بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق التجارة / أخلاق التجارة / الحياة التجارية للنبي ﷺ
أخلاق التجارة

الحياة التجارية للنبي ﷺ

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

HZ. PEYGAMBER (s.a.v.)’İN TİCARÎ HAYATI

Araplar, özellikle Kureyş kabilesi, yani Hz İsmail (a.s.)’in torunları, İslâm’ın doğuşundan yüzlerce yıl öncesinden beri ticaretle uğraşırlardı. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in büyük dedesi Hâşim, Arap kabileleriyle ticaret anlaşmaları yaparak, soydan gelen bu kazanç yolunu daha da sağlamlaştırmış ve düzenli bir hale getirmişti. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in amcası Ebu Tâlib de tüccar olduğundan Hz. Peygamber (s.a.v.), erginlik çağına ulaşır ulaşmaz geçimini kazanma düşüncesine yöneldiğinde ticaretten daha iyi bir meslek göremedi.

Hz. Peygamber (s.a.v.), çocukluğunda amcası Ebu Tâlib ile birlikte bazı ticaret yolculukları yapmış olduğundan her çeşit tecrübeyi kazanmış ve ticaretteki güzel davranışlarının, iyi hareketlerinin şöhreti her tarafa yayılmıştı. İnsanlar genellikle sermayelerini tecrübeli ve güvenilir bir kişinin ellerine teslim ederek kazanca ortak oluyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.v.) en çok güvenilen, halkı arasında en dürüst kabul edilen kişi olduğu için, kendisine yapılan bu tür teklifleri memnuniyetle kabul ediyor, ortaklığa razı oluyordu.

Tarih ve hadis kitaplarında bildirilen Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ticarî ortaklarının anlattıklarından, bu işi ne kadar dürüst ve başarılı bir şekilde yürüttüğü açığa çıkmaktadır. Güzel ahlâk değerleri içerisinde tüccarlarda en az rastlanan ve en az görülen özellik, sözünde durma ve vaadini yerine getirme olabilir. Ama Peygamberlikle şereflenmeden önce Mekke’nin bu güvenilir tüccarı Hz. Muhammed, ahlâk örneğinin en güzel uygulayıcısı idi. Bir sahabî olan Abdullah b. Ebu’l-Hamsâ’ (r.a.) şöyle anlatıyor: ‘Peygamberlikten önce Rasûlullah (s.a.v.)’den alış-veriş yaptım. İşimizin bir bölümünü halletmiş, bir bölümü kalmıştı. Tekrar geleceğim diye söz verdim. Tesadüfen üç gün boyunca verdiğim sözü unutmuş ve bir türlü hatırlayamamıştım. Üçüncü gün hatırlayıp da söz verdiğim yere ulaştığımda Hz. Peygamber (s.a.v.)’i orada bekler buldum. Verdiğim söze aykırı davranmamdan dolayı alnında bir kırışma bile olmadı. Sadece: “Beni yordun. Üç gündür burada seni bekliyorum.” buyurdu. [1]

Ticari işlerini her zaman temiz yapar, hiçbir pürüz bırakmazdı. Peygamberlikten önce kendileriyle ticarî ilişkide bulunduğu kimseler bile buna tanıklık ederlerdi. Sâib (r.a.) adında bir sahabi Müslüman olduktan sonra Peygamber (s.a.v.)’in mübarek huzuruna geldi. Bunun üzerine halk onu övdü. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Onu sizden daha iyi biliyorum” buyurunca, Sâib: ‘Anam babam size feda olsun, siz benim ticaret ortağımdınız ama daima işlerinizi temiz yapardınız. Hak konusunda kimseye aldırış etmez, hak neyse onu yerine getirir, kimsenin zararını istemezdiniz’ dedi.

Mahzûm kabilesinden Kays b. Sâib isimli başka bir sahabi de Rasûlullah Efendimize ticaret ortağı olmuştu. O da aynı ifadelerle Hz. Peygamber (s.a.v.)’in güzel davranışlarına, iyi muamelesine tanıklık etmiştir. Allah Rasûlü ticaret amacıyla Suriye, Busrâ ve Yemen’e seferler yapmıştı.

Hz. Hatice (r.a.), şerefli, iffetli bir kadındı. Soyu, beşinci göbekte Hz. Peygamber (s.a.v.)’in soyu ile birleşmekteydi. Bu soy birleşmesinden dolayı Peygamberimizle akraba idi. Daha önce iki evlilik yapmıştı. Şimdi ise duldu. Çok yüce duygulu ve temiz ahlâklı olduğundan dolayı cahiliyet döneminde insanlar onu ‘tâhire’ (temiz kadın) adıyla çağırırlardı. Son derece zengindi. Tabakât-ı İbn Sa’d’de: ‘Mekkeliler’in ticaret kervanı malları yüklenip harekete geçtiğinde, tek başına onun ticaret malı bütün Kureyş’in ticaretine eşit olurdu’ denilmektedir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) artık 25 yaşına gelmişti. Çeşitli ve önemli toplantılara katılmıştı. Ticaret işi sayesinde insanlarla ilişkiler kurmuştu. İyi davranışı, dürüstlüğü, doğruluğu ve güzel ahlâkı her tarafta ün salmıştı. Herkesin O’na hayranlık duyması ve O’nu dürüstlük abidesi olarak tanıması, kendisine ‘Muhammedü’l-Emin’ (Güvenilir Muhammed) ünvanını kazandırmıştı. Hz. Hatice (r.a.) bunları göz önüne alarak Hz. Peygamber (s.a.v.)’e: ‘Benim ticaret mallarımı alıp, Şam’a satmaya götürün, karşılığında size başkalarına verdiğimin iki katını vereceğim’ diye haber gönderdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu teklifi kabul etti ve ticaret malını alarak Busrâ’ya gitti.

Hz peygamber (s.a.v.), peygamberlik görevi kendisine verildikten sonra da Mekke’de iken pazarları dolaşır, hayatını kazanmak için ticaret yapardı. Hatta müşrikler, ‘Bu nasıl peygamber ki yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor?’ diyorlar ve O’nun ticaret yapmasını ayıplıyorlardı.

Allah (c.c.) onların bu itirazlarına karşılık şu ayeti gönderdi: “Ey Rasûlüm! Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz yemek yerler, çarşı pazarda gezerlerdi.” [2]

Çünkü alış veriş yaparak rızkını kazanmak için çarşı pazarda dolaşmak mübah bir davranıştır. Yasak veyahut ayıp değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Pazar hayatı hakkında güvenilir kaynaklarda oldukça fazla bilgi vardır.

[1] Ebu Davud, 2/317.

[2] Furkan sûresi, 25/20.