بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / الفسق
الأرشيف — محتوى قديم

الفسق

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

‘Fısk’ veya ‘füsuk’ sözlükte bir yerden çıkmak, ayrılmak demektir. Hayvanların bilhassa farenin deliğinden çıkmasına, meyvenin filizlenmesine, tohumun (veya tomurcuğun ) açılıp filizin dışarı çıkmasına ‘fısk’ denilir.

İslâm’dan önce hayvanlar ve bitkiler hakkında kullanılan bu kelime, Kuran’ın gelişiyle anlam sahası genişlemiş ve kavram olarak yoldan çıkma, doğru yoldan ayrılma manası kazanmıştır.

Buna göre ‘fısk’ Allah’ın (c.c.) emirlerine itaatsizlik etmek, dinin koyduğu sınırlardan dışarı çıkmak, doğru yoldan sapmak, iyi ve güzellikten ayrılmak, günaha batmak demektir. Fısk, itaatten uzaklaşma Allah’ın (c.c.) emirlerini dinlememe tavrıdır. Bu bakımdan ‘küfr’ kavramından daha geniştir. Allah’a herhangi bir itaatsizlik yapanın bu fiiline rahatlıkla fısk denir.

Fıskın çoğulu füsûk’tur.

Fısk içinde olan kimselere ‘fasık’ denilir.

Kur’an’ın geniş anlam sahası olan kavramlarından biri de fısk veya fasık kelimesidir. Allah’ın (c.c.) emrinden ya da dinin çizdiği sınırdan dışarı çıkmak anlamıyla fısk, hem iman eden bir kimsenin yaptığı bir hatadır, hem de hiç iman etmeyerek Allah’a (c.c.) isyan edenin işlediği cürümdür.

Bir çok İslâm bilgini, mü’min olduğu halde Kur’an’ın kebâir (büyük günah) dediği günahları işleyenlerin bu fiillerine fısk adını verirler. İslâm tarihinde ortaya çıkmış çeşitli mezhepler, fısk yani çekinmeden büyük günah işleyenlerin durumunu tartışmışlar, onun müslüman olarak kalıp olmayacağı üzerinde görüşlerini açıklamışlardır.

Biz o tartışmaları bir tarafa bırakıp fısk kavramının Kur’an’da nasıl ve hangi anlamlarda kullanıldığını tespit etmeye çalışalım.

FISK SAYILAN DAVRANIŞLAR

Kur’an, müşriklerin, münafıkların, ehl-i kitabın (yahudi ve hristiyanların) yaptığı hatalara, onların işlediği amellere, fısk dediği gibi, mü’minlerin işledikleri bazı günahlara da fısk demektedir. Buna göre fısk olan davranışları Allah (c.c.) ve peygamber hakkında işlenenler ile emir ve yasakların gereğini yapmama konularında olmak üzere iki bağlamda düşünebiliriz.

Allah ve Peygamber İnancıyla İlgili Fısk Sayılan Davranışlar

Fısk kelimesi bazı âyetlerde imanın karşıtı olarak kullanılmaktadır. (Bakara sûresi, 2/99.)

Fısk kelimesiyle ‘dalalet-sapıklık’ kelimesi arasında da yakın bir ilişki vardır. Bir kimse Kur’an’ın fısk dediği davranışları yaparak Dinin sınırlarından dışarı çıkar, dalalete düşer. Allah’ın âyetlerini derinlemesine düşünenler ve gereğini yapanlar hidayete kavuşurlar. Bunun tersini yapanlar ise dalalete düşen fasıklardır. (Bakara sûresi, 2/26.)

Allah ve Peygamber inancıyla ilgili fısk davranışları şöylece sıralayabiliriz;

1. Allah’ı İnkar ve Şirk Koşma

Genel anlamda fısk Allah’ın emrinin dışına çıkmak olduğuna göre fıska düşme tavrı öncelikli olarak kafirlerin veya müşriklerin sıfatıdır. Çünkü onlar, Allah’ın (c.c.) hiçbir emrini dikkate almazlar, kendilerine emredilen hiçbir şeyi yerine getirmezler. Bu anlamda fısk ile küfr arasında bir benzerlik vardır. Daha doğrusu fısk, küfrün anlam sahası içersindedir. Ancak ondan daha geniş bir manası vardır. Bu yüzden denir ki, her kafir fasıktır ama her fasık kafir olmayabilir.

Bilindiği gibi Rabbinin emrinden dışarı çıkan ilk yaratık iblistir. Kur’an onun bu itaatsizliğini fısk kelimesinin fiiliyle anlatıyor. (Kehf sûresi, 18/50.) İblis, bu tavrıyla kafirlerden olmuştur. Demek ki Allah’ın emrini tanımayarak, ona itaatten yüz çevirmek, bu emirden dışarı çıkmak fısk’tır ve bu itaatsizliği tıpkı şeytanın mantığı ile yapanlar da küfre düşerler.

Hem Allah’a şirk koşup, hem de yeryüzünde bozgunculuk çıkaran ve kendilerine gönderilen elçileri dinlemeyen müşrikler cezalandırılmışlardır. Kur’an bu şekilde davrananları iman etmeyen ve fıska düşmüş kimseler olarak anıyor. (sra sûresi, 17/16.)

Peygamberimiz (s.a.v.)’in sağlığında iman ettiğini söylediği halde Peygambere ve İslâm’a ihanet etmekten, zarar vermekten geri durmayan Abdullah b. Selül gibi münafıklar aynı zamanda fıska düşüp kafir olmuşlardır.(Tevbe sûresi, 9/84.)

Anlamsız bir biçimde uyduruk tanrılara (putlara) ibadet edenlerin tavrı da fısk’tır. Böylesine bir dalâlete (sapıklığa) düşenler de gerçeği kabul etmekten yüz çeviren fasıklardır. (Yunus sûresi, 10/33.)

Hz. İsa’ya (a.s.) indirilen dini daha iyi yaşamak için ruhbanlık uyduranlar, sonra da bırakın bu uydurdukları ruhbanlığın gereğini yapmayı; onların bir çoğu yoldan çıkmış fasıklar oldular.(Hadid sûresi, 57/27.)

Doğru yoldan çıkmış pek çok Kitap Ehlinin, Allah’ı (c.c.) ve Peygamberini inkâr etmiş münafıkların, Peygamberlerin soyundan geldikleri halde doğru yoldan ayrılmış kimselerin tutumları fısk’tır.

Allah (c.c.) kendisine inanıp salih amel işleyenleri, kendilerinden önce gelenlerin yerine halef kılar (onların yerine geçirir). Onlara yeryüzünde iktidar ve çeşitli nimetler verir. Onların korkularını emniyete çevirir. Buna rağmen onlardan kim küfre saparsa, Rabbinin âyetlerine karşı gelirse, o fasık’lardan olur. (Bakara sûresi, 2/98-99.)

Kur’an, şirk koşanlara, küfre sapanlara ve korkusuzca günâh işleyenlere ‘zalim’ demektedir. (Bakınız: Zulm) Zulme sapmak, zalim olmak da bir ‘fısk’tır. Allah’ın emirlerine karşı gelenler, dinin çizdiği sınırları taşanlar şüphesiz zulme düşerler.(A’raf sûresi, 7/165.)

2. Allah’ın Âyetlerini Yalanlama

Bir başka yerde Allah’ın (c.c.) âyetlerini yalanlayıp ‘fısk’ işlemiş, yani O’nun emrinden dışarı çıkmış olanların Cehennem’e gidecekleri vurgulanıyor. (Secde sûresi, 32/20; Ahkaf sûresi, 36/20.)

3. Münafıklık

Münafıklar, dinde iki yüzlü davranan insanlardır. Müslümanların yanında müslüman olduklarını söylerler. Ama içlerinden asla iman etmezler. Nitekim bazı münafıklar Hz. Peygambere gelip müslüman oldukları hususunda Allah adına yemin etmişlerdir. Ancak Allah (c.c.) onların bu sözlerinde yalancı olduklarını haber vermektedir. (Münafıkûn sûresi, 63/1-3.) Halbuki onlar iyiliğe (ma’rufa) engel olan, kötülükleri (münkeri) ise destekleyen fasıklardır. (Tevbe sûresi, 9/67.)

Allah (c.c.) münafıkların yaptığı hayırları kabul etmez. Bunun sebebi onların fısk’a düşmeleri; Allah’ı ve elçisini inkâr etmeleri, namaza üşene üşene gelmeleridir. (Tevbe sûresi, 9/53-54.)

4. Allah’ı Unutma

Allah’ı (c.c.) unutan ve onun hükümlerini hesaba katmayanlar da fasıklardır. Kur’an diyor: “Şu Allah’ı unuttuklarından dolayı (Allah’ın da) kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış fasıklardır.” (Tevbe sûresi, 9/67.)

5. Allah’ın İndirdiği Hükümlerle Hükmetmemek

Allah (c.c.) Peygamberin şahsında kendi indirdiği hükümlerle hükmedilmesini, insanların heveslerine (nefse uygun isteklerine) uyulmamasını emrediyor. Onun vahiy yoluyla gönderdiği hükümlerle hükmetmemek, onları bir tarafa atmak, onları beğenmemek, onların yerine başka güç odaklarının koyduğu hükümleri uygulamak fasıklıktır, yoldan çıkmaktır. (Maide sûresi, 5/47.)

6. Başka bir Şeyi Cihada Tercih Etmek

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler, size Allah ve Peygamberinden ve onun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise; o halde Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan çıkmış fasıkları hidayete (doğru yola) iletmez.” (Tevbe sûresi, 9/24.)

Dinî Emir ve Yasaklar Konusunda Fısk

Kur’an’ın fısk ya da çoğul haliyle füsuk kelimeleriyle mü’minleri de muhatap aldığını, bir takım hataları ve günahlara fısk dediğini görmekteyiz.

Fısk, az veya çok günah işlemek, dinin çizdiği itaat sınırlarının dışına çıkmaktır. Ancak genellikle çok günah işlemek hakkında kullanılır. Dinin ilkelerini ve ölçülerini kabul ettiği halde onları ihlal eden, emirleri yerine getirmeyen, yasakları işleyen kimselere fasık denir. Bu manadan hareketle günah işleyen mü’mine Fasık adı verilir. Mü’min kimsenin fıskı Dinden çıkma değil, Dinin emirlerinden sapmadır.

Kafire de fasık denilmesinin sebebi ise, aklın ve temiz yaratılışının (Fıtratın) gereği olan hükmü ihlâl edilmesidir.

1. Şirk Koşmak, Fala Bakmak, Haram Olan Etleri Yemek

Allah’a şirk koşmak putlara tapmak, fal okları veya genelde fala bakarak iş yapmak, Allah adıyla kesilmeyen hayvanların etini, ölü eti, kan ve domuz eti yemek fıstır. Kur’an bütün bunları mü’minlere yasaklıyor. Bu yasakları çiğneyenler Allah’ın emrinden çıkmış olurlar.

2. Alay Etmek, Kötü Lakap Takmak, Çirkin söz

Bir topluluğun diğerini, bir kadının başka bir kadını alaya alması, müslümanları kötü ve olmadık lakaplarla çağırmak olgun davranış değildir. Kur’an, “....bunları yapmayın” dedikten sonra “...İmandan sonra fısk ne kötü bir isimdir?” diye ilave ediyor ve bu kötü davranışları yaptıktan sonra tevbe etmeyenlere ‘zalim’ ediyor. (Hucurat sûresi, 49/11.)

Müslümanların çirkin söz kullanması her zaman kötüdür. Ancak Hacc yolculuğundaki yorgunluk bu hataya daha fazla yol açabilir. Bunun için Kur’an hacı adaylarını bu fıska düşmemeleri konusunda tekrar uyarıyor.

3. Yalancı Şahitlik Yapmak ve Yalan Haberler Yaymak

Kur’an, yalan haber üretenleri, bunlarla insanları kandırmaya çalışanları fasık olarak niteliyor ve böyle kimselerin getireceği haberlerin mutlaka araştırılmasını emrediyor. Aksi halde bilmeden bir topluluk aleyhinde haksızlık yapılabilir. (Hucurat sûresi, 49/6.) Günümüzde yazılı ve görüntülü medyanın haberlerini bu âyetin ışığında değerlendirmek ona göre bir tavır belirlemek gerekiyor.

Namuslu kadınlara zina iftirası edip, sonra dört şahit getiremeyenler da fasık’tırlar. (Nur sûresi, 24/4-5.)

4. Teref (Mal Varlığı ile Şımarma)

Kimileri servetlerine güvenerek Peygamberlerin davetlerine karşı çıkabilir, İslâm’ın emirlerine sırtını dönebilir. Böylece yoldan çıkıp fıska düşerler. (İsra sûresi, 17/16.)

5. Ahde Vefa Göstermemek

Kur’an sözünde durmamayı, ahde vefa göstermemeyi yer yer fısk olarak nitelendirmektedir. (Maide sûresi, 57106-108.)

Kafirlerin pek çoğu ahde vefa göstermez. Onlar sürekli günah işleyen kimselerdir. Onlar aynı zamanda bu açıdan da fasıktırlar. (A’raf sûresi, 7/101-102.)

Yaptıkları anlaşmalara uymayan müşrikler de fasık olmuş kimselerdir. (Tevbe sûresi, 9/8.)

6. Lut Kavminin Çirkin Fiili

Lût’un (a.s.) peygamber olarak gönderildiği kavim Kur’an’ın fısk diye nitelendiği bir çirkin fiili adet haline getirip işliyorlardı. Allah (c.c.) Hz Lût’u ve ona inanan diğer mü’minleri kurtardı, livata (homoseksüellik) fiilini yapan fasık topluluğu da ağır bir şekilde cezalandırdı.

7. İsrail Oğullarının Bazı Tutum ve Davranışları

Kur’an-ı Kerim, Allah’ın emirlerine rağmen Hz Musa’nın yanında düşmanla savaşmaktan kaçınan, Cumartesi yasağını ihlal eden, ve müslümanlardan hoşlanmayan İsrail oğullarına fasık demektir. (Maide sûresi, 5/59.)

FSKA DÜŞMENİN (Fasık Olmanın) SONUÇLARI

Allah’ın (c.c.) iradesine aykırı davranışlarda bulunmak yanlıştır ve cezayı gerektirir. Bu yanlışlık ister bir emri yerine getirmemek, isterse bir yasağı işlemek şeklinde yapılmış olsun, fark etmez. Rabbimiz fısktan ve onu işleyen fasıklardan razı olmadığını, onlara ceza vereceğini, onların kesinlikle zarara uğrayacaklarını haber vermektedir. Fısk’a düşmenin doğuracağı bazı sonuçlar şunlardır:

1. Allah (c.c.) Fasıklardan Razı Değildir

Allah (c.c.), fasıkların işlediği fısk sebebiyle onlardan hoşnut değildir.

Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin ederler. Siz onlardan razı olsanız, bile Allah (c.c.) fasıklardan (yoldan çıkmış kişilerden) razı olmaz.” (Tevbe sûresi, 9/96. )

2. Allah (c.c.) Fasıkları Hidayete (doğru yola) Eriştirmez

Rabblerine karşı sorumluluk bilinci taşımayanlar (O’ndan ittika etmeyenler) ve onun buyrukları can kulağı ile dinlemeyenler fısk’a düşerler. Allah (CC) böylelerini hidayete ulaştırmaz. (Maide sûresi, 5/108.)

Münafıklık yapıp fıska düşenleri; böylece doğru yoldan kendi arzularıyla çıkanları Allah (c.c.) hidayetten mahrum eder. Çünkü onlar O’nun âyetlerini bile bile inkar etmekte, ya da alaya almaktadırlar. Musa’yı (a.s.) dinlemeyip inciten bu sebeple de doğru yoldan sapan topluluğa da aynı gerçek söylenmişti. (Saff sûresi, 61/5.)

3. Dünyada Azap Çekerler

Kur’an’ın haber verdiğine göre Peygamberleri dinlemeyen ve Allah’ın (c.c.) davetinden yüz çeviren topluluklar çeşitli şekillerde dünyalık azapla karşılıklar. Kimileri için gökten azap iner kimilerine çetin ve dayanılmaz azap dokunur. Kimileri için Peygamber; Bizimle bu fasılk topluluğu arasını ayır diye beddua eder. (Maide sûresi, 5/25.)

Allah’ın ayetlerini korkusuzca inkar edenler ile ayetlere kaşı gelenlere mutlaka dünyalık bir azap isabet eder. Onlar bu fısk’ın karşılığı ceza olarak görürler. (En’am sûresi, 6749.)

4. Helak Edilme

Tarihte helak edilen pek çok toplumun ortak özelliği, yoldan çıkmış fasıklar olmalarıdır. Fısk sayılan tutum ve davranışlar bir yönden toplumun dengesini bozup kötülükleri yaygınlaştırırken, diğer taraftan bazı kişi ve toplumların helak edilmesine, mahvolmalarına sebep olmaktadır. Kur’an, yoldan çıkan fasıklardan başkasının helak edilmeyeceğini haber vermektedir. (Ahkaf sûresi, 46/35.)

Örneğin bazı toplumların servet sahibi zenginleri (mütref), mallarıyla kibirlenirler, Allah’ın (c.c.) âyetlerine kulak asmazlar ve doğru yoldan çıkarak fask olurlar. Allah (c.c.) böyle kimseleri yeri geldikçe helak eder. (İsra sûresi, 17/16.)

Hz Musa (a.s.) İsrail oğullarına bir şehre girmelerini emretti. Ancak onlar onu dinlemediler ve ‘Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burada oturacağız’ dediler. Bunun üzerine Allah (c.c.) onlara o şehri kırk yıl haram kıldı ve çölde şaşkın şaşkın dolaşma cezası verdi. Kur’an onlara yoldan çıkmış fasıklar demektedir. (Maide sûresi, 5/20-26.)

Fasıklığın boyutlarını ve sonuçlarını göstermesi bakımından Kur’an’daki şu örnek dikkat çekmektedir:

“(Firavun) kavmini (kendi halkını) küçümsedi, fakat onlar ona yine de itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış fasık bir topluluktu. Ne zaman Bizi kızdırdılar, onlardan öç aldık ve hepsini suda boğduk. Onları sonradan gelen (inkârcı)lara ibret alınacak bir geçmiş (e ait ders) kıldık.” (Zuhruf sûresi, 43/54-56.)

Firavun, yoldan çıkmış bir fasıktı. Yeryüzünde haksız yere büyüklenmiş ve tuğyan etmişti (azıp sapmıştı). Rabb’lık iddia ediyordu. Bunun yanında halkına zulmediyordu, onları küçük görüyor, aşağılıyordu. Hatta halkı daha iyi güdebilmek ve saltanatını devam ettirebilmek için onları gruplara bölüyor, bir kısmını öldürüyor, bir kısmını ise sağ bırakıyordu. Buna rağmen halkı ona itaat etmekten, onun peşine gitmekten vazgeçmiyordu. Hz. Musa (a.s.) ona karşı koyup halkı onun zulmünden kurtarmak istemesine rağmen; halkın bir kısmı ona destek olmaya, onun saltanatı önünde boyun eğmeye devam ettiler. Allah (c.c.) de hem Firavun’u hem de onunla birlikte fısk’a düşen halkını cezalandırdı.

Her devrin Firavunları vardır ve bütün Firavunlar birbirine benzer. Allah (c.c.) Firavunların fısk’larından ve Firavun zihniyetini bile bile onları destekleyenlerden razı değildir. Yeri ve zamanı gelince Firavunları, Firavun düzenlerini ve onlara arka çıkan şuursuz toplulukları cezalandırır.

Fasıklar Allah’a (c.c.) karşı sorumluluk duygusu taşımazlar. İlişkilerinde hakka uymak yerine çıkar düşüncesi esastır. Yalan söylemekten, insanları aldatmaktan geri durmazlar. Toplumda fesat çıkarırlar, bozgunculuk yaparlar, huzursuzluğa sebep olurlar. Onların ürettiği fısk olan tutum ve davranışlar, toplumsal çöküş sürecini başlatır ve Allah’ın azabının gelmesine sebep olur.

5. Ahiretteki Ceza Daha Şiddetlidir

Fasıklar, dünyada işledikleri fısk günahının cezasını Cehennem olarak göreceklerdir. (Ahkaf sûresi, 40/20.)

“Hiç mü’min olan kimse ile yoldan çıkmış fasık kimse bir olur mu? Elbette onlar bir olmazlar. Mü’min olup salih amel işleyenlere gelince, yaptıklarına karşılık, durulmaya değer cennetlerde ağırlanırlar. Fasık olanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevirilirler ve onlara ‘(Dünyada iken) Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın’ denilir.” (Secde sûresi, 32/18-20.)

Günümüzde bir kısım fasıklara ait medya, beyazı siyah ve siyahı da beyaz gösterebilmekte, yalan ve uydurma haberlerle kamuoyunu günlerce

meşgul edebilmektedirler. Bu insanlar haberleri kendi düşünce ve menfaatleri doğrultusunda çarptırırlar. Müslümanlar bunlar hakkında çok dikkatli olmak zorundadırlar.