In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Diseases of Bad Character / Bad Character / Drinking Alcohol
Bad Character

Drinking Alcohol

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

İÇKİ İÇMEK

‘Hamr’ sözlükte, bir şeyi örtmek demektir. Bir şeyi örten ‘örtü’ anlamındaki ‘himar’ da aynı kökten gelmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu kelime

çoğul olarak (humur şeklinde) kadınların başlarını örttükleri (başörtü anlamında) kullanılmaktadır. [1]

Hamr, kavram olarak; insanın, akıl yürütme ve düşünme yeteneğini örten her türlü uyuşturucu, sarhoş edici anlamına gelir. Türkçe’deki şarap, alkollü içkiler veya uyuşturucu denilen maddelerin genel adıdır.

Kur’an-ı Kerim’de aynı anlamda kullanılmaktadır. Özellikle içki içmeyi yasaklayan ayetler de vardır.

Kur’an-ı Kerim’in geldiği devirde Araplar ürettikleri içkilere ‘hamr’ adını veriyorlardı. Onlar üzüm, bal, hurma, buğday ve arpadan sarhoşluk veren içkiler üretirlerdi. Bunların tümü genel anlamda ‘hamr’ diye anılırdı ve hepsi de ‘aklı baştan alan’ uyuşturuculardı.

Günümüzde daha çok ‘alkollü içki’ tanımı kullanılmaktadır. Hamr kelimesinin anlamı, alkollü içki tanımından daha geniştir ve sarhoş edicilerle birlikte bütün uyuşturucuları; esrar, eroin, kokain, morfin gibi şeyleri de içerisine almaktadır.

Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır. “Her sarhoş edici hamr’dır ve her sarhoş edici haramdır. Kim dünyada hamr içer ve tevbe etmeden, onun tiryakisi olduğu halde ölürse, ahirette (ahiret) şarabı (içeceği) içemez.” [2]

Sarhoşluk veren şeyler katı ve akıcı olmak üzere iki çeşittir. Katı uyuşturucular, afyon, eroin, esrar, kokain, mariuhana gibi bitkilerden elde edilen maddelerdir. Akıcı olanlar; ağız yoluyla alınan alkollü içkilerdir. Çeşitli maddelerden yapılmaktadır. Bira, likör, şampanya, votka, rakı, şarap, cin tonik ve viski gibi çeşitleri vardır. Sarhoş edici veya uyuşturucu maddelerin, yenilerek, içilerek veya koku ve dumanının çekilerek alınması genel kuralı değiştirmez.

Hamr, adı verilen bütün sarhoş edici maddeler, insandaki düşünme ve akıl yürütme faaliyetlerini felce uğratır, aklı baştan alır. Vücudu gevşetip normal hareket etmesini ve ayakta durmasını engeller. Aklı perdeler, insanı ne yaptığını bilmez bir duruma düşürür.

Buna göre ‘hamr’ belli bir maddenin adı değil, sarhoşluk veren ve uyuşturan, aklı perdeleyen maddelerin meydana getirdiği durumun genel adıdır. Hamr’ın az veya çok olması fark etmez. İslâm’a göre bunların hepsi zararlıdır ve haramdır. [3]

Hamr’ın Haram Kılınması

Bütün sarhoş edici içkilerin ve uyuşturucuların zararlı olduğunu herkes bilir. Aklı başında olan hiç kimse ‘hamr’ın insana yararlı olduğunu söyleyemez. İnsan vücudunun alkole de ihtiyacı vardır diyenler, sadece bilgisizliklerini ortaya koymuş olurlar. İnsan, vücudunun ihtiyaç duyduğu mineralleri çeşitli sebze ve meyvelerden alır. İnsan vücudunun karbona ihtiyacı vardır ama, karbon demek olan kömürü kimse yemez. Vücudun demire de ihtiyacı vardır ama hiç kimse bu ihtiyacından dolayı demir yemeye kalkışmaz.

İçkinin zararlı olduğu bilindiği ve bunun zararını herkes gördüğü halde ilk çağlardan beri üretilmekte ve içilmekte; insanların çoğu da hala içmeye devam etmektedir. Bugün Dünya genelinde içki tüketiminin korkunç boyutlarda olduğunu görmekteyiz. Bazı ülkelerde su yerine alkollü içki içilmekte, kişi başına düşen içki tüketimi ürkütecek boyutlara ulaşmaktadır. İçki aleyhine yapılan kampanyaların da çok fazla bir etkisi olmamaktadır.

İşin ilginç yanı Kur’an’a inandığını söyleyen toplumlarda bile içki tüketimi günümüzde giderek artmaktadır. İslâm, içkiyi kesin bir dille yasaklıyor, içenleri tehdit ediyor, içki içmeyi imana zarar veren şey olarak niteliyor. Ancak günümüz müslümanları, İslâm’ın bir çok hükmünü eğip büktükleri gibi içki karşısındaki duyarlılığı da azaltıyorlar. İslâm’ın yasakladığı ve hoş görmediği bir çok davranış hayatlarına egemen oluyor. Faiz’e başka bir isim verip, kullanıyorlar. Kumara; toto, loto, piyango, şans oyunu deyip onları oynuyor ve alışıyorlar.

Tesettüre, çağdaşlık, moda deyip uymuyorlar. İçki içmeyi, neredeyse kişiliği tamamlayan, normal bir davranış olarak kabul ediyorlar.

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki; "ümmetimden bir grup hamr’ı kendi taktıkları bir adla helal kılmaya çalışırlar."

İslâm, içki içmeyi yani ‘hamr’ı büyük günahlardan saymakta ve kesin ifadelerle yasaklamaktadır.

Bilindiği gibi, İslâm beş ana maddenin korunmasını hedef almıştır. Bunlardan biri de akıldır. Akıl, ya yanlış ve batıl fikirlerle bozulur, ya sarhoşluk verici şeylerle.

Allah (c.c.)’ın insana verdiği her şey emanettir. Akıl, can, mal, sağlık, beden, toprak, gökyüzü, çocuk ve benzerleri gibi insan bu emanetleri en güzel şekilde korumalıdır. Bu emanetlere zarar veren, onları bozan davranışlardan

kaçınmalıdır. Bu emanetleri tehlikeye düşürmemelidir.

İçki yasağı, akıl nimeti veya emanetini koruma konusunda en önemli tedbirdir.

Bu yasak aynı zamanda insanı sınamadır. İnsan, yapısı açısından hem takvaya hem de nefsinin isteklerine uymaya eğilimlidir. İster ki, hoşuna giden şeylere sahip olsun, onları yapsın. Ama dünya hayatı bir denemedir. Kişi bir takım davranışlarına sınır koymaz ise fazilete ulaşamaz. Canının istediğini yapmaya devam ederse, Kur’an’ın sakındırdığı, günah, isyan, sapıklık, azgınlık, şirk ve küfür gibi hatalara düşebilir. Allah (c.c.) bazı davranışlardan razı olmaz. Bunları da elçileri aracılığı ile insanlara bildirmiştir. Hem kişiliği korumak, hem Allah (c.c.)’ı razı edip sınavı kazanmak, hem de verilen emanetleri korumak için, ilâhi yasaklara çok iyi kulak vermek gerekir.

İçkinin Zararları

Rabbimiz yeryüzünde bizim yararlanmamız için pek çok nimet, helal rızık yaratmış iken, insanın kendine zararlı bir şeyi yiyecek veya içecek yapması, ondan zevk alması akıl dışı bir olaydır. Ne yazık ki, Allah (c.c.)’a kulluk etmeyi hayatlarından çıkaranlar için ne içki yasağının, ne de diğer yasak ve emirlerin bir anlamı yoktur. Bu insanlar canlarının istediğini yaparlar.

Yeryüzünü ifsat ederler (bozarlar), azgınlaşır, haddi aşarlar, zalim ve müstekbir (zorba ve sömürgeci) olurlar. Yeryüzünü yaşanmaz hale getirirler.

Hamr içmekle önce insanın aklı işlevini kaybeder.

Akılla beraber din konusundaki duyarlılık da gider.

İçki içmekle işlenen cinayetlerin, yapılan trafik kazalarının, verilen zararların, sönen ocakların, yitirilen şereflerin sayısı belli değildir.

O yüzden Peygamberimiz (s.a.v.); “İçki bütün kötülüklerin anasıdır.” buyurmuştur. [4]

Kur’an-ı Kerim’ in gelmeye başladığı devirde Araplar arasında içki içmek çok yaygın bir gelenekti. Adeta hayatın bir parçasıydı. Tıpkı günümüzde bazı toplumlarda gördüğümüz gibi. Kur’an-ı Kerim, yeni müslüman olan bu insanlara içkiyi birden bire yasaklamadı. Aşamalı olarak onların içkiyi terk etmelerini

sağladı.

Bu konuda gelen ilk ayet, üzümlerden rızık ve içecek elde etmeyi hatırlatıyordu. [5] İkinci ayet, içki hakkında soru soranlara, ‘onun zararının faydasından çok olduğunu’ haber veriyordu. [6] Bazı sahabeler bu ayette içkinin haram kılınacağını anlamış ve içkiyi terk etmişlerdi. Üçüncü ayet, içkili iken namaz kılınmamasını söylüyordu.

Son gelen ayet ise içkiyi tamamen ve kesin bir dille yasaklıyordu:

“Ey iman edenler Hamr, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans için kullanılan fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyle ise bunlardan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan hamr ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” [7]

Görüldüğü gibi Rabbimiz, bu ayette ‘hamr’ kullanmayı şeytanın pisliklerinden saymakta ve şeytanın, içki ve kumarla insanlar arasına kavga soktuğunu, onları Allah (c.c.)’a ibadetten uzaklaştırdığını bildirmektedir.

İnsan, alışkanlıklarını kolay kolay bırakamaz. O yüzden insanlara sunulacak emir ve yasaklar, onların uygulayabileceği aşamalarla olmalıdır. Kendi yarattığı insanı en iyi tanıyan Rabbimiz, içki gibi bir konuda aşamalı bir yöntem uyguluyor. Bu yöntem, elbette yalnız ilk dönem müslümanlar hakkında geçerli değildir. Bugün de İslâm üzere yaşanacak bir hayata yeni ısındırılmak istenenlere aynı yumuşak yöntem ve aşamalar uygulanmalıdır.

İslâm içki yasağını aynı zamanda bir iman meselesi olarak ele alıyor. Nitekim son gelen ayette hamr ve kumarın şeytanın pisliği olduğu özellikle vurgulanıyor ve soruluyor, artık vazgeçtiniz, değil mi? Eğer Allah (c.c.)’a ve O’nun Resûlüne iman ediyorsanız, eğer Allah (c.c.)’ın azabından korkup affını umuyorsanız, eğer şeytanı düşman biliyorsanız, bu pis işi bırakın.

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden hamr içmesin, Allah’a ve Ahiret gününe iman eden içki içilen sofraya oturmasın.”

“Hamr içenin kalbinden iman nuru çıkar.”

“Üç kişi cennete giremez: Deyyus (karısını kıskanmayan), erkekleşen kadın ve içki düşkünü.” buyuran Peygamberimiz (s.a.v.) işin önemini ortaya koyuyor. İslâm, müminleri duygusal olarak da içkiden nefret etmelerini tavsiye ediyor.

İçkiyi kesinlikle yasaklayan ayetin sonunda Allah (c.c.) müminlere yumuşak bir şekilde soruyor: “Artık (içki içmekten) vaz geçtiniz, değil mi ?” bu ifade tarzı şüphesiz kalplere etki eden, duygulandıran, yaptıkları yanlıştan insanları alıkoyacak tatlı bir yöntemdir. Bunu duyan o günün müminleri içkiyi derhal bıraktılar, evlerindeki ve stoklarındaki bütün içkileri sokaklara döktüler.

[1] Nur sûresi, 24/31.

[2] Buhari, Eşribe, 1.

[3] Nesai, Eşribe, 24.

[4] Nesai, Eşribe, 44.

[5] Nahl sûresi, 16/67.

[6] Bakara sûresi, 2/219.

[7] Maide sûresi, 5/90-91.