In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Trade Ethics / Ethical Diseases in Trade / Delaying Repayment of Debt
Ethical Diseases in Trade

Delaying Repayment of Debt

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

Ödeme zamanı belli olan bir borcun mazeretsiz olarak zamanında ödenmeyip geciktirilmesi kötü huylardandır. Müslüman kişi ödemesi mümkün iken, satın aldığı şeyin bedelini ödemeyi geciktirmemelidir. Çünkü aldığı şeyin bedelini satıcının rızası olmaksızın o anda vermeyip bir saat veya bir gün sonra vermek, satıcıya eza vermektir ve bundan sakınmak gerekir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) de insanların mallarını alıp ödemeyi zamanında yapmayanları uyararak şöyle buyurmuştur: “Kim ki, geri ödemek üzere insanlardan mal alır Yüce Allah ona ödemede kolaylık sağlar; kim de ödememek üzere alırsa Yüce Allah o malı helâk eder.” [1]

İbn Ömer (r.a.)’den gelen bir rivayette de Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Üzerinde dinar veya dirhem borcu olduğu halde ölen kişinin bu borcu, âhirette onun sevaplarından ödenir. Öyle ki, onun sevap kefesinde ne bir dinarlık ve ne de bir dirhemlik sevap kalır.” [2]

Cabir (r.a.) anlatıyor: ‘Ölen bir Müslümanı yıkayıp, kefenleyip güzel kokular sürdükten sonra Hz. Peygamber (s.a.v.)’e getirip cenaze namazını kıldırmasını istedik. Hz. Peygamber (s.a.v.) cenazeye doğru bir adım attıktan sonra durdu ve “üzerinde kimsenin alacağı var mı?” diye sordu. Biz de: ‘İki dinar borcu var’ dedik. Bunun üzerine Hz Peygamber (s.a.v.) çekilip uzaklaştı. Borcunu Ebu Katade üstlenince tekrar Hz. Peygamber (s.a.v.)’e getirdik. Ebu Katade: ‘Onun iki dinar borcu bana aittir, ben ödeyeceğim’ dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah alacaklının hakkını teslim edip borçluyu bundan kurtardı değil mi?” Daha sonra “Evet” dedi ve cenaze namazını kıldırdı. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün sonra, “O iki dinara ne oldu, ödendi mi?” diye sordu. Ben de, ‘daha dün öldü’ dedim. Bunu ertesi gün tekrar sorunca, ‘ödedim’ dedim. Hz Peygamber (s.a.v.) de, “İşte şimdi cezadan kurtuldu” buyurdu. [3]

Ebu Hureyre (r.a.)’den gelen bir rivayette de Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Müminin ruhu onu ödeyinceye kadar borcuna ilişiktir.” [4]

Bu rivayetlerden ve daha bir çok başka rivayetlerden anlaşılmaktadır ki, Hz Peygamber (s.a.v.) borçlu olarak ölen Müslümanın cenaze namazını kıldırmaktan kaçınıyor ve insanların bu üzüntülü gününde bile borçların ödenmesini gündeme getiriyordu. Rasûlullah (s.a.v.)’in bu sünneti, özellikle vefat öden Müslümanın borcunun ödenmesi, onun ahirete üzerine kul hakkı olmadan gitmesi ve hakların yerini bulması konusundaki duyarlılığından kaynaklanmaktadır.

Borçlanmaların yazıya geçirilmesi, kayıt altına alınması ve bu işlemlerle ilgili olarak şahit tutulması da İslâm’ın getirmiş olduğu bir sistemdir. Bunu da Cenâb-ı Hak emir buyurmaktadır: “Ey inananlar! Belli bir süreye kadar birbirinize borçlandığınızda, yazın. Onu aranızda güvenilir bir yazıcı yazsın. Yazıcı yazmaktan kaçınmasın. Allah ona (burada) nasıl öğretti ise, öyle yazsın. Yazıyı borçlu yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun, borçtan bir şeyi eksiltmesin. Borçlu güçsüz veya söyleyip yazdıramayacak durumda ise, onu velisi, doğru şekilde yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahit bulundurun. İki erkek yoksa razı olacağınız şahitlerden bir erkek ile iki kadın bulunsun. Bir yanılırsa diğeri hatırlatır. Şahitler çağırıldıklarında görmezlik etmesinler. Borç ister büyük, ister küçük olsun vadesi ile birlikte yazmaktan üşenmeyin. Böylesi Allah yanında daha güvenli, şahitlik yapmak için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygun olur. Aranızda hemen alıp verdiğiniz bir ticaret olursa, onu yazmamanızın size bir günahı yoktur. Alım satım yaptığınızda şahit bulundurun. Ne yazıcı zarara uğratılsın, ne şahit. Aksini yapmanız, yoldan çıkmanız olur. Allah’tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretir. Allah her şeyi bilir.” [5]

Günümüzde ticarette en çok kullanılan ödeme belgesi senet ve çeklerdir. Senet ve çeklerde borç miktarı, borçlunun adı, ödeme yeri ve ödeme vadesi gibi bilgiler bulunmaktadır. Müslüman kimse ister ticaret adamı olsun isterse olmasın imzaladığı sözleşme, senet veya çekin vadesi geldiğinde borcunu istetmeden ödemelidir. Verdiğiniz sözde durmamak, ticari piyasada güven ve itibar kaybına sebep olur. Sözleşmeye vefa göstermemek nifak hastalığının sinsi mikroplarından biridir. İtimat ve itibarını sarsan bir kimse, önceleri kazansa bile, sonunda işi zarar ve hüsrana saplanır kalır. Hayırlı bir ümmet olarak yaratılan bizler, insanların zararına sebep olacak davranışlardan son derece sakınmalı, alış veya satışımızda hayırhahlığı ve kibarlığı elden bırakmamalıyız. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.), “Allah (c.c.) satışta kolaylığı ve nezaketi, satın almada kolaylığı ve nazik davranmayı, borç ödemede kolaylığı ve kibar davranmayı sever.” buyurmuşlardır.

Yine Rasûlullah (s.a.v.), “Müjdeler olsun! Emanete hıyanet etmeyen, satın alırken kötülemeyen, satarken malını çok övmeyen, borcunu zamanında ödeyen, kazancı temiz ve helal olan tüccarlara!...” buyurmuşlardır.

[1] Buhari, İstikraz, 2.

[2] İbn Mace, Sadakat, 11.

[3] Ahmed, Müsned, 3/330.

[4] İbn Mace, Sadakat, 12.

[5] Bakara sûresi, 2/282.