بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / الرأفة
الأرشيف — محتوى قديم

الرأفة

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

‘Re’fet’, şefkat ve merhamet göstermek, esirgemek, kalbi bir şeye dayanmamak demektir.

‘Rauf’, re’fet kelimesi ile aynı kökten olup çok esirgeyen, çok şefkat ve merhamet gösteren kimseye denir. Bu sıfat da yalnızca Allah (c.c.)’a ait olduğundan Kur’an-ı Kerim’de geçen ‘Esmaü’l-Hüsna’nın biri de ‘Rauf’tur.

“Yahut da kendilerini ağır ağır yakalayıp helak etmesinden emin mi oldular? Gerçekten Rabbiniz Rauf’tur, Rahim’dir. (Çok şefkatli ve çok merhametlidir.)” (Nahl sûresi, 16/47.)

Rauf’un anlamı ilk bakışta ‘Rahim’ kelimesinin anlamı ile aynı görünüyorsa da, ayetlerde Allah (c.c.)’ın her iki sıfatı da birlikte andığı yerlerde ‘Rauf’u ‘Rahim’den önce buyurmuştur. Bu durumda her iki kelimenin arasında az da olsa bir anlam farklılığı olduğu kesindir. Çünkü bir âyet-i kerimenin metninde aynı anlamı ifade eden kelimenin arka arkaya kullanılması Kur’an’ın belağat ve fesahatine aykırı düşer. Buna göre re’fet’in kaynağı, re’fet sahibinin iyiliği ulaştırma halinin en yüksek noktasıdır. Rahmetinki ise, kendisine rahmet edilecek kişinin iyiliğe ihtiyaç durumunun en yüksek noktada olmasıdır. Bu sebeple de re’fet, rahmet, merhamet ve şefkat anlamlarının en üstünü ve en güçlüsüdür. (Şamil İslâm Ansiklopedisi.)

Re’fet’in zıttı, merhametsizlik, acımasızlık ve zor kullanmaktır.

Hak Taâlâ, Peygamber Efendimizi kendi yüce sıfatından olan re’fet (şefkat ve merhamet göstermek)’le övüp: “Müminleri cidden esirgeyicidir, bağışlayıcıdır O.” (Tevbe sûresi, 9/128) buyurdu. Bundan başka Yüce Peygamberin ardından giden müminleri de: “Kendisine tâbi olanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk.” (Hadid sûresi, 57/27.) âyet-i kerîmesiyle övmüştür.

Acımak ve şefkat duygusunu kalbine yerleştirmiş olan re’fet sahipleri himmetlerini bir zayıf ve aciz hayvana varıncaya kadar uzatırlar. Suya düşmüş bir sineği kurtarmaya çalışırlar da düşmana karşı savunmada arslan kesilirler.

Bunun için Allah (c.c.)’ın koyduğu cezaların uygulanmasında da re’fet söz konusu değildir.