بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / الخصومة
الأرشيف — محتوى قديم

الخصومة

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Yüce Allah: “Allah kendisine haksızlık edilen dışında (hiç kimse tarafından) açıkça kötü söz söylenmesini sevmez. Doğrusu Allah işitendir,bilendir.” buyurmuştur, Peygamber (s.a.v) de “Allah’ın en sevmediği adam, inatçı, yaman hasımdır.” Yalnız haksızlığa uğrayan kimseye, çirkin söze karşılık verme hakkı tanınmıştır. Ama bu konuda aşırı gitmek, haddini aşmak, yahut inat ve eziyet etmek doğru değildir. Ancak kişi, kendini savunmak için ölçülü biçimde çirkin söze yapılan haksızlığa karşılık verebilir. Fakat dili tutmak karşılık vermemek daha iyidir. Zira kızgınlıkla bir kez dili bırakınca artık onu tutmak zor olur. Hele öfke iyice kabardığı zaman insan ne için bağırdığını, konuştuğunu da unutur, kavgacılardan her biri, kardeşine hakaret ederek, içinde kabaran kin ateşini söndürmek ister. Kardeşini üzmekle sevinir, onu sevinmesinden de üzüntü duyar. Bundan dolayı onun namusuna dil uzatır. İşte kavgaya başlayan kimse, bu sakıncaların içine düşer. En azından, gönlü, düşüncesi dağılır, namazında bile hasmıyla mücadele ile meşgul olur, huzuru kalmaz. İş, meşrû’ sınırın ve ölçünün dışına taşar(20) kaynağı, kötü ahlak alçaklıktır.

Hz. Aişe rivayetinde: “Yahudiler Allah’ın Elçisine geldiler, (selâmı ağızlarında geveleyip) ‘essâmu aleykum’ (ölüm sana) dediler. Âişe: ‘Ölüm size, Allah’ın lâneti size, gazabı da size!’ dedi. Peygamber Çirkin söz söylemek, sövmek, bed dilli olmak kötüdür, yasaktır. Bunun: ‘ Sakin ol Âişe, şiddetten, aşırılıktan sakın!’ dedi. Âişe: ‘Ya Resûlâllah, ne dediklerini işitmedin mi? dedi. Peygamber de: ‘Benim de onlara sözlerini (size de) diyerek iâde ettiğimi duymadın mı? Benim onlar hakkındaki sözüm kabul edilir ama onların, benim hakkımdaki sözleri kabul edilmez!’ buyurdu. Başka bir hadîste de: “aşırı sözlerden sakının, çünkü Allah çirkin sözler söyleyen, çirkin iş yapan kimseleri sevmez!” buyurmuştur.

Bedir’de öldürülen müşriklere sövülmesini dahi yasaklayan Peygamber (s.a.v.): “bunlara sövmeyin, çünkü sizin kötü sözleriniz onlara varmaz, fakat yaşayanları incitir. Kötü söz söylemek, alçaklıktır. demiştir. Hadîsin Nesâ ‘î’deki şekli söyledir: “Abdullah in Abbas’ın bildirdiğine göre bir adam, kendisini, cahiliyye devrindeki atalarında birine sövdü. (Babası) Abbas, adama bir tokat attı. Bu kez dövülen adamın adamları toplandılar: ‘O nasıl vurduysa bu da ona öyle bir tokat vuracaktır’ diye tutturdular, hattâ silâha davrandılar. Peygamber (s.a.v.) bunu duyunca minbere çıktı:

-Ey insanlar, acaba yer yüzünde, Allah’ın en değerli insanı kimdir?dedi.

-Sensin, yâ Resûlullah, dediler.

-Abbâs bendendir, bendendir, ben de ondanım. Ölülerinize sövmeyin, çünkü bu dirilerimizi incitir, dedi.

Adamlar gelip(özür dilediler):

-Ey Allah’ın Elçisi, senin gazabından Allah’a sığınırız, bizim için mağfiret

dile! dediler.” Yine Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur:

“Mü’min, diliyle taşlamaz, lanet etmez, kötü söz söylemez.”

“Beddillilik ve başkalarının sırrını, kusurunu açıklamak, nifâk dallarından biridir.”

“Fuhuş (çirkin iş yapmak), ve tefâhüş(çirkin söz söylemek) İslam ahlakından değildir. En iyi Müslüman ahlâkı güzel olandır.”

İbrahim ibn Meysere, “çirkin sözlü adam, kıyamet günüde bir köpek suretinde, yahut köpek vücudu içinde getirilir”demiştir. Ahnef ibn Kays da: “hastalıkların en kötüsü, beddillilik ve kötü ahlaktır” demiştir.

Çirkin söz, ya karşıdakini incitmek için veya fâsık adamlarla sürekli oturmakla kazanılan alışkanlık dolayısıyla söylenir. Çünkü sövmek, öylelerinin geleneğidir. Peygamber (s.a.v.), kendisinden öğüt isteyen bir göçebeye: “Allah’tan kork, biri sende var olduğunu bildiğin bir kusurundan ötürü onu yerme. Böylece onun vebâli kendi boynuna, sevâbı da sana gelir. Ve asla bir kimseye sövme!” demiştir. Bu hadîsi rivayet eden göçebe: “Ondan sonra hiç kimseye: ne hürre, ne köleye, ne deveye, ne de koyuna sövmedim!” demiştir.

Peygamber (s.a.v.): “Mü’mine sövmek fısk, onu öldürmek küfürdür.” “Sövüşenlerden hangisi önce başlarsa vebâl ondadır. Mazlûm haddi aşınca durum değişir (o da günâha girer.”

“En büyük günâhlardan biri de adamın kendi babasına, annesine sövmesidir.

-Ey Allah’ın Elçisi, adam nasıl kendi babasına ve anasına söver? dediler.

-Ötekinin babasına söver, o da bunun babasına söver, buyurdu.”

Bir insana, yahut hayvana, ya da herhangi bir cansıza lanet okumak kesinlikle yasaktır. Günahkara dahi lanet okunmaz. Mü’min dilini lanete alıştırmaz. Çünkü Peygamber (s.a.v.): “mü’mün lanetçi olmaz.” Allah’ın lanetiyle, gazabıyla, cehennemiyle birbirinize lanet okumayın(birbirinize Allah sana lanet etsin, Allah’ın gazabına uğra, cehenneme gir’ demeyin). buyurmuştur.

Sahabilerden şarap içen Nuayman’a birkaç kez Allah’ın Elçisi (s.a.v.)’in meclisinde had vurulmuştu (ayakkabı ve hurma dallarıyla dövülmüştü). Bunlardan birinde bir sahabi:

-Allah ona lanet etsin bu işi ne kadar çok yaptı! Deyince Allah’ın Elçisi (s.a.v)

-Kardeşine karşı şeytanla birlik olma!

-Bir rivayette de:

-Öyle deme, o Allah’ı ve Elçisini seviyor! dedi.” Böylece adamı lânet okumaktan menetti.

Hasılı insanlara lânet okumak, tehlikeli bir iştir. Şeytana lânet okunur, fakat ona dahi lânet okumamanın bir zararı yoktur.

Ölülere lânet okumak, dirilere lânet okumaktan daha kötüdür. Mesrûk demiş ki: “Hz. Aişe (r.a.)’ nin yanına girdim.

-Falan kimse ne yaptı? Allah ona lânet etsin, dedi.

-Öldü, dedim.

-Öyleyse Allah ona rahmet etsin, dedi.

-Nasıl olur (önce lânet ettin, öldüğünü duyunca rahmet okudun?) dedim.

Dedi ki:

-Allah’ın Elçisi (s.a.v.): ‘Ölülere sövmeyin, çünkü onlar yapıp gönderdikleri işlerine kavuşmuşlardır (hak ettikleri yeri bulmuşlardır.’ buyurdu.”