In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Diseases of Bad Character / Bad Character / Stinginess
Bad Character

Stinginess

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

HASİSLİK

‘Hasislik’, cimrilik, alçaklık, değersiz olma anlamlarına gelmektedir. Hasislik, harcanması gereken malı sarf etmekten kaçınmak, para ve malı çok sevdiğinden dolayı, başkasına bir şey vermekten çekinmektir. Allah Teala hasisleri, cimrileri sevmez, kullarına da sevdirmez.

Allah Teâlâ: “Onlar ki hem kıskanır, cimrilik ederler, hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine fazlından verdiği Şeyleri saklarlar. Biz de böyle nimetleri gizleyen nankörlere hor ve rüsvay edici bir azap hazırladık. “ [1] buyurmuştur.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de şöyle buyurmaktadır: “Cimrilikten sakınınız. Çünkü cimrilik, sizden önceki milletleri helâk etmiştir.”

“Her sabah gökten iki melek iner. Birisi: -İlâhi İnfak edene karşılığını ver; diğeri: -Allah'ım! Cimrilik edene de telef ver (malını yok et), diye dua ederler.” [2]

“...Cimri kişi Allah'a uzak, Cennet'e uzak, insanlara uzak ve Cehennem ateşine yakındır.” [3]

Üç önemli kötü ahlâk vardır. Hasislik, kibirlilik, ahmaklık. Nitekim bir ölüm vukuunda cenazeyi mezara nakledenler, eğer, ölü cömert ise büyük övgülerle kendisini medhü sena ederler, hayatında ne kadar hatalı işleri var ise de... Yok, cimri, hasis bir kimse ise kendisini zem ederler, aleyhinde konuşurlar. Zahiren gözle görünür günahı olmasa bile.

Bir insanın hem Allah dostu, hem de hasis olması düşünülemez. Hasisler, Hakk Tealanın nazarında hiç itibarı olmayan kişilerdir. Hasislik, değersiz olanların hastalığıdır, lekesidir. Cimrilik ise içerisine her kötülüğü alan seviyesizliklerin anahtarıdır.

Hasisler, insanlar arasında da, Allah (c.c.) katında da sevimsiz ve aşağılık kişiler olarak görülür.

Hasisliğin, cimriliğin başlıca sebebi aşırı mal hırsı ve gelecekte yoksul kalma korkusudur. Peygamberimiz: "Çocuk, cimrilik ve korkaklık sebebidir" buyurmuştur. Aşırı mal hırsı ve cimriliği yüzünden durmadan mal biriktiren ve tükenir endişesi ile hastalıklarında bile harcamayıp, dünyayı kendilerine zindan eden hasisler, cimriler vardır. Halbuki mal Allah'ın nimetidir ve bu nimet yerli yerince harcanırsa Allah onu artırır.

Cimriler hakkında söylenen sözler, cimrilerin insanlar arasındaki durumunu, çok güzel anlatmaktadır.

Bişr b. el-Haris, cimriler hakkında şöyle demiştir: ‘Hasisin yüzüne bakmak, insanın kalbini katılaştırır. Hasislerle karşılaşmak müminler için belâdır.’

Ayet-i kerimelerde müminlerin hasislik yapmayan insanlar olduğu şöyle belirtilmektedir: “Rahman olan Allah'ın kulları, infak ettikleri vakit isrâf etmezler, hasislik yapmaz, hakkını da kısmazlar. İkisi arası denk giderler.” [4]

“Hem elini bağlayıp boynuna asarak cimrilik (hasislik) etme, hem de onu büsbütün açıp saçarak israf etme ki pişman olur açıkta kalırsın.” [5]

Sonu iflâs olan israfçılığı ifrât (Aşırılık), sonucu nankörlük ve vebâl olan hasisliği de tefrît olarak değerlendiren ve gösteren bu iki âyet, gerek sosyal ve gerekse ekonomik hayatta başarılı olmak için gereken orta yolu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Hz. Ebu Bekir (r.a.), ‘Mal hasislerde, silah korkaklarda, rey (görüş bildirme yetkisi) cahillerde olursa işler bozulur.’ buyurmaktadır.

Mevlana Celaleddin-i Rûmî, ‘Sofiler, Türk ressamları gibidirler. Onların, ezberlenecek dersleri, kitapları yoktur. Yani zahiri ilimlerin muhtevası içinde sıkışıp kalmaz, onu aşarlar. Ama gönüllerini mükemmel cilalamışlar, istekten, hırstan, hasislikten, kinlerden arınmışlardır.’ [6] diyerek tasavvufçu müslümanların hasislikten korunmuş insanlar olduklarını ifade etmektedir.

Mallarını kendileri için bile harcamaktan çekinen cimriler, Allah Teâlâ'nın kendilerine verdiği nimeti harcamamakla sadece kendilerini değil, eş ve çocuklarını da sıkıntıya sokarlar. Çevrelerindeki diğer insanlara fenalık yapmış olurlar. Çünkü Allah (c.c.)'ın verdiği bu nimetlerde nafaka veya sadaka olarak diğer insanların da hakkı vardır. Bu hakkın sahiplerine verilmemesi zulümden başka bir şey değildir. Servet, Cenâb-ı Hakk'ın ihsanıdır. Allah (c.c.), serveti dilediğine verir, dilediğinden alır. Mal ve mülkün gerçek sahibi O'dur. Cimriler, bu şuura eremeyen insanlardır.

Müslümanların, cimrilik konusunda, Allah Teâlâ'nın aşağıdaki ihtarını unutmamaları gerekir. Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Allah'ın verdiklerinden cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.” [7]

Allah (c.c.)'a söz verdiği halde ahdini bozan, verdiği söze vefa göstermeyip Allah (c.c.)'a karşı yalan söyleyen, hiç bir zaman kalbini münafıklıktan kurtaramaz. Ölçülü hareket etmek İslâm ahlâk sisteminin temel esaslarından birisidir. Aşırı müsrif davranmak da hasis olarak cimri davranmak kadar dengeyi bozar. İslâm, dengenin bozulmamasını öngörür: “Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma. Yoksa pişman olur açıkta kalırsın.” [8]

Ayet-i Celilede cimrilik, hasislik, ellerini boynuna bağlıyan bir insan gibi tasvir ediliyor. İsraf ise, elini son haddine kadar açıp elinde ve avucunda ne varsa dağıtmak şeklinde ifade ediliyor.

Hasis insanın da, müsrif insanın da varacağı sonuç aynıdır. Hasisliğin de israfın da sonu pişmanlık duygusudur. Her şeyin en iyisi orta hallisidir.

Hasislik kelimesinin Kur'an'daki diğer bir karşılığı ‘katur’ kelimesidir. Anlamı, eli sıkı, yahut çok cimri demektir. Kur'an'da, kişinin elindeki şeyleri çarçur etmesi demek olan israfın zıddı olarak kullanılmıştır. “Ve onlar ki harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne de cimrilik ederler; (harcamaları) bu ikisinin arasında dengeli olur.” [9]

Hasislik konusu, Allah (c.c.)'ın çok kötülediği bir haslettir. İman eden bir kimse asla hasis davranıp mal yığmaz. Tamahkâr davranmaz. Nefsinin cimriliğinden kendini kurtarır. Cimriliğin ve tamahkârlığın son derecesi olarak Kur'an'da bir kelime daha vardır. Bu kelime ‘şih, şuh veya şihh'dir. Kelime güçlü bir kötüleme anlamında tamahkârlık ve cimrilik demektir.

“O halde gücünüz yettiği kadar Allah’tan korkun. (O'nun öğütlerini) dinleyin. İtaat edin. Kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden (şuhhe nefsihi) korunursa işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.” [10]

Bu ayete göre, hasislik, cimrilik, nefsin kendisinde bulunan bir belâdır. Nefsi, bu belâdan ancak iman kurtarır. Allah (c.c.)'a ve âhiret gününe inanan insan, infak ederek nefsindeki bu cahilî lekeyi temizler, bu belâdan kurtulur. Cimrilik belâsından kurtulamayan insan İslâmî bir hayata uyum sağlayamaz. İslâmî hayata alışkın olmayan cimriler, Allah (c.c.)'ın rahmet hazinelerine sahip olsalar bile, biter korkusuyla cimrilik ederler. Halbuki Allah (c.c.)'ın hazineleri bitmez ve tükenmez.

De ki, Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Hakikaten insan çok cimridir.” [11]

Bu cümle ile cimriliğin son haddi dile getiriliyor. Allah (c.c.)'ın rahmeti, her şeyi kaplamıştır. Onun ne bitmesinden ne de eksilmesinden endişe edilebilir.

Hasislikten Kurtuluş Yolu

Cömertlik Allah (c.c.)'ı sevenlerin, aşıkların süsüdür. Cömertlik, içerisine her güzelliği alan sıfatların anahtarıdır. Allah Teala müminlerin hasislikten kurtulmaları için pek çok yol ortaya koymuştur. Zekat, sadaka, infak… bunlardan birkaçıdır. Zekat, hem malı şüphelilerden arıtıp temizleme, hem de sahibini pintilik ve hasislik gibi kötü huylardan arıtma, şefkat ve merhametle geliştirip nemalandırma ve hem de malı bereketlendirme özelliği bulunduğundan bu adı almıştır.

Kâmil insan, yerinde ve zamanında o kadar çok infâk eder ki, onu görenler müsrif sanır. Şâyet yeri ve zamanı değilse, o kadar az verir ki, insanlar onu hasis ve cimri sanırlar. Ancak o, sadece Hakk'ın rızasını yaşamaktadır. Cenâb-ı Hakk âyet-i kerîmede buyurur: “Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. (Ancak) gereksiz yere de saçıp savurma! Zîra böylesine saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankördür.” [12]

“Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma! Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.” [13]

Sahabe-i kiram, her hallerinde Resûlü Ekrem Efendimizin ahlâk ve adabıyla donanmış oldukları için konuşmalarında, ibâdetlerinde, yemelerinde, içmelerinde orta halde bulunurlar, ifrattan, tefritten kaçınırlar. İstikamet ehli oldukları için, her muameleleri noksansızdır. Kendilerini övenlerle yerenler, onların yanında eşittir. İktisada, dikkat ederler, israftan kaçınırlar, fakat asla hasis değildirler, Allah yolunda denizler gibi infak ederler.

Müslümanların işlerini yürütürken elini kanlarından, midesini mallarından uzak tutmalı, dilini korumalı, haysiyetlerini kırmamaya itina etmeli, güç ve kudretin ancak Allah (c.c.)'ın elinde olduğunu bilmeli, hasis, korkak ve zayıf olmamalıdır.

Kur'an-ı Kerîm'in pek çok âyetinde, varlıklı müminlere ‘Allah yolunda infak’ emir ve tavsiyesinde bulunulmuş, hasislik ve cimrilik yapmadan Allah yolunda harcayanlar övülmüştür: “Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin en helâl ve iyisinden Allah yolunda harcayın (zekât ve sadaka verin).” [14]

“Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, iste onların, Rableri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir kortu yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” [15]

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, her başağı yüz taneli yedi başak bitiren bir tohumun hali gibidir. Allah dilediği kimseye daha kat kat verir. Allah'ın ihsanı çok geniştir. Her şeyi hakkıyla bilendir.” [16]

Bakara sûresi'nin ilk ayetlerinde takva sahiplerinin özellikleri sayılırken, “Allah yolunda harcayanlar”; gayba inananlar ve namaz kılanlardan sonra üçüncü sırada zikredilirler. [17]

İnfakın en fazîletlisi ve en önde geleni kişinin muhtaç durumda bulunan hısımlarına yaptığı harcamalardır. Ayette şöyle buyurulur: “Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihat, imamet ve miras gibi bazı konularda) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler, mallarından onların geçimini sağlamaktadırlar.” [18]

Aile bireylerine yapılacak harcamalar da sadaka hükmündedir. Hadiste şöyle buyurulur: “Bir Müslüman, aile fertlerinin geçimini, Allah'ın rızasını umarak sağlasa bu, kendisi için sadaka olur.”

Hadiste zikredilen aile fertlerine (ehl); karısı, çocukları, nafakası kendisine gerekli olan erkek ve kız kardeşleri ile amcası ve amcasının çocukları, evinde beslediği yabancı yoksul çocuklar dahildir. Bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kimseleri geçindirmesi, onun üzerine vaciptir. Eğer bu masrafları yaparken Allah rızasını kazanmayı amaç edinirse, sürekli sadaka sevabı alır. Ancak bu konuda Allah rızasını amaç edinmezse, üzerinden borç düşer, fakat ayrıca bir sevap alamaz. [19]

[1] Nisâ sûresi, 4/37.

[2] Riyazü's-Salihin, I, 253.

[3] Tirmizî, Birr, 40.

[4] Furkân sûresi, 25/67.

[5] İsrâ sûresi, 17/29.

[6] Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rûmî.

[7] Âl-i İmrân sûresi, 3/180.

[8] İsrâ sûresi, 17/29.

[9] Furkan sûresi, 25/67.

[10] Tegabün sûresi, 64/16.

[11] İsrâ sûresi, 17/100.

[12] İsrâ sûresi, 17/26–27.

[13] İsrâ sûresi, 17/29.

[14] Bakara sûresi, 2/267.

[15] Bakara sûresi, 2/274.

[16] Bakara sûresi, 2/261.

[17] Bakara sûresi, 2/3; Âl-i İmrân sûresi, 3/134.

[18] Nisâ sûresi, 4/34.

[19]Zebîdî, a.g.e, IV, 411–417, XI, 372, 373.