Deception
‘Hile’, çeşitli amaçlarla başkalarını aldatmak için yapılan eylem ve söylenen sözlere denir.
Hilede esasen karşı tarafa zarar vermek amacı olduğundan kötülüğü ve çirkinliği açık ise de; düşmanla yapılan savaşı kazanmak veya yıkılma tehlikesini gördüğü ırz, namus ve haklarını korumak için geçici olarak hîle yapılmasında bir sakınca yoktur. Savaşta hîle, bazen bir ordunun göremeyeceği bir işi görürse de bununla beraber tedbir ve cesaretle yapılmayı gerektirir.
Fakat hîleye (aldatmaya) imkan veren şartların getirdiği zorunluluk olmaksızın kendi çıkarları için hîle yapmak zulüm işlemek olacağından bunu yapan hem dünya, hem de âhirette sorumludur.
Yılan gibi dıştan güzel renk göstererek yerlerde sürünen ve hakikatte hîle ve hiddet dişlerini gösterip zehir saçan hîlecilerin söz ve garantilerine kapılmak büyük hatadır. Bunun gibi hatalardan kaçınmak ise ancak dirayet ve tecrübe ister. Dirayet sahiplerine göre çömleğin kırık olup olmadığını anlamak için bir hafif fiske yeter!
Bu konuda bir temsil naklederler. Vaktiyle bir aç sansar, tavukların yaşadığı kümesin kapısına gelip nazik bir ses ile :” “Kapıyı açın!” der. İçerden horoz : “siz kimsiniz?” diye sorup: “Ben burada komşuyum. Sizin hanımlardan birinin hasta olduğunu duydum da incelemeye geldim” cevabını alınca: “Hamd olsun hepimiz sıhhat ve afiyetteyiz. Bu teşrifinizden memnun olduk. İçeri girmeyip oradan dönüp giderseniz daha memnun oluruz” deyip sansarı ümitsiz bırakır.
Horoz bu akıllı cevabı şüphe yok ki, daha önce bir sansar patırtısına daha uğrayıp denemesi sonucu verebilmiştir. (Tasvîr-i Ahlâk, A. Rıfat)