بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / طول الأمل
الأرشيف — محتوى قديم

طول الأمل

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Tûl-i Emel, dünyada rahat, zevk ve eğlence içinde uzun yıllar yaşamayı istemektir. İbadet yapmak için çok yaşamayı istemek, tûl-i emel değildir. Tûl-i emel içinde olanlar, ibadetleri zamanında yapmazlar. Günahlarından tevbe etmeyi ihmal ederler. Kalpleri katı olur ve ölümü hiç düşünmezler. Va’z ve nasihatten de anlamazlar. Hadis-i şerifte: “Lezzetlere son veren şeyi (ölümü) çok hatırlayınız” “Ölümden sonra olacak şeyleri sizin bildiğiniz gibi, hayvanlar da bilselerdi, yemek için semiz hayvan bulamazdınız” ve “Gece ve gündüz ölümü hatırlayan kimse, kıyamet günü şehitlerin yanında olacaktır.” buyuruldu.

Tûl-i emel sahibi insan, sürekli dünya malına ve mevkiine kavuşmak için ömrünü harcar. Ahireti unutur. Yalnız dünyadaki zevk ve eğlencesini düşünür. İnsanın, kendi aile bireylerinin bir yıllık ihtiyaçlarını karşılamak tûl-i emel olmaz. Bir senelik ihtiyaca “Havaici asliye” denir. Bunlar, zekât hesaplamasına esas teşkil eden Nisab’tan da sayılmaz. Buna sahip olan zengin sayılmaz. Buna sahip olmayan bekâr bir kimsenin de kırk günlük gıda ve ihtiyaç maddesini saklaması caizdir. Daha fazlasını saklaması ise tevekkülü bozar. Hadis-i şerifte: “İnsanların en iyisi, ömrü uzun ve ameli güzel olandır” ve “Ölmek istemeyiniz. Kabir azabı çok acıdır. Ömrü uzun olup İslâm’ın kurallarına uymak büyük saadettir” ve “Müslümanlıkta beyazlaşan saçlar, kıyamet günü nur olacaktır.” buyuruldu.

Tûl-i emelin sebepleri, dünya zevklerine düşkün olmak, ölümü unutmak, sağlığına ve gençliğine aldanmak ve bunların elinden gideceğini düşünmemektir. İnsan, ölümün her an kendisine gelebileceğini düşünmelidir. Sağlığın ve gençliğin ölüme engel olamadıklarını, nice çocuk, genç ve sağlıklı insanın öldüğünü ve küçük yaşlardaki ölümlerin yaşlılardan daha çok olduğunu unutmamalıdır. Bir çok hastanın, iyi olup sağlığına kavuştukları ve bir süre daha yaşadıkları ve buna karşılık sağlıklı bir çok insanın da ansızın öldüklerine her zaman tanık oluyoruz.

İnsan, Tûl-i emel sahibi olmanın zararlarını ve ölümü düşünmenin yararlarını öğrenmelidir. Hadis-i şeriftr: “Ölümü çok hatırlayınız. Onu hatırlamak, insanı günah işlemekten korur ve ahirete zararlı olan şeylerden sakınmaya vesile olur” buyuruldu.

Bera b. Azib diyor ki: Mezarlığa defnetmek üzere, Resûlüllah ile birlikte bir cenaze götürdük. Resûlüllah (s.a.v.) kabrin başına oturdu ve ağlamaya başladı. Mübarek göz yaşları toprağa damladı. Sonra buyurdu ki: “Ey kardeşlerim! Hepiniz buna hazırlanınız!”

Ömer b. Abdül’l-Aziz bir alimi görünce, ondan nasihat istedi. O da, sen şimdi halifesin, istediğin gibi emir verebilirsin. Yarın öleceksin, dedi. Biraz daha devam et, deyince, Adem (a.s.)’e kadar bütün dedelerin ölümü tattı. Şimdi sıra sana geldi, dedi. Halife, uzun zaman ağladı.

Hadis-i şerifte buyuruldu: “İnsanlara vâiz olaram ölüm yeter. Zenginlik isteyene, kaza ve kadere iman etmek yeter” ve “İnsanların en akıllısı ölümü en çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyada şeref, âhirette yüksek dereceler nasip olur” ve “Allah’tan (c.c.) haya ediniz. Başkalarına kalacak olan şeyleri toplamakta vaktinizi geçirmeyiniz. Kavuşamayacağınız şeyleri elde etmek için uğraşmayınız. İhtiyacınızdan fazla binalar yapmakla hayatınızı harcamayınız” ve “Evlerinizi haram malzeme ile yapmayınız. Dininizin ve dünyanızın harap olmasına neden olur.”

Haram olan lezzetlerin içinde yaşamak için uzun emel sahibi olmak haramdır. Mübahlarla lezzetlenmek için tûl-i emel sahibi olmak, haram değil ise de, iyi değildir. Çok yaşamayı değil sıhhat ve afiyet ile yaşamayı istemelidir. (İslâm Ahlâkı. M. Hadimi.)