بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق الجهاد والحرب / الحرب في الفكر الإسلامي / نصر الله والقتال مع غير المسلمين
الحرب في الفكر الإسلامي

نصر الله والقتال مع غير المسلمين

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

ALLAH’IN (c.c.) YARDIMI, MÜSLÜMANLAR İLE

GAYR-İ MÜSLİMLER ARASINDA SAVAŞ

Burada, bazı Müslümanların hatırına gelen önemli bir noktayı zikredeceğiz. O da şudur: Bazı Müslümanlar savaş ve zafer için hiç hazırlanmadan Allah’ın (c.c.) kendilerini muzaffer kılmasını isterler. Şu ayet-i kerime bunlara cevap vermektedir:

“Allah dileseydi (kendisi) onlardan öç alırdı; fakat sizi birbirinizle denemek için (size savaşı emrediyor).” [86]

Bu ayetin tefsirinde müfessirler şöyle demektedirler: Eğer Allah (c.c.) dileseydi, herhangi bir vesileyle, savaş olmadan da kâfirlerden intikam alır ve onları bozguna uğratırdı. Fakat Allah (c.c.) müminleri imtihan etmek, emirlerine uymalarından ötürü onları mükâfatlandırmak ve her neticeyi bir sebebe bağladığını idrak etmeleri için cihadı meşru kılmıştır.

Allah Teâlâ, dünya düzeni için “Sünnetullah” dediğimiz inananlara ve inanmayanlara göre değişmez nitelikte olan kanunlar koymuştur. Gerçek bir imtihan olsun, çalışan kazansın diye dünya işlerini hep bir sebebe bağlamış, kim esbaba (sebeplere) yapışırsa neticeyi kâfirin elinde de olsa yaratmıştır. Bu itibarla savaşta üstünlük, Sünnetullah gereği güçlü olan tarafa ait olacaktır. Ancak güç, sadece maddi unsurlardan müteşekkil değildir. Maneviyatın da önemli bir yeri vardır. Gücün kullanılmasını temin edecek yeterli eğitimin, moralin, şehadete olan imanın savaş esnasında önemi çok büyüktür ve bunlar hep neticeyi etkileyecek olan şeylerdendir. [87]

Böylece Allah (c.c.), müminlerden güç, kabiliyet ve bilgilerini noksansız bir şekilde kullanmalarını istemektedir. Eğer bunu yapmazlarsa bozguna uğramayı hak edecekler, şayet yaparlarsa Allah (c.c.) onlarla beraber olacak ve onlara zafer nasip edecektir. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Eğer siz Allah’a yardım ederseniz [88] Allah’ta size yardım eder, ayaklarınızı (hakkı koruma yolunda) sabit tutar.” [89]

“Allah (c.c.), kendi (dini)ne yardım edene elbette yardım edecektir.” [90]

Burada meseleye iyice açıklık getiren bir ayet-i kerimeyi daha zikretmemiz uygun olur ki, o da şudur:

“(Ey Muhammed!) Allah yolunda savaş! Sen yalnız kendinden sorumlusun. İnananları da (savaşa) teşvik et, umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha şiddetli ve cezası daha çetindir.” [91]

Bu ayet-i kerimede dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır:

1- Her ne kadar bazı acizler ve münafıklar, savaştan geri kalsalar da Hz. Peygamber (s.a.v.) Allah (c.c.) yolunda cihad etmekle yükümlüdür.

2- Allah’ın (c.c.) rızasını ve mükâfatını kazanmaları için bu ayet, müminleri cihada katılmaya teşvik etmektedir.

3- Müminler, Allah’ın (c.c.) cihad çağrısına uyduklarında, Allah’ın (c.c.) kâfirlerin gücünü kıracağı ve onları bozguna uğratacağı ümidini ayet açıkça ifade etmektedir.

4- Ayet, Allah’ın (c.c.) güç ve kuvvetine karşılık hiçbir gücün karşı koyamayacağını (zihinlere) iyice yerleştirmektedir.

Buna göre Allah (c.c.) hak edene yardım ve kuvvetini ihsan edince, o kişi apaçık bir zafer elde edecektir.

[86] Muhammed sûresi, 47/4.

[87] Tek Yol Cihad, Mustafa Meşhur, ( Trc. M. Erdoğan)

[88] “Allah’a yardım”, onun koyduğu değişmez “sünnet”e uygun hareket etmek olmalıdır.

[89] Muhammed sûresi, 47/7.

[90] Hacc sûresi, 22/40.

[91] Nisâ sûresi, 4/84.