بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / التعزية
الأرشيف — محتوى قديم

التعزية

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Musibetle karşılaşan kişiyi teselli etme, sabra teşvik etme. “Aza” fiilinden “tef’il” babında bir mastar. Türkçe de ; bir yakını vefat eden kimseye baş sağlığı dilemek, geçmiş olsun dileklerini bildirmek anlamında kullanılır.

Bir yakını vefat eden bir mümine taziye de bulunmak İslam ahlâkındadır. Ancak cenaze sahiplerinin acısını yenilememek üç günden fazla taziye de bulunmak mekruh sayılmıştır. Diğer yandan cenazenin defninde bulunmayan uzaktaki kimseler üç günden sonra da taziye de bulunabilirler.

Hz. Peygamber (s.a.v.)üç güne kadar yaz tutmaya izin vermiş ve şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve Ahiret gününe iman eden kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helal değildir. Ancak kocası için iddet süresi olan dört ay on gün yas tutması müstesnadır” (Eş-Şevkani,Neylü’l,- Evtar, VI, 292).

Definden ön veya sonra ölüme ağlamak ittifakla caizdir. Ancak sesi yükseltmemek, çirkin sözler söylememek ve ağıt yakmamak gerekir. Çünkü oğlu İbrahim ölünce Hz. Peygamber (s.a.v.) ağlamış, yine kızının oğlu Can çekişmekte iken kendisine arz edilince gözlerinden yaşlar boşanmış. Sebebi sorulunca da şöyle cevap vermiştir: “Bu, Allah rahmetidir, onu kullarının kalplerne koymuştur. Allah ancak merhametli olan kullarına merhamet eder” (Bk. Buhari, Cenaiz, 44; Tevhid, 25; Müslim, Cenaiz, 12, 106; Ebu Davud, Cenaiz, 77; İbn Abidin, Reddül- Muhtar, mısır, T.y., 1, 841; Eş-Şirbini, Muğnil- Muhtac, Mısır t.y., 1, 355vd.; Eş-Şirazi, El-Mühezzeb, Mısır t.y., I, 139)

Sonuç olarak diğer müminlere karşı görevlerinden biri de onu son yolculuğuna uğurlaması ve definden sonra da onu yakınlarına baş sağlığı dileğinde bulunmasıdır. Bir musibete, felakete uğrayan kimselere sabır tavsiyesinde bulunmak, meydana gelen musibetle kaderin tecelli ettiğini ve bunu geri çevirmenin artık mümkün olmadığını, bu nedenle kadere teslim olmanın kişiyi ruhi rahatlıkla erdireceğini telkin etmek gerekir.