بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / محبة الله
الأرشيف — محتوى قديم

محبة الله

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Sevgi, Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Allah (c.c.)’ın verdiği nimetlerin bir çoğu, asıl değerini, gerçek sevgilerin ve dostlukların yaşandığı ortamlarda bulur. Örneğin; gördüğü güzel bir manzaradan zevk alan bir insan, duyduğu heyecanı sevdiği biriyle paylaşmak ister. Aynı şekilde mükemmel bir ziyafet sofrası ya da en güzel, en gösterişli ev bile, tek başına iken bir insana çok fazla çekici gelmeyebilir. Çünkü Allah (c.c.) insan fıtratını, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Kur’an ahlâkını yaşayan insanlarla bir arada olmak, onlarla dostluğu ve sevgiyi yaşamak ise, iman eden bir insana birçok nimetten çok daha fazla zevk verir.

Bu nedenle Allah (c.c.)’ın sevdiği ve hoşnut olduğu kullarına vadettiği cennet, gerçek sevginin, dostluğun ve yakınlığın sonsuza kadar büyük bir coşku ile yaşanacağı olağanüstü güzellikte bir yerdir. Allah’ın Kur’an’da cennet hayatına dair verdiği haberlerde hep neşe, arkadaşlık, sevgi, muhabbet, güzel söz ve huzurdan bahsedilmektedir. Sevgi ve dostluğu engelleyecek her şey cennetteki insanlardan uzak tutulmuştur. Örneğin, Allah (c.c.) bir ayetinde cennete girecek olan müminlerin kalbinden ‘kin’den ne varsa alındığını bildirmiştir. (1) Kıskançlık, düşmanlık, rekabet, öfke, darılma, alınma gibi sevgiyi ve dostluğu engelleyen bütün kötü özellikler cennetin dışında kalacaktır.

Cennette yaşayacak olan Müslümanların önemli özelliklerinden biri, onların dünya hayatında iken de, tüm peygamberleri, Allah (c.c.)’a iman eden, ibadet için çaba gösteren her Salih insanı ve geçmişte yaşamış bütün Müslümanları çok sevmeleridir. İman edenler Allah’ın rızasını kazanmak için çaba gösteren tüm Salih müminlere yakınlık duyar, onları kendilerine yakın birer dost ve veli edinirler. Her koşulda ve kayıtsız şartsız onlarla birlikte olmaktan büyük zevk alırlar; bütün Müslümanlara vefa ile bağlıdırlar. Allah Teala, müminlerin kalplerindeki imanlarından, Allah korkularından kaynaklanan bu güzel sevgiye ve Rabbimiz’e olan içten bağlılıklarına karşılık, onları sevginin ve sadakatin en güzel mekanı olan cennetle ödüllendirecektir.

Müminlerin kalplerindeki sevginin asıl kaynağı ise Allah’a olan derin sevgileridir. Bu sevgiye, ‘Muhabbetullah’ denir. Müminler, Allah’ı çok severler ve hayatlarının her anında Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanmak için ciddi bir çaba gösterirler.

Allah, tüm insanları yoktan var etmiştir. İnsan bir ‘hiç’ iken Allah’ın rahmeti sayesinde bir can sahibi olmuştur. Kullarını bu dünyada barındıran, çeşit çeşit yiyecekler, meyveler sunan, binbir türlü çiçekle, sevimli hayvanlarla bize zevk verecek manzaralar yaratan, güneşten suya, havadan vitaminlere kadar ihtiyacımız olan her şeyi kusursuzca var eden, uzayın boşluğunda binlerce kilometre hızla yol alan dünyayı her an güvenlik içinde tutan, Rahman, Rahim ve sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimizdir. Allah’ın üzerindeki nimetlerini, O’nun her şeye güç yetiren ve tüm evrenin tek hakimi olduğunu, her şeyin en güzel ve hayırlı şekliyle yarattığını düşünen her müminin Allah’a olan sevgisi daha da güçlenir. Allah’ı seven ve Allah’tan korkan bir insan, O’nun sınırlarını büyük bir şevk ve istekle korur; Allah’ın her emrini kusursuzca yerine getirmek için büyük bir titizlik gösterir, Allah’ın hoşnutluğunu, sevgisini, rahmetini ve cennetini kazanmak için hayatı boyunca bütün gücüyle çalışır. Allah’ı çok seven Allah’tan korkan, O’nun kendisinden hoşnut olması için samimi bir gayret gösteren her mümin, dünyaya güzellik kazandıran hayırlı insanlardır. Allah’ı seven insan, Allah’ın yarattıklarını da sever, onlara karşı sefkat ve merhamet duyar, onları korumak, onlara hayır ve güzellik getirmek ister. Dünyanın en hayırlı, en üstün ahlâklı insanlarından olan Allah’ın elçileri de, çevrelerindeki, insanları sevgiye ve yakınlığa davet etmişlerdir.

İşte Allah (c.c.), iman edip Salih amellerde bulunan kullarına şu şekilde müjde vermektedir.

“Deki: ‘Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum.’ Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.” (2)

Allah sevgisinden amaç, Allah’ı, Allah’ın sevmeyi emrettiği hayırlı kulları ve Allah’ın gönderdiği ilâhi dini (İslâmı) sevmektir. Hz Muhammed (s.a.v.)’i sevmek gibi. Allah yolunda cihad gibi Allah’ın emrettiği amel ve ibadetleri sevmek de böyledir.

Yüce Allah buyurmuştur:

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, zarar etmesinden korktuğunuz ticaretiniz, çok sevdiğiniz evleriniz, size Allah’tan, Resûlünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise o halde Allah emrini yerine getirinceye kadar gözetleyin. (Başınıza gelecekleri göreceksiniz) Allah C.c.), yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.” (3)

--------------------------------

(1) A’raf Sûresi, /43.

(2) Şûra Sûresi, /23.

(3) Mümtehine sûresi, /4