In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Political Ethics / Traits of the Virtuous Statesman / Obedience to God and His Messenger
Traits of the Virtuous Statesman

Obedience to God and His Messenger

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

İTAAT

Müslüman siyasetçi, her şeyden önce kendisinin de Allah (c.c.)’ın bir kulu

olduğunu, O’na karşı kulluk görevlerini noksansız olarak yerine getirmesi

gerektiğini bilir, O’ndan korkmayı, O’nun kitabında emrettiği farzlarına, yasaklarına

ve Rasûlünün sünnetlerine uymayı en önemli görev kabul eder. Bunun için zamanın

ve mekânın değişmesi kulluğun ve itaatin esasını etkilemez.

O farzlar ve sünnetler ki, hiç kimse onlara uymadıkça saadet yüzü görmez ve

onları tanıdıkça da hüsrana uğramaz. Bunun yanında eliyle, kalbiyle, diliyle yönettiği

topluma Cenâb-ı Hakk’ın yolunda bulunmayı emreder.

Çünkü yüce Allah (c.c.), kendi yolunda bulunana yardım, kendisine saygı

duyanı şereflendirmeyi garanti ediyor. Sonra ona şehvete maruz kaldıkça nefsini

kırmasını, serkeşlik ettikçe kendisini frenlemesini emreder. Zira nefis,

alabildiğine fenalığa teşvik edicidir. Meğerki Cenâb-ı Hak merhametiyle insanı

korumuş olsun!

Müslüman siyasetçi bilir ki, birçok devlet ve hükümet idarecileri kendisinden

evvel bu makamlarda kaldı ve oralarda ya adalet veya zulüm ile hükmetti. Vaktiyle

evvelki siyasetçilerin ve idarecilerin yaptıkları icraatları nasıl gözden

geçiriyorsa, halkın da şimdi öylece kendisinin icraatını gözeteceğini aklından

çıkarmaz. O zaman, kendisinin onlar hakkında söylediklerini, halk da şimdi onun

hakkında aynen söyleyeceğini bilir. Kimlerin iyi olduğu, Allah (c.c.)’ın kendi

kullarına söylettiği dilinden anlaşılır.

Müslüman siyasetçinin biriktireceği en sevimli azık, güzel işler, iyi

amellerdir.

Müslüman siyasetçi, nefsinin arzularına, heveslerine hâkim olur. Kendisine helâl

olmayan şeylerden nefsine karşı cimri olur. Zira gerek hoşlandığı, gerek

hoşlanmadığı şeylerde nefse karşı cimrilik onun hakkında adaletin tâ

kendisidir.

Müslüman siyasetçinin mesleğinde ve yaşantısında örnek alacağı tek önder

bütün peygamberlerin sonuncusu ve en güzel ahlâk üzere gönderilen Hz Muhammed

(s.a.v.)’dir. Ne batı medeniyetinden ve ne de diğer medeniyetlerden alınacak

örnek yoktur. Çünkü bu medeniyetler hep hakkı sahibine değil de güçlüye verme

esası üzerine kurulmuştur.

Müslüman siyasetçi bulunduğu makamın da dünya

hayatının da geçici olduğunu, kendisinden önce nice kralların, padişahların,

siyasetçilerin gelip geçtiğini, kendisinin ve sonrakilerin gelip geçeceklerini

ve yaptıklarının teker teker hesabını vereceklerini asla unutmaz.