الفحشاء
‘Fuhuş, fuhş, fahşa’ kelimeleri sözlükte, aşırı derecede çirkin söz ve davranış, iğrenç işler, büyük günah, edep ve ahlâka aykırı her türlü kötülük ve çirkinlik demektir.
Fahiş, bu fiilin öznesi (fail ismi) olup çirkin ve ölçüsüz iş yapan demektir. Bu fiilleri kadın yaptığı taktirde ona fahişe denir.
Türkçe’de aşırı olan şeylere yine aynı anlamda ‘fahiş’ denir. ‘Fahiş Fiat’ gibi. En çık kullanılan şekli ise, bir kadının evlilik dışı ve meslek edinerek bir menfaat karşılığı vücudunu bir erkeğe cinsel tatmin için sunması demektir.
Kur’an bu kelimeyi birkaç şekilde kullanmaktadır:
Öncelikle, şeytanın, kendini izleyenlere emrettiği ve güzel gösterdiği ölçüsüzlük ve çirkinliktir:
“O (şeytan), size yalnızca kötülüğü, çirkin-hayasızlığı (fahşayı) ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.” (Bakara sûresi, 2/169.)
Nisâ sûresi 15. ve 25. Âyetlerinde geçen ‘fahişe’ kelimesi zina anlamında kullanılmıştır. Aynı sûrenin 19. Âyetinde geçen ‘fahişe’ sözcüğü ise, çirkinlik ve hayasızlık, serkeşlik, geçimsizlik yapma, aileyi bozacak türde edepsizlik veya zina etme şeklinde anlatılmıştır.
Lût (a.s.) kavminin (Sodom) işlediği çirkin iş de, yani livata (homoseksüellik) de Kur’an tarafından ‘fahişe’, çok çirkin ve edepsiz bir fiil olarak nitelendiriliyor. İnsanlık tarihinde Lût (a.s.) kavmine kadar hiçbir toplum bu çirkin işi bu kadar yaygın ve normal hale getirmemişti. Allah (c.c.) onları Lût (a.s.) eliyle uyardı. Ancak onlar dinlemedi ve hayasızlığa devam ettiler, kadınlarını bırakıp erkeklere yanaştılar. Allah (c.c.) bu ölçüyü aşan kavmi toptan cezalandırdı. (A’râf sûresi, 7/184.)
Kur’an’ın ifadesine göre ‘fahşa’nın görüneni de vardır, gizli olanı da vardır. Kimi fahşa olan fiiller açıktan işlenir, kimileri de insanların görmeyeceği şekilde işlenir. Her şeyi bilen ve gören Rabbimiz; ‘Fahşa’nın gizlisini de açığını da yasaklamaktadır, bunlara yaklaşmayın demektedir. (En’am sûresi, 6/151.)
Cum’a hutbelerinin sonunda okunan şu âyette de iç önemli emir ve üç önemli yasak ifade edilmektedir: “Şüphe yok ki Allah (c.c.), adaleti, ihsanı (iyilik yapmayı), yakınlara vermeyi emreder. Fahşa’dan (çirkin hayasızlıktan), münkerden (kötülükten) ve (bağy’den (zorbalık ve yoldan çıkmaktan) sakındırır. (O) size öğüt vermektedir, umulur ki öğüy alıp düşünürsünüz.” (Nahl sûresi, 16/90.)
Müslüman toplum ahlâklı ve edepli toplumdur. Bu toplumda ‘fahşa’, ‘fahişe’ ve fuhuş sayılan sözler ve davranışlar pey aygın değildir. Müslümanlar bu tür işlerden hoşlanmaz ve kaçınmaya çalışırlar. Mü’minler onurlu ve haysiyet sahibi kimselerdir. Onlar, İslâm’ın getirdiği fazilet ölçülerine uyarak, söz, eylem ve toplumsal ilişkilerinde düşük, bayağı ve edep dışı şeylerden uzak dururlar. Aile yapısını ve nesilleri tahrip eden, insan psikolojisi ve ahlâkını olumsuz olarak etkileyen, kadının ve erkeğin değerini düşüren fuhşun her türlüsü ile mücadele ederler.
Ancak bir takım insanlar, ne yazık ki çeşitli araçlara başvurarak müminler arasında ‘fahşa, fahişe, fahş’un yayılmasını isterler, bunun için çaba gösterirler. Fırsat buldukça kimilerini fuhşa iterler ve bu işten zevk ve para kazanmaya çalışırlar. Kimileri de ellerindeki kitap, dergi, gazete, televizyon, film ve diğer medya ürünleri ile bu tür fahşa’nın reklam ve ticaretini yaparlar. Kimileri de bunlara engel olmak ve toplumu ve insanları korumak konumunda oldukları halde bunlara göz yumarlar ya da teşvik ederler.
İslâm’a göre ‘fuhuş’ olan bütün bu hayasızlıkları insanlar arasında yaymaya çalışanlara dünyada da ahirette de büyük bir azap vardır. (Nûr sûresi, 24/19.) Evet Allah (c.c.) bu fuhuş tacirlerinin iki dünyada da azabı hak ettiklerini haber veriyor. Onların dünyada nasıl bir azap kazandıklarını belki biz net olarak göremiyoruz ama kesinlikle cezalandırıldıkları ve dünyada asla mutlu olmadıkları açıktır. Nitekim bu çirkin işlerle uğraşanların hiçbirinin iyi bir yüzü ve iyi bir hali yoktur.
Müminler izzet ve şereflerini, haysiyet ve insanlıklarını, aile ve nesillerini, çağımızın bu hayasız hastalığından ancak İslâm’ın getirdiği ölçülere uyarak, onları ahlâk haline getirerek koruyabilirler. Fuhuş aslında şeytanın çağırdığı bir tuzak ve yoldur. Aklı başında insanlar bu ezeli düşmanlarının böylesine kurnaz ve tehlikeli oyunu karşısında uyanık olmak, onun çirkin davranışları sevimli gösterme tuzağına düşmemek zorundadırlar.