GARAZ
‘Garaz’, maksat ve hedef anlamındadır. En çok kullanıldığı anlam ise, insanın içinin düşmanlık ve kötü çıkar düşünceleri ile dolu olmasıdır.
‘Garaz’ sahibi kimseler, fırsat buldukları zaman bu kinlerini açığa vurmaktan da çekinmezler. Bu duyguları sebebiyle Allah Teala onları kınamakta ve azaba uğrayacaklarını ifade etmektedir. Başkalarını küçük görmekten veya çekememekten kaynaklanan bu duygu, insanlar arasında kin ve nefret duygularının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu duygu kâfirler tarafından Müslümanlara genel olarak beslenmektedir.
“Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin (garaz) ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır.
Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık. İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman ‘inandık’ derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "‘kininizle geberin!’. Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir. Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'tan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.” [1]
Ayet-i kerimede ifade edildiği gibi İslâm'a karşı kin, garaz ve gayzları o kadar dehşetli, o derece şiddetli ki, bu tutumları ‘haberi verirken’ bile yüzlerinde açık bir şekilde okunuyor. Kendilerine göre ‘iyi olan bir haberi’ verirken seviniyor, aksi durumda suratları asılıyor, bir acayip hal alıyorlar.
“Biz Hıristiyan'ız” diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu unutmuşlardı. Biz de onların arasına, kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık soktuk. Allah, ne yapmış olduklarını onlara elbette haber verecektir.” Allah (c.c.), kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu unutmaları ve ense arkası yaparak unutturmaları dolayısıyla onların arasına kin ve garaz duygularını yerleştirmiştir.
Bu duyguları insanın içine yerleştiren varlığın şeytan olduğunu ve şeytanın bunu gerçekleştirme yollarının içki, kumar gibi haramlar olduğunu Cenab-ı Allah ayette şöyle ifade etmektedir: “Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?” [2]
Garazkârlıklarını açıkça ortaya koyan insanların kötülüklerinden korunmak mümkündür. Bundan dolayı bu tür açık kincilerden çok gizli kincilerin tehlikesi fazladır. Bunun için dostluk kurulacak kişinin ahlâk ve duygularını iyice incelemek ve bunun sonucunda çekememezlik hastalığı olan ve içinde gizli düşmanlık besleyen kişilerle ilişkilerden uzaklaşmak gerekir. Çünkü bu insanlardan Allah (c.c.)’ın razı olacağı davranışlar beklenmemelidir. Bu husustaki bir dörtlük şöyledir:
İşin öfke ve garaz,
Hikmet, sana uğramaz
Yüreğin kıpırdamaz
"Sen derviş olamazsın!"
Bunun incelemesi nasıl olacaktır? İnsanlar yaptıkları ve duydukları şeyleri çoğu zaman gizleyemezler. Kalbinde kindarlık ve garazkârlık olan kişi ise başkaları hakkında beslediği duyguları, düşmanlıkları kendi cesaretinin bir güzel sonucu gibi anlatır durur. İşte bu sözleri güzel bir şekilde analiz eden kimse, o insanın ahlâk durumunu derhal ortaya koyar.
“Ümmet'imin ihtilafı rahmettir.” hadisinde ifade edilen ihtilaf müsbet ihtilaf olup, kişiler kendi meslek, meşrep ve cemaatlerinin eksiklerini gidermeye ve insanların sevgi ve saygısını kazanmasına gayret edebilirler. Bu ise rahmetin kazanılmasına vesile olur. Menfi ihtilafta ise garazkârane ve adavetkârane birbirinin tahribine çalışmak vardır. Bu durum ise Müslümanların birbirine kin ve nefret duyguları ile bakarak garaza düşmelerine sebep olmaktadır.
Garaz, amaç ve hedef anlamında kullanılırsa, dünya ve ahiret işlerinde aşırıya vardırılmamak koşulu ile çirkin sayılmaz. Bu durum, açık ya da gizli olarak herkeste bulunur. Hedefsiz, amaçsız kişi hemen yok gibidir. Hatta hakikate gönül vermiş uyanık kişiler gaye ve hedef taşımayan fikir sahiplerinin davranış ve tutumlarını aklı başında olmayanlara benzetmişlerdir. [3]
Bilirsin kimlere kinim, garazım,
Sanadır ilticam, Sana niyazım...
Mal-mülk, evlat-iyal, bana ne lâzım,
Son nefeste imanımdan ayırma...
Yukarıdaki beyitte ifade edildiği gibi garaz Müslümanlara karşı güdülmez. Garaz duyuluyorsa dahi- "El hubbu lillah-vel buğzu fillâh-vel hükmü lillah" (Muhabbet Allah için, düşmanlık Allah için, hükümse Allah'a ait) cümlesinde beyan edilen meşru ve muteber bir şekilde olmalıdır. Aksi ise zulümdür. Bunu sağlayacak müminler ise hiçbir garaz duymadan Hak’ın emirlerine sarılmalıdırlar. Bunun yolu ise ayette geçen iyiliği emredip, kötülükten sakındırmakla sağlanır. “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırsınız.” [4]
Bu durum garazlardan yani nefsin kontrolünden kurtulmakla elde edilir. “Allah yolunda hür bir adamın şehâdetini dinle; zîrâ nefsine köle olanın şehâdeti, iki arpa tanesine bile değmez. Hürlük ise, nefsânî garazlardan kurtulmak ile mümkündür..”
“Nefis ve şehvetinin esiri olana gelince, o, köleden ve esirden daha beter bir durumdadır. Çünkü köle, efendisinin bir sözüyle âzâd olur ve hürriyetine kavuşur, ancak nefis ve şehvetin kulu olan, yaşadığı geçici lezzetlerle sarhoş olarak acı bir felâketin ebedî hüsrânında uyanır.”
“Nefis ve şehvetine uyanlar, kendilerini öyle dipsiz bir kuyuya atarlar ki, onları kurtarmak için kuyunun dibine ulaşacak ip âdetâ yok gibidir.”
[1] Al-i İmran sûresi, 3/118–120.
[3] Tasvir-i Ahlâk, A. Rıfat.
[4] Âl-i İmran sûresi, 3/110),.