بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق الجهاد والحرب / شخصيات قدوة / عثمان غازي
شخصيات قدوة

عثمان غازي

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Osman Gazi, Oğuzların Kayı boyundan, Türkiye Selçuklularının uç beyi Ertuğrul Gâzi’nin oğlu olup, 1258 senesinde Söğüt’te doğdu. Küçük yaştan itibaren İslâm ilimlerini öğrenen Osman Gazi, ayrıca mükemmel bir askerî talim ve terbiye gördü. 1277’de Anadolu’nun İslâmlaştırılıp, Türkleşmesi faaliyetlerine katılan gönül sultanlarından ve ahilerden biri olan Şeyh Edebali’nin kızı ile evlendi. Babası Ertuğrul Gazi’nin 1281’de vefatı üzerine bey seçilip idareyi ele aldı.

Osman Bey, Kayıların başına geçince Söğüt’ü kendisine merkez yaparak Akçakoca, Gazi Abdurrahman, Aykut Alp ve Konur Alp gibi beylerle Bizans’a karşı fetihlere girişti. 1285’te Kulaca Hisarı fethedildi. 1288’de İnegöl ve Karacahisar tekfurlarının kuvvetlerini Ekizce’de bozguna uğrattı. Bu savaşta Osman Gazi’nin kardeşi Saru Batu şehit oldu.

Osmanlıların daha sonra Karacahisar, Taraklı ve Göynük’ü elde etmesi üzerine, bölge tekfurları ittifak ederek Osman Gazi’yi bir düğün münasebetiyle öldürmek istediler. Dostu, Harmankaya hâkimi Köse Mihal’in (ki daha sonra İslâmiyet’i kabul ederek Mihal Gâzi adını almıştır.) haber vermesi ile vaziyeti öğrenen Osman Gazi süratle harekete geçerek Bilecik ve Yarhisar’ı zapt etti. Gelini ele geçirerek Nilüfer adını verip, oğlu Orhan Gazi ile nikâhladı.

1299’da Türkiye Selçuklu sultanlığındaki iktidar boşluğundan faydalanan Osman Gazi istiklâlini ilan etti. 1301’de Yenişehir’i alarak İznik ve Bursa’nın fethinin yolunu açtı. Bursa, Kite ve Atranos tekfurlarının kuvvetlerini Koyunhisar mevkiinde bozguna uğrattı. Bu zaferden sonra Kestel, Kite ve Ulubat kaleleri Osmanlıların eline geçti.

1308’de İznik’in en mühim ileri karakolu olan Karahisar ele geçirildi. Böylece İznik-İzmit karayolu Türklerin hâkimiyetine girmiş oldu. Osman Bey artık başta Bursa olmak üzere İznik ve İzmit’in zabtını ilk hedef olarak görüyordu. 1314 yılında başlayan Bursa kuşatması, on seneden fazla sürdü. 1324’de hastalanan Osman Bey, komutayı oğlu Orhan’a devretti.

Osman Gazi salih bir mücahit Müslüman olup, İslâm ahlâkının iyi ve güzel vasıflarına sahipti. Az sayıdaki aşiret kuvvetleriyle Bizans ordusunu ve tekfurlarını üst üste mağlup edip zaferler kazanarak dünyanın en uzun ömürlü hanedanını ve en büyük devletlerinden birini kurdu. Bir taraftan fetihlere devam ederken, diğer taraftan devlet teşkilatının müesseselerini mükemmel bir şekilde kurmaya ve sistemleştirmeye çalıştı. Ömrü, Rum kâfirleri ile savaşmakla ve İslâmiyet’i yaymakla geçti. Vefat edeceği zaman, oğlu Orhan Bey’e gönderdiği vasiyetnamesi, İslâmiyet’e olan sevgi ve saygısını ve Türk milletinin rahat ve huzurunu düşündüğünü ve insan haklarına da gönülden bağlılığını açıkça bildirmektedir.

Osman Gazi’nin, Oğlu Orhan Gazi’ye Nasihati

‘Oğul! Din işlerini her şeyden evvel ele alıp, yürütmek gayret ve esasını daima göz önünde bulundur ve bu esası sakın gevşekliğe uğratma. Çünkü bu farzın yerine getirilmesini sağlamak, din ve devletin kuvvetlenmesine sebep olur.

Din gayretine sahip olmayan, sefahate düşkün olan, tecrübe edilmemiş kimselere devlet işlerini verme! Zira Yaratanından korkmayan bir kimse, yarattıklarından da çekinmez.

Zulümden ve hangisi olursa olsun bidatten, yani İslâmiyet’e aykırı şeylerden son derece uzak dur! Seni zulüm ve bid’ate teşvik edip sürükleyenleri, devletinden uzaklaştır ki, bunlar seni yıkılışa sürüklemesinler.

Allah Teâlâ’nın rızası için, devlet hizmetinde ömrünü tüketen devlet adamlarını daima gözet. Böyle kıymetli kimselerin vefatından sonra, aile efradını koru, ihtiyacı olanların da ihtiyacını karşıla, halkından hiç kimsenin malına mülküne dokunma. Hak sahiplerine hakkını ver, layık olanlara ihsan ve ikramlarda bulun ve ailelerini de gözet. Özellikle, devletin ruhu mesabesinde olan ve en büyük dayanağı bulunan asker taifesini güzelce idare edip rahatlarını temin eyle.

Devletin bedeninde kuvvet mesabesinde olan hakiki âlimleri ve fazilet sahiplerini, edip ve yazarlarını, sanat erbabını gözetip koru. Onlara hürmet, ihsan ve ikramda bulun. Bir ülkede, olgun bir âlimin, bir arifin, bir velinin bulunduğunu duyarsan, uygun ve layık bir usul ve ifade ile onu memlekete getirt. Onlara her türlü imkânı tanıyarak ülkene yerleştir ki, hükümetin süresince âlim ve arifler, bilginler memleketinde çoğalsın. Din ve devlet işleri nizama oturup ilerlesin.

Sakın, orduya ve zenginliğe mağrur olma. Hakiki âlim ve ariflere, bilginlere hürmet edip, sarayında onlara yer ver. Benim halimden ibret al ki, zayıf, güçsüz bir karınca misali, hiç layık olmadığım halde buraya geldim ve Allah Teâlâ’nın nice ihsanlarına ve inayetlerine kavuştum. Sen de benim uyduğum ve uyguladığım nizamı uygula. Hz Muhammed (s.a.v.)’in dinini, bu yüce dinin mensuplarını ve itaat eden diğer halkını himaye eyle! Allah Teâlâ’nın hakkını ve kullarının hakkını gözet. Dinimizin tayin ettiği beytülmaldeki gelirin ile kanaat eyle! Devletin zaruri ihtiyaçları dışında sarfiyatta bulunmaktan son derece sakın! Senden sonra geleceklere de aynı nasihatlerde bulun ve iyice tembih eyle. Daima adalet ve insaf üzerine bulun. Zulme meydan verme. Herhangi bir işe başlayacağın zaman Allah Teâlâ’nın yardımına sığın! Halkını, düşmanların ve zalimlerin saldırılarından koru. Haksız olarak hiç kimseye muamelede bulunma. Daima halkını hoşnut edecek şeyleri arayıp, yapılmasını sağla. Onların gönüllerini kazanmayı, bunun devamını ve artmasını büyük nimet bil! Tebeanın (halkın) sana olan güveninin sarsılmamasına son derece dikkat eyle!’

Osman Bey’in Rüyası

Bizans’ın hâkimiyetindeki batı Anadolu cihat diyarı olduğundan, bölgede gaza niyetiyle pek çok kumandan, mücahit, derviş ve her biri gönül sultanı şeyh ve âlim bulunuyordu. Osman Gazi, Anadolu’nun İslâmlaştırılması faaliyetine katılan bu gönül sultanlarından ve ahilerden biri olan Karamanlı Şeyh Edebali’nin sohbetlerini hiç kaçırmamaya gayret ederdi. 1277 senesinde, Edebali hazretlerinin dergâhında misafir olduğu bir gün acayip bir rüya gördü. Rüyasında, hocası Edebali’nin koynundan bir ayın çıkıp, kendi koynuna girdiğini, arkasından da kendi göbeğinden bir çınar ağacının bitip, âlemi tuttuğunu, gölgesinde nice dağların bulunup, nehirlerin aktığını, birçok insanların kaynaştığını, kimisinin bahçe ve tarla sulayıp, kimisinin çeşmeler akıttığını gördü. Gördüğü rüyayı ertesi gün hocasına anlattı. Şeyh Edebali O’na; ‘Müjde ey Osman! Hak Teâlâ sana ve senin evladına saltanat verdi. Bütün dünya, evladının himayesinde olacak, kızım Mal Hatun da sana eş olacak.’ Deyip rüyasını tabir etti. On dokuz yaşında iken Şeyh Edebali’nin kızı Mal Hatun ile evlendi. Bu izdivaçtan Orhan Gazi doğdu. Orhan Gazi’nin doğduğu sırada, Ertuğrul Gazi de vefat etti (1281).

Osman Gazi, oğlu Bursa’yı fethettiği sırada vefat etti (1326). Naşı Bursa’ya götürülerek Gümüşlü Künbet’te defin edildi.