İHSAN

 

‘İhsan’ kelimesi, ‘hasene’ kökünden türemiştir. Bütün güzellikleri ve rağbet edilen şeyleri ifade eder.

 

İhsan; güzellik, uygunluk, güzel olan şeyi en güzel şekilde yapmak demektir.

 

İnsan ahlâkının iki yönü vardır:

Birincisi ; başkasına iyilik etmek, nimet kazandırmak, yardımcı olmak ve bütün bunları güzellikle yapmak,

 

İkincisi ; Amelde ihsan, yani bir şeyi güzel bir bilgi ile bilmek, (örneğin Allah’ı)  veya bir şeyi güzel bir amelle yapmak.

 

Kur’an-ı Kerim’de, “Allah her şeyi güzel bir şekilde yarattı.” [1] denilmekte ve ‘ihsan’ kelimesi kullanılmaktadır.

 

Eğer insanlar hep ‘ihsan üzere’ olurlarsa, yani hep güzel işler yaparlarsa davranışlarını ‘ihsan’ üzere gösterirlerse, bunun karşılığı olarak (ihsan) görürler, güzellikle karşılık görürler.

 

İhsan ahlâkı, adaletten daha kapsamlı bir güzel huydur. Çünkü adalet anlayışında, karşıdakinin hakkını vermek varken, ihsan’da ise hakkından daha fazlasını vermek, daha güzeli ile karşılık vermek anlayışı vardır.

 

Adaletli olmayı dinimiz bir farz ve bir gereklilik olarak müslümanlara emrediyor. Ancak ihsan, bundan daha kapsamlı ve üstün olduğu için onu hem emrediyor, hem de fazlasını tavsiye ediyor. İhsan sahibi olmak menduptur.

    

İhsan sahibi olanları Allah (c.c.) ‘muhsin’ diye tanımlıyor ve onları övüyor.

 

“Kim, din yönünden iyilik edici (ihsan sahibi) olarak yüzünü Allah a teslim edip dosdoğru İbrahim dinine tabi olan kimseden daha güzel olabilir ? Allah, İbrahim’i dost edinmiştir.” [2]

 

Allah (c.c.), ihsan sahibi olan Muhsinlerle beraberdir, onları sever, onları korur, onlara dünya ve ahirette iyilik verir. [3]

 

İhsan, aynı zamanda Allah (c.c.)’ı görüyor gibi ibadet etmektir. Meşhur Cibril hadisinde Peygamberimiz (s.a.v.) ‘ihsan’ı şöyle tanımlamıştır :

“İhsan, Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan bile O seni görüyor.” [4]

 

Burada bizzat Allah (c.c.)’ı görmek değil, Allah (c.c.)’ın sıfatlarını, Rabbliğini ve azametini göz önünde bulundurmak amaçlanmaktadır. Mümin, ibadetini ihsan üzerine yapar, yani ibadetini amacına ve hikmetlerine uygun olarak en güzel şekilde yapar. Bu da Allah (c.c.)’ı görüyor gibi bir duygu içerisinde olmakla mümkündür.

 

                                                        İhsanın Önemi

 

Mümin, yalnızca ibadet değil, bütün davranışlarında ihsan üzerinde bulunur. Hatta bir hayvanı boğazlarken bile ‘ihsan’ ile, şefkat ile boğazlanması emredilir.

 

Yapılan iyiliklerin ‘ihsan’ üzere olabilmesi için, ibadetlerin Allah (c.c.) rızası için yapılması şarttır. Çünkü amellerde, ibadetlerde gözetilen amaç budur.

 

Ana-babaya ihsan edilmesi emrediliyor. Çünkü onlar çocuklarına çocukluk ve gençlik dönemlerinde yeterince ihsanda bulunmuşlardır. [5]

 

Halk arasında, yapılan maddi yardımlara da ‘ihsan’ denildiğini hatırlayalım. Yoksullara veya muhtaçlara yardım etmek, ‘ihsanda bulunmak, ihsan etmek’ şeklinde adlandırılmaktadır.

 

Müslüman, insanlara güzellikle, ‘ ihsan ahlâkı’ ile davranır. İbadetlerini ihsan şuuru ile yapar, kendisine yapılan ‘ihsan’ları ile iyilikleri, gerek Allah’tan gelsin gerek kullardan gelsin inkar etmez, ihsan’a ihsanla karşılık verir. [6]

 

Mümin kimse, ihsan sahibi olmasının (muhsin olmasının) karşılığını yine ilahi ihsan olarak yalnızca Rabbinden bekler. [7]

 

                                                      İhsan Sahibi Kimseler

 

Allah (c.c.) muhsinleri sever. [8]  Muhsin, güzellik sergileyen, güzel işleri layık oldukları bir şekilde yapan, bol bol ihsan’da bulunan demektir. Müminler inandıkları Rabblerinden öğrendikleri ihsan ahlâkı ile, sürekli ihsan ederler, muhsin olmaya çalışırlar. [9] 

 

Muhsinler (ihsan sahipleri), bütün işlerini Allah (c.c.)’ın razı olacağı şekilde güzel ve takvaya uygun yaparlar. Onlar, çirkin, bayağı, kötü, zararlı ve yararsız amellerden, faaliyetlerden uzaktırlar. Muhsin olanlar, insanlar içerisinde güzel davranışların, işleri güzel yapmanın sembolüdürler.

 

Kur’an-ı Kerim, Allah (c.c.)’ın muhsinlerle beraber olduğunu açıkladığı gibi [10] onlara müjdeler verildiğini [11] ve Kur’an’ın onlar için bir rahmet olduğunu açıklıyor. [12] Muhsin olarak özlerini hakka bağlayanlar gerçekten kopmaz bir ipe bağlanmış olurlar. [13]

 

Allah (c.c.) müminlere adaletle beraber ‘ihsan’ı da emrediyor. [14] Allah (c.c.) insanlara ihsanla davrandığı gibi onlarında ihsan sahibi olmaları en güzel şeydir. [15]                 

 

“Allah adaleti, ihsanı, akrabaya yardım etmeyi emreder, her türlü ahlaksızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Tutasınız diye size öğüt verir.” [16]

 

Cuma hutbelerinin sonunda hatipler tarafından okunan bu ayette, dünya ve ahiret düzenini sağlayan, üç güzel ahlâk emredilmekte; düzeni bozan üç kötü ahlâk da yasaklanmaktadır. Emredilen güzel huyların başında, dinin ruhu olan ‘ihsan’ gelmektedir.

 

İslâm ahlâk sisteminde bu kadar önemli bir yeri bulunan ‘ihsan’ kavramının değişik türevlerinde kullanılan kelimeler, müslümanların çocuklarına verdikleri isimler de olmuştur. İhsan, Muhsin, Tahsin, Hasan, Hüseyin, Muhsine, Hüsniye kelimeleri asırlardan beri müslümanların ismi olagelmiştir.

 

Her Müslüman, din kardeşinin gizli ve açık yerlerde, sevinçli ve kederli günlerinde malıyla ve canıyla yardım ederek hizmetine koşmalıdır. Mümin kardeşi yoksul ve tardıma muhtaç ise onun ihtiyaçlarını istemeye gerek bırakmaksızın karşılamalıdır. İşte bütün bunlar ihsan ahlâkının uygulamalarıdır.     

 

İşte bu sayılan güzel amelleri ticarette uygulayan Müslüman tüccar, ticarette ihsanı yaşamakta ve ihsanın faziletlerine sahip olmaktadır. Ne mutlu ihsan ahlâkını ticarette de yaşayan tacirlere !



[1]  Secde sûresi, 32/7.

[2]  Nisa sûresi, 4/125.

[3]  Bakara sûresi, 2/195.

[4]  Buhari, Müslim.

[5]  İsra sûresi,  17/23.

[6]  Bakara sûresi,  2/195.

[7]  Rahman sûresi,  55/60.

[8]  Al-i İmran sûresi,  3/134, 148.

[9]  Nahl sûresi,  16/127.

[10]  Nahl sûresi, 16/128.

[11]  En’am sûresi, 6/154.

[12]  Lokman sûresi, 31/3.

[13]  Lokman sûresi, 31/22.

[14]  Nahl sûresi, 16/90.

[15]  Kasas sûresi, 28/77.

[16]  Nahl sûresi, 16/90.