بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق الجهاد والحرب / شخصيات قدوة / سليمان القانوني
شخصيات قدوة

سليمان القانوني

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

KANUNî SULTAN SÜLEYMAN

Kanunî Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim’in oğlu olup Miladî 1495 senesinde doğdu. Osmanlı sultanlarının onuncusu ve İslâm halifelerinin yetmişbeşincisidir.

1509’da Kefe sancakbeyliğine gönderilinceye kadar babasının yanında kalmış ve bu müddet içinde iyi bir öğrenim ve eğitim görmüştür. Babası Yavuz Sultan Selim’in 1514 İran ve 1516 Mısır seferleri sırasında Rumeli’nin muhafazası ile görevlendirildi ve Edirne’de oturdu. Babasının vefatı ile de 30 Eylül 1520 tarihinde 26 yaşında iken Osmanlı tahtına çıktı.

Kanuni Sultan Süleyman Belgrad’ın fethi (1521) ile Orta Avrupa’nın, şövalyelerin üssü olan Rodos’un zaptı (1522) ile de Akdeniz hâkimiyetinin kapılarını devletine açtı. 1526’da yüz bin kişilik ordusuyla ve üç yüz kadar top ile Mohaç Ovası’nda Macar ordusuyla karşılaştı. Bu durumda sancaklarını açıp ellerini semaya doğru kaldıran sultan; ‘Ya Rabbi! Senin kudret ve himayeni diliyor, Hz Muhammed (s.a.v.)’in ümmetine yardımını niyaz ediyorum’ diye yalvardı. Tarihin bu en büyük meydan savaşında düşman ordusunu yok eden Kanuni, 20 Eylül’de Macaristan’ın başşehri Budin’e girdi. 1529’da Viyana muhasara edildi ise de kuşatma vasıtalarının getirilmemesi ve kış mevsiminin yaklaşması üzerine neticesiz kaldı. 1532’de Alman seferine çıkan Kanuni, Viyana’yı arkada bırakarak Gratz, Marburg, Gunss ve daha birçok Alman şehirlerini zaptetti. Yedi ay Avrupa içlerinde dolaştığı halde imparator karşısına çıkmaya cesaret edemeyince geri döndü.

1534’te Safeviler üzerine sefere çıkan Sultan, Bağdat ve Basra’yı zaptetti. Bağdat’ta evliya kabirlerini ve Kerbela’da Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)’in makamlarını ziyaret eden Kanuni, Abdülkadir-i Geylanî hazretlerinin kabrine türbe ve yanına imaret yaptırdı. Fetih hareketlerine devam eden Kanuni, 1535’teTebriz’i zaptetti. 1537’de İtalya seferine çıkarak, Otranto’ya kadar ilerledi.

Karalarda cihan hâkimiyetini eline geçiren Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin Paşa vasıtasıyla denizlerde de Osmanlı Devleti’nin gücünü gösteriyordu. Nitekim bu büyük deniz komutanı haçlı donanmasını 27 Eylül 1538’de Preveze’de imha ederek, müstesna bir zaferle Akdeniz’de tam bir Osmanlı hâkimiyeti kurdu. Kanuni Süveyş’te kurduğu donanma ile de Kızıldeniz’i ve Arabistan sahillerini emniyet altına aldı ve Avrupalıları Hindistan sahillerinden uzaklaştırmaya başladı.

Bu fetihleri; 1543’te Estergon, Nis ve İstolni-Belgrad, 1551’de Trablusgarb’ın zaptı ve 1553’te Nahcıvan Seferi takip etti. İhtiyar ve hasta bir halde iken 1566’da yine cihada çıkan bu büyük Türk sultanı, Zigetvar kalesinin zaptı sırasında top sesleri arasında 72 yaşında iken vefat etti. Naşı Süleymaniye’deki türbesine defnedildi.

Türklerin kendisine Kanunî ve Gazi, Avrupalıların ise ‘Muhteşem’ dedikleri Süleyman Han, babasından devraldığı 6,557,000 kilometrekarelik Osmanlı toprağını, yaptığı fetihlerle 14,893,000 kilometrekareye ulaştırdı. Bulunduğu yüzyıl, dünya tarihine Türk asrı olarak geçti. Bu asırda her sahada devlet ve ilim adamları yetişti. Nitekim sadrazamı İbrahim Paşa, Lütfi Paşa, Sokullu Mehmet Paşa; Şeyhül-İslâm’ı Kemal Paşazade, Ebussuûd Efendi, şairi Baki, Fuzulî; sanatkârı Mimar Sinan; kaptan-ı deryası Barbaros Hayrettin Paşa olan bir devletin padişahı Kanunî olurdu.

Sultan Süleyman Han’ın asıl adından daha fazla bilinip, şöhreti olan Kanunî ünvanı, önceki Osmanlı kanunnamelerini ve devri icabı lüzumlu hükümleri Kanunname-i Âl-i Osman adı altında, İslâm hukuku esasları dâhilinde toplattırıp tanzim ettirmesinden ileri gelmektedir. Kanunî hareket ve sözleri güzel, aklı kâmil, nezaketli, irfan sahibi, sözleri tatlı, âlim, hâkim ve şairlere dost, bütün maddi-manevî iyilikleri şahsında toplamış emsalsiz bir padişahtı.

Pek çok hayrat ve iyilikleri olan Kanunî, imar faaliyetleriyle de uğraştı. Memleketin hemen her yerinde camiler, mescitler, medreseler, hamamlar ve çeşmeler inşa ettirdi. Mimar Sinan’ın yaptığı Süleymaniye Camii de bu devirde Türk azameti devrinin tacını teşkil etmiştir. Koca Mimar Sinan büyük Hakan’a; ‘Padişahım sana öyle bir cami inşa ettim ki, kıyamete değin ayakta duracak bir metanete sahiptir.’ diyerek bu güzel eserini takdim etmiştir.

Pek çok özellikleri yanında büyük bir şair olan Kanuni Sultan Süleyman’ın hastalığında yazdığı şu sözü yüzyıllardır dillerde söylenmektedir.

‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’

Bir devlet adamı düşünün ki, 46 yıl boyunca ülkesini dünyanın daima zirvede ülkesi olarak idare etmeyi başarmış olsun.

Öyle bir padişah düşünün ki, yarım asırlık idaresi süresince ülkesinde günümüze ışık tutacak hürriyet ve eşitlik prensiplerine uygun bir idare tatbik etsin.

İşte bütün idaresi boyunca seferler, zaferler, adalet, eşitlik ve huzur dolu ülkesini uzun süre zirvede tutmayı başarmış bir devlet adamı, bir mücahid önder:

Kanuni Sultan Süleyman.