, hem de bulundukları memleketlerin başına bela oldular. Devletin yeniden varlık gösterebilmesi için onları ortadan kaldırmak gerekli olmuştu. [1]
Savaşlarda konfordan uzak ve zor hayat sürmenin şartlarından biri de itaattir. Kur’an-ı Kerim bunu en ince bir şekilde ifade etmiştir:
“…İtaat ve güzel söz söylemek. İş ciddiye bindiği zaman (cihad isteklerinde) Allah’a sadık kalsalardı elbette kendileri için daha iyi olurdu. [2]
[1] Ahmed Çelebi, Mevsûatu’t-târîh el-İslâmi ve’l-hadârati’l-İslâmiyye, c.5.
[2] Muhammed sûresi, 47/21.