Theft
Hırsızlık, haksız yere bir başkasının malını, parasını veya varlık kabul edilen başka değerlerini ele geçirmek, çalmaktır. Hırsızlık, İslâm’ın çok çirkin gördüğü hem ceza hukuku kuralları ve hem ahlâk kuralları ile yasakladığı bir davranıştır. Kur’an, “İnsanın ancak çalışmasının karşılığını alabileceğini” (Necm sûresi, /39.) bildirir. İnsanların hak ve adaletten ayrılmamalarını isteyen Allah (c.c.) Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “Mallarınızı, aranızda batıl (haksız yollar) ile yemeyin..”(Bakara sûresi, 2/188.)
Hırsızlık, ahlâki insanın alçaldığını gösteren bir davranıştır. Bu ahlâkî alçaklığın işlenmesiyle toplum düzeni de bozulmuş olur. Bu kötü davranışın yayılması sonucu insanlar arasında güven duygusu ortadan kalkıp, yerini güvensizlik ve huzursuzluğa bırakır. Bu da toplumsal huzuru bozar. Halbuki İslâm, toplum huzurunu sağlayan şu beş temel ilkeyi koymuştur:
1- Din Güvenliği
2- Akıl Güvenliği
3- Mal Güvenliği
4- Can Güvenliği
5- Nesil Güvenliği
Bu beş ilke, insan ve toplum yaşamının düzenlenmesinde insanların ulaşabileceği en yüksek değerlerdir. Bugün bütün dünyada İnsan Hakları Evrensel Beyannâme’sinden sıkça söz edilir. Halbuki yüce dinimiz İslâm bunu ondört asır önce sağlamıştır.
İslâm’ın hırsızlık yapan kimseye uygulanacak ağır cezayı ortaya koymasında, bu çirkin davranışların başka kimseler tarafından işlenmesinin önüne geçmek için büyük hikmetler ve adâlet vardır. Hırsızlık yapmakla sadece toplum düzeni bozulmakla kalmıyor; aynı zamanda malı çalınan kişiye haksızlık yapılmış oluyor. Bu suçu işleyen kimse iki büyük suç ve günah işlemiş oluyor: Birincisi, toplumun hukuk ve ahlâk düzenini bozarak haksız kazanç elde etmek, ikincisi de kul hakkını ihlal etmek.
İslâm, hırsızlığın zararlarına dikkat çekerken, onun yayılmasının önüne geçmek için tedbir alınmasını gerekli görmüştür. Bunu sağlarken de ilk başta sosyal adâlet ilkesini toplumun her kesimini kapsayacak şekilde uygulamaya koyar. İslâm, bir taraftan bireyin ahlâkî açıdan eğitimini sağlar; diğer taraftan da insanın hırsızlık yapmasını gerektirecek nedenleri de ortadan kaldırır. (Ahlâk Dersleri, V. Aydın.)